1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Kayıtdışılığa karşı toplumsal mutabakat
Kayıtdışılığa karşı toplumsal mutabakat

Kayıtdışılığa karşı toplumsal mutabakat

Kıbrıs Türk Ticaret Odası için Vergi Dairesi eski müdürlerinden Göksel Saydam, Çalışma Bakanlığı eski müsteşarlarından Aziz Gürpınar, Maliye Bakanlığı Eski Müsteşarlarından Zeren Mungan ve DAÜ Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Besim tarafından hazırlanan

A+A-

 

 

Çalışma Bakanlığı eski müsteşarlarından Aziz Gürpınar ve Maliye Bakanlığı eski müsteşarlarından Zeren Mungan kayıtdışılığın minimize edilmesi için toplumsal mutabakatın şart olduğunu vurguladı

 

Kayıtdışılığa karşı toplumsal mutabakat

 

·        Mungan: Kayıtdışı ekonominin kayıt altına alınmak suretiyle minimize edilmesi için toplumsal mutabakat şarttır. KKTC'nin gelişmiş, kendi ayakları üzerinde duran, daha çok yatırım yapılan bir ülke olması isteniyor ve işsizlik sorununa çare bulmuş bir vatan hedefleniyorsa bu sorununun devlet politikası olarak ele alınıp toplumsal mutabakatla çözümlenmesi gerekiyor.

 

·        Gürpınar: Toplumun bütün kesimlerinin bu sorumluluğu hissetmesi ve bu konuda ortak bir irade beyanı ortaya koyması, bu irade doğrultusunda sorumluluklarını yerine getirmesi gerekiyor. Eğer bunu başarabilirsek bu irade mutlaka siyasi kararlılığa da yansır. Bu ülkede bu konularda çaba sarfedebilecek ve bu sorunun üstesinden gelebilecek güç ve potansiyel vardır.

 

 

 

   Kıbrıs Türk Ticaret Odası için Vergi Dairesi eski müdürlerinden Göksel Saydam, Çalışma Bakanlığı eski müsteşarlarından Aziz Gürpınar, Maliye Bakanlığı Eski Müsteşarlarından Zeren Mungan ve DAÜ Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Besim tarafından hazırlanan “KKTC’de kayıtdışı ekonomi -tanımı, nedenleri, yarattığı sorunlar ve çözüm yolları” isimli raporda kayıtdışı ekonominin kayıt altına alınmak suretiyle minimize edilmesi için toplumsal mutabakatın şart olduğu vurgulandı.

   Gürpınar ve Mungan, raporu ve kayıtdışılıkla mücadelenin detaylarını Face to Face’e anlattı.

   Mungan, kayıtdışı ekonomi sorununun devlet politikası olarak ele alınıp toplumsal mutabakatla çözümlenmesi gerektiğinin altını çizerek, “Kıbrıs Türk toplumu dünyadaki çoğu toplumdan çok daha eğitimli, çok daha kültürlü, çok daha ileriyi görebilecek durumda, kayıtdışılıkla mücadeleyi başaramamamız için hiçbir neden yok. Önemli olan birlikte hareket edebilmek ve ortak paydalarda buluşabilmektir” dedi.

   Gürpınar da, ilgili paydaşların birlikte oluşturacağı yapılanma sayesinde kayıtdışı ekonomi sorununu aşmaya yönelik ortak, bütünlüklü bir eylem planının hazırlanması gerektiğine dikkat çekerek, “Toplumun bütün kesimlerinin bu sorumluluğu hissetmesi ve bu konuda ortak bir irade beyanı ortaya koyması, bu irade doğrultusunda sorumluluklarını yerine getirmesi gerekiyor. Eğer bunu başarabilirsek bu irade mutlaka siyasi kararlılığa da yansır. Bu ülkede bu konularda çaba sarfedebilecek ve bu sorunun üstesinden gelebilecek güç ve potansiyel vardır” diye konuştu.

 

·        Soru: Böyle bir çalışma yapmaya neden ihtiyaç duyuldu? Kıbrıs Türk Ticaret Odası ile nasıl bir araya geldiniz?

·                 Mungan: Kayıtdışı ekonomi sorunu yalnızca çalışanlar ve hükümetlerce değil, bunun yanında, iş dünyası ve işverenlerce de önemli bir sorun olarak ortaya konmakta ve tedbir alınması gerektiği ifade edilmektedir. İşverenlerin kayıtdışılıktan gördükleri en büyük zarar haksız rekabetle karşı karşıya kalmalarıdır. Kıbrıs Türk Ticaret Odası kayıtdışılığın bütününe yönelik bir rapor ihtiyacını ortaya koydu. Dünyanın gelişmiş ülkelerinde sivil toplum örgütleri belli konuları bağımsız tarafsız kişilere inceletiyorlar, bunların sonuçları çeşitli kesimler tarafından değerlendiriliyor ve yeni politikalar oluşturulması imkanı sağlanıyor. Bu yaklaşımla Ticaret Odası da bizlerle temasa geçti ve bizler Zeren Mungan, Aziz Gürpınar, Mustafa Besim ve Göksel Saydam bu çalışmayı gerçekleştirdik. Değişik kesimlerce farklı anlamlar ifade eden kayıtdışı ekonomi, bu çalışmada “Beyan Edilmeyen Gelir”, “Kayıtdışı İstihdam”, “Yasadışı Ekonomi”, “Kayıtdışı Milli Gelir” olarak dört farklı yönüyle incelendi.

 

“SIFIRLAMAK HEMEN HEMEN İMKANSIZ”

 

Dünyanın her yerinde kayıtdışılık sözkonusudur ancak boyutları farklıdır. Her ülke kayıtdışılıkla mücadele ederken bunu minimuma çekme gayreti içerisindedir. Bunu sıfırlamak hemen hemen imkansızdır. AB ülkelerinde %10-20 arası bir kayıtdışılık görülüyor. Ülkemizde kayıtdışılığı %10’lu rakamlara çekebilirsek ciddi bir başarı olur. Ülkemizdeki araştırmalara göre milli gelirdeki kayıtdışılık %20-40 arasında seyrederken, vergi yönündeki kayıtdışılığın boyutların ise %50’den fazla olduğu görülmektedir.  Çalışmamızın ikinci aşamasında da kayıtdışılığın ölçülebilmesiyle ilgili yeni çalışmalar yapılması gerektiği inancındayız.

 

TANIMLANMASI VE TESPİTİ ZOR”

 

·        Soru: Kayıtdışılık nedir?

·        Gürpınar: Kayıtdışı ekonomi, çalışmamızda “milli gelir istatistiklerinde yer almayan, vergi, sosyal güvenlik ve diğer resmi istatistiklerde olmayan ve/veya kapsanamayan yasal veya yasadışı tüm ekonomik faaliyetler ve onların sonuçları” olarak tanımlanmıştır. Kayıtdışı ekonomi doğası ve özellikleri gereği tanımlanması ve tespiti zor bir olgudur. Bir maliyeci için kayıtdışı ekonomi daha çok vergi kaçakçılığıyla ilgiliyken, aynı kayıtdışı ekonomi bir hukukçu için bireyler ile devlet arasındaki ilişkilerin yasal olup olmadığı ile ilgilidir. Bir çalışan için kayıtdışı ekonomi sosyal güvencesiz ve sigortasız çalıştırılma iken, bir girişimci için kayıtdışı ekonomi haksız rekabete uğramadır. Ekonomik ve sosyal göstergelerin doğruluğu konusundaki endişenin artması, ülkedeki belge-fatura sisteminin gelişmemesi, kaçak çalışma yaşamının çok belirgin hale gelmesi, yasadışı faaliyetlerin artması ve yoğunlaşması kayıtdışı ekonomi alanındaki tartışmaları artırmıştır.

 

“ÇEŞİTLİ NEDENLERİ VAR”

 

·        Soru: Kayıtdışı ekonominin nedenleri ve sonuçları nelerdir?

·        Gürpınar: Çok çeşitli nedenleri vardır. Genel olarak ekonomik faaliyetler üzerindeki vergi, harç, sosyal güvenlik primi gibi kamusal yüklerin yüksek olması kayıtdışılığı artırır. Enflasyonun yüksek olduğu dönemlerde sabit gelirli geniş kitleler enflasyon dolayısıyla erozyona uğrayan gelirlerini telafi etmek için de kayıtdışılığa yönelebilirler. Bunun yanında, işletmeler de maliyetlerini azaltabilmek gayesiyle kayıtdışı ekonomiye yönelebilirler. Ülkedeki vergi sistemi enflasyon etkisini dikkate almıyor, enflasyon muhasebesi gibi düzenlemeler içermiyorsa, bu durumda bireyler, aşırı yüklerden korunmak için kayıtdışı faaliyetlerde bulunabilirler. İstikrarsız ekonomiler ve kriz dönemleri de kayıtdışılığı artırır. Örneğin bizim ülkemizde olduğu gibi vergi politikası sabit ve istikrarlı değilse, insanlar nasıl bir vergi veya harçla karşılaşacaklarını bilmiyorsa, kendilerini belirsizliklere karşı korumak için kayıtdışılığa yönelebiliyor. İşsizlik de kayıtdışılığı artırıyor. Özellikle işsiz kitleler, kayıtlı ekonomide bulamadıkları istihdam imkânlarını kayıtdışı faaliyetlerde aramaya başlar. Genel anlamda devlete olan güvensizlik ortamı da kayıtdışılığı artıran bir faktördür. Eğer kişiler devlete bir güven ve bağlılık duymuyorlarsa, vergiler yükümlüler tarafından karşılıksız alınan bir bedel olarak görülüyorsa ve kendisine hizmet olarak döndüğünü düşünmüyorsa kayıtdışılığa yönelir. Denetimlerin yeterli sayı ve nitelikte yapılmayışı ile yakalanma riskinin ve uygulanacak cezaların düşüklüğü de vergi kaçırmayı ve kayıtdışılığı teşvik eder. Mali sistem ve mevzuat karmaşık, vergiler çok çeşitli ve ödenmesi prosedür olarak zor ise, bireyler yine kayıtdışı kalmayı tercih ederler.

·        Mungan: Her yıl bütçe meclise gönderilirken bir sonraki yılın gelir ve giderleri belirlenmek zorundadır. Bütçe meclise giderken yıl içinde yapılacak değişikliklerin tespit edilmiş olması ve deklare edilmesi gerekir. Böylelikle hem bütçenin ne kadar gerçekçi olduğunu halkla ve meclisle paylaşmış olursunuz hem de bir sonraki yıl iş yapacak, yatırım yapacak olanların önünü görmesini sağlarsınız.

 

VERGİ KAÇAKÇILIĞI...

 

Vergi tabanının dar olması nedeniyle bütçeyi yürütmek zorunda olan devlet organları mevcut yükümlülerin vergi yükünü arttırıyor. Vergi oranlarının arttırılması da yükümlüleri kayıtdışına itiyor. Ekonomik değeri olan herhangi bir faaliyetin yürürlükteki yasalara ve mevzuata aykırı olarak gerçekleştirilmesi, resmi belgelere dayanmaması ve bunun sonucunda devlete ödenmesi gereken vergilerin kısmen veya tamamen ödenmemesi sonucu vergi kaçakçılığı gerçekleşiyor. Kayıtlı vergi yükümlüleri, vergi kaçakçılığı veya vergiden kaçınma yöntemlerini kullanarak ve varsa yasal boşluklardan yararlanarak kayıtdışılığa yönelebiliyorlar. Kayıtsız kişi ve işletmelerin yaptıkları ekonomik faaliyetlerden sağlanan direkt ve indirekt gelirlerin kaydının ve beyanının yapılmaması da vergi kaçakçılığını yaratmaktadır.

 

YERALTI EKONOMİSİ...

 

Kayıtdışı ekonominin bir grubu da, milli gelir hesaplarına yansımayan ve yasak faaliyetleri kapsayan bölümü olan yeraltı ekonomisi veya yasadışı ekonomidir. Yasadışı faaliyet ikili bir ayırıma tabi tutulabilir. Birinci grupta bazı yasal faaliyetlerin yürütülmesi için getirilen kısıtlama ve gereklere uymayan yasadışı faaliyetler, ikinci grupta ise yapılması yasalarla yasaklanmış ve hapis cezası ile cezalandırılan, konusu suç teşkil eden faaliyetler yer almaktadır. Konusunu suç teşkil eden olayların, yani uyuşturucu, insan ve emtiya kaçakçılığının kayıt altına alınması gibi bir önerimiz yoktur, önerimiz bunların önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınmasıdır. Yasal faaliyetler olup yasalardaki kurallara uymadan yapılan faaliyetlerin ise denetimlerle tespit edilip kayıt altına alınmasını önermekteyiz. Yasadışı ekonominin nedenleri ekonomik, sosyal, siyasi, bürokratik, adli nedenler ve diğer nedenler olarak sıralanabilir. Suç ekonomisinin oluşmasına yol açan adli nedenler; yargı organlarının içinde bulunduğu koşulların yetersizlikleri, vatandaşların yargının adaleti sağlayacağına olan inancının zayıflığı, ceza adaletinin yerine getirilmesindeki gecikme ve davaların uzaması olarak ortaya çıkmaktadır. Ceza adaleti hızlı ve etkili olmayınca, insanların suç işlemekten kaçınma konusundaki hassasiyeti zedelenmekte, suç ve dava sayısında artışa neden olmaktadır. İhtisas mahkemelerinin olmaması da bu konuda etkili olmaktadır. İhtisas mahkemeleri oluşturamıyorsak da ilk etapta yargıçların belli konularda uzmanlaşarak iş bölümü oluşturulması yararlı olacaktır.

Diğer nedenler arasında; ekonomilerde açıklık politikaları, serbest ekonomiye geçiş, iletişim teknolojisindeki gelişmeler, para sistemlerinin konvertibil hale gelmesi, gümrük engellerinin kaldırılması, Güney Kıbrıs ile KKTC arasındaki geçiş kapılarının açılması, bölgesel değişim araçlarının yapılması, doğrudan yabancı yatırımların teşvik edilmesi, offshore bankalar ve serbest bölgelerin geliştirilmesi sayılabilir. Sayılan bu diğer nedenler bir yandan ekonominin gelişmesini sağlarken diğer yandan doğru kontrol edilmezse yasadışı ekonomi için de bir açılım getirebilmektedir.

 

SUÇ GELİRİNİN AKLANMASI...

 

Suç gelirinin aklanmasının önlenmesi konusuna gelince, KKTC, her ne kadar tanınmasa da, Dünyada otorite olarak kabul edilen FATF tarafından Şubat 2007'de risk unsurları ileri sürülerek raporlanmıştır. Yapılan çalışmalar ile Şubat 2009’da risk unsuru raporlardan çıkartılmıştır. FATF, ülkeleri suç gelirini aklamanın önlenmesi konusunda gösterdiği gelişmeler bakımından periyodik olarak izlemekte, denetlemekte ve değerlendirmektedir.

·        Gürpınar: Kayıtsız işgücü de kayıtdışılığın önemli unsurlarındandır. Kayıtsız çalışan KKTC vatandaşları, kaçak olarak çalışan yabancı uyruklu kişiler ve ikinci iş yapanlar olarak gruplandırılan  kayıtdışı istihdam  irdelenirken, özellikle işgücü üzerindeki kamusal yüklerin yüksek olması, işsizlik gibi ekonomik ve mali nedenler yanında idari ve kurumsal yapının yetersizliği, denetim zafiyeti ve mevzuattan kaynaklanan nedenlerin de kayıtdışılığa yol açtığı tespit edilmiştir. Gerçek ücret üzerinden bildirim yapılmaması da kayıtdışılığın bir türü olarak karşımıza çıkıyor. Kayıtdışı istihdam içinde en önemli grup kaçak olarak çalışan yabancı işgücüdür. Kaçak yabancı işgücü ülkemiz açısından başka ülkelere göre daha büyük bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır. Çünkü ülkemiz potansiyel itibarıyla küçüktür ancak kaçak yabancı işgücü için çekim merkezi oluşturmaktadır. Yabancı işgücü büyük oranda Türkiye’den ve Türkmenistan, Azerbaycan gibi Türki cumhuriyetlerden gelmektedir.  Gelinen ülke veya bölgelerde yaygın işsizlik olması, ücretlerin Kuzey Kıbrıs’tan daha düşük olması, ülkemize girişin çok kolay ve ucuz olması da kaçak yabancı işgücü hareketinin başlıca nedenleridir. Denetim ve ceza mekanizmasının zayıf olması da bu akımı artırmaktadır. Sık sık çıkarılan aflar da bunun artmasına neden olmaktadır. Kaçak işgücünün sağlık, eğitim vb tüm devlet hizmetlerinden kolaylıkla faydalanabiliyor olması da, kaçak yabancı işgücü için ülkemizin tercih nedeni olmasını sağlamaktadır.

 

KAYITSIZ İŞGÜCÜ...

 

Kayıtsız işgücü haksız rekabeti ortaya çıkarıyor, kurumsallaşmanın önünü tıkıyor. İşgücü piyasasında tüm dengeleri bozuyor. Yerli işgücünü işgücü piyasasının dışına itiyor ve işsizliği artırıyor. Kayıtdışı işgücü sosyal güvenlik kurumlarını zayıflatıyor, devletin gelir kaybına neden oluyor. Kayıtdışılık artıkça devlete olan güven sarsılıyor, devlete olan güven sarsıldıkça kayıtdışılık artıyor ve bu birbirini besleyen kısırdöngü halinde gelişiyor. İşsizliğin artması göç olgusunu artırıyor, demografik yapı bozuluyor. Bunun sonucunda sadece ekonomik ve mali yönden değil, sosyal, kültürel ve siyasal düzeyde yeni sorunlar ortaya çıkıyor.

 

“AF MÜESSESESİ ÇOK CİDDİ SIKINTILAR YARATIYOR”

 

·        Soru: Zaman zaman çözüm diye sunulan afların kayıtdışılığı azaltmadığını, teşvik ettiğini mi söylüyorsunuz?

·        Mungan: Bu çalışmada görev alan 4 kişinin bazı konularda farklı yaklaşımları oldu ancak af konusunda hemfikiriz. Af müessesesi çok ciddi sıkıntılar yaratıyor. KKTC'de ortalama olarak 2 yılda bir sosyal sigorta ve vergi affı, 15 ayda bir de muhaceret affı çıkarılıyor. Sık sık af çıkarılması devlet otoritesini ciddi şekilde sarsıyor ve bu husus, denetimdeki zafiyetle birleşince, yasalara olan inanç tamamen kayboluyor. Affın olumsuz etkilerini muhaceret affı konusunda da görmek mümkündür. Önceleri kaçak olarak tespit edilen yabancı işçilerin büyük bir çoğunluğunun ülkeye pasaportla giriş yaptığı görülürken, daha sonra bu eğilimin ters yüz olduğu ve 2009 yılından itibaren kaçak işçilerin büyük bir çoğunluğunun ülkeye kimlikle giriş yapmış olduğu görülüyor. Bu husus sık sık yapılan afların devlet otoritesine duyulan inanç üzerinde yarattığı yıkıcı etkiyi göstermektedir. Bunların yanı sıra, sık sık yapılan muhaceret afları yasalara uygun olarak çalışma izinli işçi çalıştıran işverenleri, haksız rekabetle karşı karşıya bırakırken, onları yasal mevzuattan uzaklaştırmakta ve kaçak işçi çalıştırmaya yöneltmektedir.

Afların yıkıcı etkisinden korunmak üzere bundan sonra af düzenlemeleri yapılmaması konusunda toplumsal bir mutabakat sağlanması için çaba sarf edilmelidir. Bu konuda anayasaya hüküm konması esas olmak üzere, düzenleme yapılıncaya kadar toplumsal mutabakat çerçevesinde ilk aşamada partiler arası ortak bir mutabakat metninin imzalanması gerektiğini düşünüyoruz.

·        Gürpınar: Sosyal sigorta ve vergi borçlarına devletçe getirilen aflar, bir yönüyle yükümlülüklerini zamanında yerine getirenlere karşı adaletsiz ve haksız bir durum yaratırken, bir yönüyle de aftan yararlananlar arasında emeklilik yaşları yaklaşan önemli sayıda kişinin olması nedeniyle sanılanın aksine devletin gelir kaybına uğramasına neden olmaktadır. Sosyal sigorta afları, af döneminde yapılan tahsilatlar ve o dönemde emekliye ayrılanlar değerlendirildiğinde, aslında Sosyal Sigortalar’ın uzun vadede maddi bir kazanç elde etmediği görülür. Çünkü af dönemlerinde, emekliye çıkan ve aylık almaya başlayan kişilerin sayısı da artmaktadır. Bu aflardan faydalanıp eksik olan yatırımlarını tamamlayan kişiler, emekli aylığı almaya başlamakta ve kısa süre içinde sistemden çıkmaktadırlar. Sosyal Sigortalar Fonu’na kısa bir dönem için para girişi olmakta ancak ilerleyen aylar ve yıllarda fonun üzerinde daha büyük bir mali yük oluşmaktadır.

 

·        Soru: Kuzey Kıbrıs’ta kayıtdışılıkla ilgili bütünlüklü bir plan var mı ?

·        Mungan: Hazırladığımız rapor tam da bu bütünlüklü plan ihtiyacından ortaya çıkmıştır . Örneğin sosyal güvenlik kurumlarıyla ilgili bazı düzenlemeler veya diğer bazı düzenlemeler yapılabilmektedir.  İktidarda ve muhalefette olan partiler ve farklı kurum ve kesimlerin kayıtdışılıkla mücadele konusunda bazı görüşleri var, ancak bugüne kadar bütünlüklü bir plan ortaya konulmamıştır.

 

“TOPLUMSAL MUTABAKAT ŞART”

 

·        Soru: Kayıtdışı ekonomi nasıl minimize edilebilir? Raporda toplumsal mutabakata vurgu yapıyorsunuz, bu mutabakata ulaşmak için siz neler yapmayı düşünüyorsunuz?

·        Mungan: Tüm kesimler tarafından kabul edilen bu sorunun aşılması için bütünlüklü bir yaklaşımın geliştirilmesi şarttır. Bunun için toplumun bütün kesimlerinin kayıtdışı ekonomi
sorununu çözmeye yönelik iradelerini açıkça ortaya koymaları, özellikle sivil toplum örgütlerinin insiyatif almaları gerekiyor. Ülkenin kanayan yarası durumunda olan kayıtdışı ekonomi sorununun aşılmasında sivil insiyatifin iradesi önemlidir.

·        Gürpınar: İlgili paydaşların birlikte oluşturacağı yapılanma sayesinde kayıtdışı ekonomi sorununu aşmaya yönelik ortak, bütünlüklü bir eylem planının hazırlanması gerekiyor. Rapor hükümet, işveren örgütleri, sendikalar, siyasi partiler, akademisyenler ve diğer ilgili paydaşlara sunularak onların görüş, eleştiri ve değerlendirmeleriyle zenginleştirilecek ve bundan sonraki süreçte her kesimin sürece dahil edilmesi ve sorumluluk üstlenmesine çalışılacaktır.

·        Mungan: Kayıtdışı ekonominin kayıt altına alınmak suretiyle minimize edilmesi için toplumsal mutabakat şarttır. KKTC'nin gelişmiş, kendi ayakları üzerinde duran, daha çok yatırım yapılan bir ülke olması isteniyor ve işsizlik sorununa çare bulmuş bir vatan hedefleniyorsa bu sorununun devlet politikası olarak ele alınıp toplumsal mutabakatla çözümlenmesi gerekiyor. Bu konuda kimse kendisini sorunun dışında görmemeli; bireyler, özel-kamu ülkenin tüm kurum ve kuruluşları kendilerini hem sorunun, hem de çözümünün bir parçası olarak kabul etmelidirler.

Raporun sunumu yanında kayıtdışılığın büyüklüğünün gerçeğe en yakın şekilde tespit edilmesi için sektörel anketler ve analizler de yapılacaktır. Kayıtdışı ile mücadelenin yaşam bulması ve idamesini sağlamak amacıyla, öncelikli yasalardan başlamak üzere özel çalışma grupları ile yasa tasarısı çalışmalarının yapılması gerekmektedir. Yasa ve tüzük tadilatlarının bir paket olarak ele alınıp eş zamanlı yürürlüğe konulması en büyük hayalimizdir. Bu da politik kararlılıkla yakından ilgilidir. Güçlü irade ve uzun soluklu çalışma gerektiren kayıtdışılıkla mücadeleye bütünlüklü bir proje yaklaşımı ile ivme kazandırılmalıdır.

KKTC’de yaşayan tüm insanlar eğer mutluluk içerisinde bu ülkede yaşamını sürdürmeyi düşünüyorlarsa yapacakları şeyler vardır. Kıbrıs Türk toplumu dünyadaki çoğu toplumdan çok daha eğitimli, çok daha kültürlü, çok daha ileriyi görebilecek durumda, kayıtdışılıkla mücadeleyi başaramamamız için hiçbir neden yok. Önemli olan birlikte hareket edebilmek ve ortak paydalarda buluşabilmektir. Toplumumuzda uzlaşı kültürü de kaybolmuş durumdadır, kayıtdışılıkla mücadele gibi bir konuda gerçekleştirilecek uzlaşı anlayışı diğer alanlara da yansıyabilir diye düşünüyoruz.

·        Gürpınar: Toplumun bütün kesimlerinin bu sorumluluğu hissetmesi ve bu konuda ortak bir irade beyanı ortaya koyması, bu irade doğrultusunda sorumluluklarını yerine getirmesi gerekiyor. Eğer bunu başarabilirsek bu irade mutlaka siyasi kararlılığa da yansır. Bu ülkede bu konularda çaba sarfedebilecek ve bu sorunun üstesinden gelebilecek güç ve potansiyel vardır.

 

 

 

 


(Fotoğraflar: Levent ÖZDAĞ)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1116 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler