1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'Kayıplarla ilgili haberler yapılırken, iyice araştırılmalı...'
Kayıplarla ilgili haberler yapılırken, iyice araştırılmalı...

'Kayıplarla ilgili haberler yapılırken, iyice araştırılmalı...'

Lefkoşa, 12 Nisan 12 (T.A.K): Kıbrıs'ta Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum kayıpların akıbetini araştıran Kayıp Şahıslar Komitesi'nin Kıbrıslıtürk üyesi Gülden Plümer Küçük, kayıplarla ilgili haberler yapılırken iyi araştırma yapılarak yazılması gerektiğini, kon

A+A-

 

 

 

Lefkoşa, 12 Nisan 12 (T.A.K): Kıbrıs'ta Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum kayıpların akıbetini araştıran Kayıp Şahıslar Komitesi'nin Kıbrıslıtürk üyesi Gülden Plümer Küçük, kayıplarla ilgili haberler yapılırken iyi araştırma yapılarak yazılması gerektiğini, konuyla ilgili haberlerin kayıp ailelerini endişe ve meraka soktuğunu söyledi.

Gülden Plümer Küçük, Anadolu Ajansı'na yaptığı açıklamada, kayıpların belirlenmesi çalışmasının her safhasının zor ve çok maliyetli bir çalışma olduğunu vurguladı.

Küçük, Kıbrıs'taki kayıpların kimlik tespitine yönelik DNA'ların belirlenmesi safhasında, ilgili laboratuvarla yaşanan sorunlar konusunda basında ''spekülatif haberlerler'' çıktığını, sorunun aşılmasına yönelik görüşmeler sürerken bununla ilgili açıklama yapmayacağını belirtti.

Küçük, kayıp şahıslarla ilgili çalışmaların hızlandırılmış bir şekilde devam ettiğini, çalışmaların dört safhasının olduğunu, safhalardan birinin kazılar olduğunu ve kazıları hızlandırdıklarını, iki toplumlu 8-9 kazı ekibi olduğunu; 6 ekibin KKTC'de, diğerlerinin de Güney Kıbrıs'ta çalıştığını söyledi.

Antropoloji laboratuvarının da iki katına çıkarılarak hızlandırıldığını anlatan Küçük, DNA safhasında, çalıştıkları laboratuvarla bir takım sorunları olduğunu, bu sorunları çözmeye çalıştıklarını kaydetti.

Gülden Plümer Küçük, ''Gönlümüzde çözümlemek yatıyor ama eğer çözümleyemezsek, bu arada ihaleye çıkıldı, başka bir laboratuvarla çalışacağız. Bunlar bize ait bir laboratuvar değildir. Kayıp Şahıslar Komitesi'ne hizmet veren laboratuvardır'' dedi.

Görüşmeler devam ettiği sürece, laboratuvarla yaşanan sorun hakkında açıklama yapmayacağını kaydeden Küçük, açılan ihalenin kapandığını, bir haftaya kadar sonuçların açıklanmasını beklediklerini bildirdi.

 

PROJENİN BÜTÇESİ

Komitenin bütçesinin en büyük mali sponsorunun Avrupa Birliği (AB) olduğunu, her yıl için 3 milyon dolar verdiğini, bütçe hazırlandığını, BM'nin Gelişim Programlarını yürüten kuruluşu UNDP'den bu konuda hizmet aldıklarını ve UNDP'nin Komite'den yüzde 6 komisyon aldığını anlatan Küçük, hazırlanan bütçeye BM programları ve uluslararası standartlara göre teftişler yapıldığını belirtti.

Türk ve Rum üyelerin ofislerinin ise kendi devletleri tarafından finanse edildiğini ve kendi devletlerinin kontrolü altında olduğunu kaydeden Küçük, bütçeye, Türkiye ve değişik ülkelerden bağışlar da yapıldığını ifade etti.

Dünyadaki mali kriz nedeniyle 2011'de pek bağış alamadıklarını, ancak Türkiye'nin geçen yıl komiteye 100 bin dolar bağış yaptığını belirten Küçük, Türkiye'nin yaptığı bağışın geçen yılki en önemli bağış olduğunu söyledi. Küçük, bağışların Kayıp Şahıslar Komitesi'nin giderleri için kullanıldığını belirtti.

 

''MALİYET HER VAKAYA GÖRE DEĞİŞİYOR"

''Bir DNA'nın belirlenmesinin maliyetinin ne kadar olduğuna'' ilişkin bir soru üzerine Küçük, bir DNA'nın belirlenmesi maliyetin her bir vaka için çok farklı olduğuna işaret ederek, ''Bir kere bu çok pahalı bir proje. Her safhası pahalı, kazı safhası bile'' dedi.

Bu konuda örnek veren Küçük, Taşkentli kayıp Türklerin belirlenmesi için 8-10 kişi ile ilk kazı yerinin 1.5 sene kazıldığını, 1.5 senede kayıpların çıkarılmasının maliyetini hesaplanmanın kolay olmadığını söyledi.

Her vakayı ayrı ayrı hesaplamak gerektiğini ifade eden Küçük, ''Bir kuyu için 3 ay çalışabiliriz. Şu anda Kuzey Kıbrıs'ta Beşparmak Dağlarında, 32 kişi için bir yer araştırıyoruz, bir senedir kazıyoruz. Bu kazıların bile maliyetleri her vaka için değişebilir. Bazı kazılar bir haftada bitebilir'' dedi.

Kazılarda maliyet öngörmenin kolay olmadığını, çünkü neyle karşılaşılacağının bilinmediğini, çıkarılan kalıntıların Lefkoşa ara bölgedeki iki toplumlu antropoloji laboratuvarında analiz edildiğini, bazı kemiklerin çok karışık olduğunu, analizinin 6 ayı bulduğunu anlatan Küçük, çok karışık bir vakada bir insan için 6 veya 8 DNA istenebildiğini, her birinin bir maliyeti olduğunu belirtti. Küçük, ''Bir kişinin DNA'sı veya kimliklendirmesi kaça mal olur diye bir soruyu cevaplamak mümkün değil'' diye konuştu.

Kayıplar Komitesin'in 1963-1964 ve 1974 olaylarında kaybolan 1970 kişiyi aramak için anlaştığını, resmi listede 502 Kıbrıslı Türk, 1468 de Kıbrıslı Rum bulunduğunu belirten Gülden Plümer Küçük, Komite'nin 1981'de kurulduğunu, tarafların 1995'de kayıp listelerinin sayısında anlaştığını kaydetti.

 

TANIKLAR GİZLİ

2006'da Kayıp Şahılar Komitesi'nin Türk üyesi olarak atandığını aktaran Küçük, kayıp şahısların gömü yerlerinin tespitinin, tanık olan insanların kendilerine verdiği bilgilere dayandığını, ayrıca her kaybın vaka dosyası olduğunu anlattı.

Kayıp sayılarında anlaşıldıktan sonra, her aileden, ''son nerede görüldü, nereye gitti, nasıl kayboldu'' diye bilgilerin toplanarak vaka dosyalarının yapıldığını, bu bilgilerin görevlilere verilerek, bölgelerde araştırma yapıldığını, kazı yerlerinin saptandığını kaydeden Küçük, tüm tanıklara gizliklik verildiğini, hiç birinin adının kayıtlara geçirilmediğini söyledi.

Kayıplarla ilgili yapılan haberlerde hassas davranılması gereğine işaret eden Küçük, ''Bütün bu haberler, Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum kayıp ailelerini endişelendiren haberlerdir, meraka sokan haberlerdir. Bu haberler yapılırken iyice araştırılmalı ve doğrular yazılmalı'' ifadesini kullandı.

(Anadolu Ajansı’ndan aktaran TAK Haber Ajansı – 12.4.2012)

 


 

 

FİLELEFTHEROS:

 

“Girod kimlik tespitini Kıbrıs dışına taşımak amacıyla kriz yaratmaya çalışıyor...”

 

TAK Ajansı Rumca Haber Bülteni’ne göre Fileleftheros gazetesi, Kayıp Şahıslar Komitesi’nin, özellikle üçüncü üye Christophe Girod’un, Genetik ve Nöroloji Enstitüsü’nün içişlerine karışma ve kimlik tespiti programının Kıbrıs dışına taşınması amacıyla kriz yaratmaya çalıştığını savundu.

Haberi “Marios Kariolu’nun ‘Ayağını Kaydırmayı’ Düzenliyorlar... Kayıp Şahıslar Komitesi: Hedef Kemiklerin Kimlik Tespitinin Kıbrıs’tan Uzaklaştırılması... Enstitünün İçişlerine Açık Müdahale” başlıklarıyla veren gazete, komitenin, uzun bir zamandır programın müdürü Marios Kariolu’nun uzaklaştırılması ve kimlik tespitlerini ele alan grubu değiştirilme girişimlerinde bulunduğunu ileri sürdü. Gazete ayrıca komitenin enstitünün güvenirliğini azaltmaya kalkışıldığını iddia etti.

Bu metodun, enstitünün içişlerine açıkça müdahale edilmesinin yanı sıra program müdürünün değiştirilmesinin pratikte mümkün olmadığına işaret eden gazete, Kariolu’nun uzmanlığının gerek yurtiçinde, gerekse yurtdışında tanındığını ve grubunun da Mari patlaması, RMMO helikopterinin düşüşü, İlios uçağının düşüşü ve benzeri olayları ele alışının uluslararası tanınmışlık aldığını yazdı.

Bunun yanı sıra Kariolu’nun dengeleri koruduğunu ve iki toplumlu bilim insanlarından oluşan grubu yıllardır hiçbir sorun olmadan idare ettiği savunuldu. Enstitünün, komitenin ısrarlarının ardından toplantılara Kariolu’nun altında çalışan bir başka bilim insanını gönderdiğini ancak bu durumun da komiteyi memnun etmediği iddia edildi.

(FİLELEFTHEROS’tan aktaran TAK Ajansı Rumca Haber Bülteni – 12.4.2012)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 714 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler