1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'KAYIPLAR'A POLİTİKA BULAŞTIRDILAR
KAYIPLARA POLİTİKA BULAŞTIRDILAR

'KAYIPLAR'A POLİTİKA BULAŞTIRDILAR

HÜRRİYET gazetesiyle birlikte KKTC Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün, “kayıplar” konusunu “Türk-Rum savaşı”na dönüştürmeye çalışıyor... “Kayıplar” konusuna politika bulaştırdılar.. Eski Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat

A+A-

 

 

HÜRRİYET gazetesiyle birlikte KKTC Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün, “kayıplar” konusunu “Türk-Rum savaşı”na dönüştürmeye çalışıyor...

 

“Kayıplar” konusuna politika bulaştırdılar..

 

Eski Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat döneminden başlayarak, şimdiki Cumhurbaşkanı Dr. Derviş Eroğlu’yla birlikte devam eden “kayıplar” konusunun “politize edilmeyerek insani bir konu olarak ele alınması” politikası, KKTC Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün’ün ve HÜRRİYET gazetesinin girişimleriyle bir “Türk-Rum savaşı”na dönüştürülmeye çalışılırken, “kayıplar” konusuna politika bulaştırılması, “kayıp” yakınlarını çok üzdü... Dün gün boyu bizi arayan “kayıp” yakınları, “kayıplar” konusunun insancıl bir konu olmaktan çıkarılarak “politize” edilmesinden duydukları üzüntüyü ve endişelerini dile getirdiler.

“Kayıp” sevdiklerinden geride kalanların bulunmasını yıllardır sabırla bekleyen “kayıp” yakınları, HÜRRİYET gazetesinin dünkü sayısında “Türk DNA’sına Rum kilidi” başlığı altında Kayıplar Komitesi ile Genetik Enstitüsü arasındaki anlaşmazlıkları “Türk-Rum anlaşmazlığı” gibi takdim etmeye çalışan bir haberin yayımlanmasına tepki gösterirken, dün KKTC Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün de Türkiye medyasına açıklama yaparak, son 7-8 yıldır tümüyle insancıl biçimde ele alınmakta olan “kayıplar” konusuna “politika bulaştırması”, “kayıp” yakınları arasında büyük üzüntü yarattı.

HÜRRİYET gazetesi Kayıplar Komitesi ile DNA testlerinin yapıldığı Genetik Enstitüsü arasında bir süredir devam eden anlaşmazlıkları “Türk-Rum anlaşmazlığıymış” gibi takdim ettiği haberinde asılsız rakamlar da kullanarak haberini “zenginleştirdi”. HÜRRİYET gazetesinde Ömer Bilge imzasıyla yayımlanan dünkü haberde “Kayıp Rum ve Türklere ait kemiklere DNA testi yapan Rum Genetik Araştırma Enstitüsü, BM görevlisi olarak çalışan Türklere verilere ulaşım engeli koyunca kriz çıktı. BM’ye bağlı Kayıp Şahıslar Komitesi, ‘genetik veriler, kurum malıdır’ diyen enstitü ile anlaşmayı yenilemedi. 8 bin Türk’ün DNA örneği kurumun elinde kaldı” diye yazdı.

 

HABERİN “DOĞRU”SU

Genetik Enstitüsü’nün elinde bulunan 8 bin DNA örneğinden yalnızca bin kadarı Kıbrıslıtürk “kayıp” yakınlarına ait bulunuyor, geriye kalan örnekler Kıbrıslırum “kayıp” ailelerinden alınmış bulunuyor. Kıbrıslıtürk “kayıp” yakınlarından DNA alınırken, bunlar Cumhurbaşkanlığı denetimi altında kurulan Dr. Burhan Nalbantoğlu Hastanesi DNA Laboratuvarı tarafından alınmış bulunuyor ve Kıbrıslıtürk “kayıp” yakınlarına ait DNA örneklerinin asılları, Dr. Burhan Nalbantoğlu Hastanesi DNA Laboratuvarı’nda koruma altında bulunuyor. Kıbrıslıtürkler’e ait DNA örneklerinin tüm hakları da Cumhurbaşkanlığı altında çalışan Kayıplar Komitesi Kıbrıslıtürk Üyesi’nin ofisine ait bulunuyor. Kıbrıslıtürk “kayıp” yakınlarından toplanan DNA örnekeri de bir onay formuyla toplanmış ve Burhan Nalbantoğlu Hastanesi DNA Laboratuvarı’nda bulunan bin kadar DNA örneklerinden ancak küçük bölümler, Genetik Enstitüsü’ne gönderilmiş. “Kayıplar”la ilgili tüm çalışmalar tamamlandığı zaman, Genetik Enstitüsü’nde bulunan Kıbrıslıtürkler’e ait tüm verilerin geri verilmesi de anlaşmanın bir parçası.  Yani HÜRRİYET’in iddia ettiği gibi “Türk DNA’sına Rum kilidi” asılsız.  Çünkü zaten DNA örneklerinin asılları, Dr. Burhan Nalbantoğlu Hastanesi DNA Laboratuvarı’nda koruma altında bulunuyor.

HÜRRİYET gazetesinin “Kayıp Rum ve Türklere ait kemiklere DNA testi yapan Rum Genetik Araştırma Enstitüsü, BM görevlisi olarak çalışan Türklere verilere ulaşım engeli koyunca kriz çıktı” şeklindeki iddiası da doğru değil çünkü halen Genetik Enstitüsü’nde bulunan Kıbrıslıtürk genetikçiler, Kıbrıslırum genetikçilerle birlikte sorunsuz çalışıyor ve tüm verilere ulaşmalarına da herhangi bir engel bulunmuyor.

Genetik Enstitüsü ile Kayıplar Komitesi’nin bazı üyeleri arasındaki anlaşmazlığın bu şekilde “takdimi”, insani bir konu olan “kayıplar” konusuna zarar veriyor. Nitekim HÜRRİYET gazetesinin böyle bir haber “patlatması” üzerine, Milliyet, NTV gibi diğer haber siteleri de bu haberi alarak dün gün boyu internet sitelerinde kullandılar ve “okur yorumları” da bu “savaşı” kızıştırdı. HÜRRİYET’e yorum yazan bazı “okur”lar, “Atatürk zamanında iyi ki Rumlar’ı memleketimizden göndermiş, bu millet gerçekten kötü...”, “Kimin kimi katlettiği ortaya çıkacak ya, engellerler tabii ki ...”, “Türk askerlerine su vermeyen, yüzlerine kapıları kapatan, 40 yıldır Türkiye’nin sırtından geçinen, üretmeyen, vergi vermeyen, akşama kadar yatan KIBRIS’ın ne işe yaradığını söyleyebilecek bir Allah’ın kulu var mıdır? Tek işe yarar o da ÜS’tür!”, “Belki de sonuçlar kendi istedikleri gibi çıkmamıştır. Binlerce Rum yerine binlerce Türk bulmuş olabilirler!...” gibi “görüşleri”ni ortaya döktüler.  Böylece bu insani konuya “milliyetçilik” bulaştırılarak, “kayıplar” konusundaki esas tıkanıklığın nereden kaynaklandığı da gizlenmiş oldu...

 

ÖZGÜRGÜN POLİTİKA BULAŞTIRDI...

Gerek eski Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, gerekse şimdiki Cumhurbaşkanı Dr. Derviş Eroğlu “kayıplar” konusunu politize etmeyerek konunun insancıl biçimde ele alınması, iki toplumlu tek “proje” olarak kazıların devam etmesi, “kayıplar”dan geride kalanların bulunması konusunda büyük hassasiyet ve titizlik gösterirken, dün aniden KKTC Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün ortaya çıkarak Anadolu Ajansı’na “kayıplar” konusunu politize eden bir demeç verdi. Özgürgün demecinde “binlerce Kıbrıslıtürk kayıbın bulunduğunu” iddia ederek, Kıbrıslıtürk “kayıp” sayısının 500 civarında olduğunu da gizledi ya da bu konuda “bilgisizliğini” ortaya koydu.  

Özgürgün “Kayıpların kimlik tespitine yönelik DNA'ların belirlenmesi safhasında ilgili laboratuarla yaşanan sorunlar konusunda, Rumlar’ın, verilerin kendilerine ait olduğu iddiasında olduğunu belirterek, Rumlar’ın bu tavrını, kayıplar konusundaki çalışmaları engelleme uğraşı olarak gördüğünü” söyledi.  Özgürgün "Rumlar bu verilerin kendilerine ait olduğunu, yani kurumun malı olduğunu ve bunun da (Genetik ve Nöroloji Enstitüsü) bir Rum enstitüsü olduğu iddiasında. Buna BM'nin de tepki koyacağını tahmin ediyorum" diye konuştu.

Anadolu Ajansı’nın haberine göre “Kayıp şahıslar konusunun, Rumlar tarafından 1974'te, "Türk askerinin kayıp birçok Rumu öldürdüğü" iddiasıyla ortaya atıldığını, ancak daha sonra birçok kayıp Türk’ün mezarlarına ulaşınca olayın tersine döndüğünü anlatan Özgürgün, "Kendi yaptıkları ortaya çıkmaya başlayınca rahatsızlık duymaya başlamışlar. Türkiye'yi ve Türk askerini suçlamak istedikleri bir olay aleyhlerine dönmeye başlayınca ve daha çok Türk ceset ve kemiğine ulaşılmaya başlayınca bunun ters çalıştığını gördüler. Bu defa bunu engellemek için uğraşmaya başladılar, son adım da bu olsa gerek. Bunu öyle görüyorum" diye konuştu. Özgürgün “Rumların kayıplar konusunda dünya çapında propaganda yaptığını, o dönemlerde binlerce Kıbrıs Türkü’nün kaybolduğunu, şimdi ortaya gerçekler çıkmaya başlayınca Rumlar’ın bundan rahatsız olduğunu ifade ederek "Son adım da anladığım kadarıyla DNA'ların tespitinin engellenmesi yönünde ki, DNA veri tabanında 8 bine yakın DNA örneği olduğunu biliyoruz, çünkü o dönemde kayıp çok Türk var, şimdi onu engellemek için yapılmış bir adım" ifadesini kullandı. Dışişleri Bakanı “Rum tarafının niyetinin belki de inceleme ve çalışmaları durdurup, konuyu unutturmak olduğunu, araştırmalar sürdükçe Türk kayıpların büyüdüğünü, bunun da Rumlar için sıkıntı olduğunu” ileri sürdü.

İster Kıbrıslıtürk, ister Kıbrıslırum olsun, tüm “kayıplar”ın bulunması için uğraş verenler olsun, yıllardır sevdiklerinden geride kalanların bulunmasını bekleyen “kayıp” yakınları olsun, böylesi demeçlerden büyük zarar görecek çünkü bu insancıl konuya bir kez politika bulaştırıldı mı, olan gene “kayıp” yakınlarına olacak ve “kayıplar”, politika malzemesi yapılarak bu insancıl konuda binbir zahmetle elde edilmiş ilerlemeler de bir çırpıda heba edilmiş olacak...

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 2152 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler