1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'Kayıplara karşı ahlaksız oyunlar...'
Kayıplara karşı ahlaksız oyunlar...

'Kayıplara karşı ahlaksız oyunlar...'

Kıbrıs’ın kayıplar konusu her zaman için bir gizem duvağının altında olmuştur. Bu ağır bir duvaktır ve yaşam kariyerini kayıpların akıbetlerinin kesinleşmesi üzerine kurmuş olan birçok açıkgöz bu duvağın altında cirit atmıştır. Kıbrısrum tarafına

A+A-

 

 

KATHIMERINI

Andreas Parashos

 

Kıbrıs’ın kayıplar konusu her zaman için bir gizem duvağının altında olmuştur. Bu ağır bir duvaktır ve yaşam kariyerini kayıpların akıbetlerinin kesinleşmesi üzerine kurmuş olan birçok açıkgöz bu duvağın altında cirit atmıştır.

Kıbrısrum tarafına değinecek olursak; üyeleri yıllardır siyasi propagandaya eklemlenmiş olan Beyan Edilmemiş Esirler ve Kayıp Yakınları Komitesi’nin dahi, en cüzi şeyi, yani kayıplar listesinin açıklanmasını talep etmektense, yegane nakaratları Türkiye’nin 1974 yılından beridir Türk hapislerinde tuttukları kayıplarımızı bize geri vermesi olan siyasilerin ücretli oyununa katkı koymaları karakteristik bir örnektir.   

Bu satırların sahibi,  Lakatamya, Konstantinu ve Eleni Mezarlıklarında kayıplar olduğunda ısrar ettiği zaman Kayıp Yakınları Komitesi üyelerinden tehditler almıştı. 1986 yılından buyana Kayıp Şahıslar Komitesi Üyesi olan Sayın İlias Georgiadis de  aynı tablo içerisinde oynuyordu.  

1998 yılında, Klerides hükümeti zamanında iki mezarlıkta kemik çıkarma süreci başladığında yırtıcı kuşlar sindiler... Kayıplar listesi 2000 yılında resmi olarak yayınlandı! 2005 yılında arada barikatlardaki yasağın kalkmasından sonra; 1.995 ailenin birkaç yıllık bir süreç sonucunda, sevdiklerinin kemiklerini gömmek üzere teslim almaları ve uzun yıllar süren dramlarının bitmesi umuduyla 1.493 Kıbrıslırum ve 502 Kıbrıslıtürk kayıp için ortak bir program çalışması başladı.   

Bu programda UNDP himayesinde, İlias Georgiadis, Gülden Plümer Küçük ve Cristopher Girod’dan oluşan üç üyeli  Kayıp Şahıslar Komitesi, kayıp akrabalarının umutlarını teyit etmek şöyle dursun, kötü yönetim, programın olmaması ve herhangi bir kontrol ve şeffaflık yoksunluğu sebepleriyle süreci bataklığa sürükledi.  

12 milyon doların harcandığı ve yedi yıldan fazla bir süredir devam eden bir çalışma sonucunda 838 kişinin kemikleri çıkarıldı; bunlardan yalnızca 314’ünün (253 Kıbrıslırum ve 61 Kıbrıslıtürk) kimlikleri tespit edildi ve kemikleri yakınlarına teslim edildi. Bu rakamlarla, programın sonlanması için artı 45 yıl ve bir o kadar da milyon gerekiyor. Bundan daha da ayıp olan, kayıp ailelerine karşı oynanan oyunlardır.         

1974 yılının Ağustos ayında infaz edilen 19 Kıbrıslırum askerlerin kemiklerinin çıkarılması olayı çarpıcı bir örnektir. Bu askerler arasında, o ünlü fotoğraf-sembolde yer alan, en sondaki askerin ağzında sigara ile beş asker de vardı. Toplu mezar Türk köyü Çatoz yakınlarındaydı ve kemiklerin çıkarılması 2006 yılında yapıldı. Cenaze ilanlarından görüldüğü üzere, Kayıp Şahıslar Komitesi tarafından kemikler ilk kez 2009 yılının Ağustos ayında teslim edildi.  

Üstelik 2009 yılının Ağustos ayında ilk olarak fotoğraf-sembolde yer alan beş kişinin kemikleri teslim edildi. Eylül sonunda diğer yedi kişinin ve Ekim ayında ise son yedi kişinin kemikleri teslim edildi. Tüm bunlar, 19 kişinin de kemiklerinin aynı anda çıkarılmasına rağmen yapıldı. Başka bir çarpıcı durum ise 1974 yılında infaz edilen ve Beyköy köyü yakınlarına gömülen 25 Kıbrıslırum’dur. Kemiklerin çıkarılması 2005 yılında yapıldı, kimlik belirleme 2008 yılında oldu ve kemikler Kayıp Şahıslar Komitesi tarafından üç parti halinde teslim ediliyor.   

İlk sekizi 2011 yılının Temmuz ayı içerisinde verildi. Üç tanesi gömülmek üzere 2011 yılının Ağustos ayında ve dört tanesi de 2012 yılının Ocak ayında verildi. Geriye kalan; aynı toplu mezardan çıkarılan ve ailelere verilmek üzere halihazırda kimlik tespiti yapılmış olan on kayıbın kemikleridir!

Türk köyü Petrofan’da (Esendağ) iki kuyudan altı Kıbrıslıtürk’ün kemiklerinin çıkarılması çalışmaları 2006 yılında başladı, araya giren koşulların oluşturduğu kesintilerle çalışmalar iki yıldan fazla sürdü, ancak, birkaç gün önce Kıbrıslıtürk kayıp yakınlarından aldığım bilgiye göre kemikler henüz ailelere teslim edilmedi...   

Bu bağlamda, yıllardır tedirginlik içerisinde yaşayan kayıp yakınlarının; süregeldiği üzere gerek Kıbrıslırum, gereke Kıbrıslıtürk, gerekse de Birleşmiş Milletler tarafından atanan sorumsuzların, koltuğa yapışanların elinden acı çekmemeleri için süreci kontrol etme sorumluğu kimdedir? 

Buna paralel olarak, programın sonuç vermesine yönelik denetleme yapma sorumluluğu kimlerdedir? Ayrıca, Kıbrıs ve başka 10 ülke olarak kayıpların akıbetinin kesinleşmesi için vergi halinde verdiğimiz paraların çarçur edilmediğini ve misyona saygı ile, şeffaflıkla kullanıldığını bize kim söyleyebilir? Belki de kimse. Sahi, Kıbrıs’ta yaşamıyor muyuz? Kim, neden hesap versin ki?...

 

 

(KATHIMERINI – Andreas PARASHOS – 26.2.2012)

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 844 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler