1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. “Kayıplar için umutlar tükendi…”
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518
Yazarın Tüm Yazıları >

“Kayıplar için umutlar tükendi…”

A+A-

Mahmut Bozarslan

DİYARBAKIR -- Nevzat Özgen 30’lu yaşlarında bir Kürt genci. Diyarbakır’da yaşıyor. Evindeki bazı eşyaların onun için özel bir önemi var. El feneri, çakmak, muhtar mührü gibi. Babasından kalan hatıralar. Herkes babası öldüğünde mezarıyla, Özgen eşyalarıyla teselli buluyor. Çünkü babasının teselli bulacağı bir mezarı yok. Baba Fikri Özgen, Türkiye’deki binlerce kayıptan biri.

72 yaşındaki Özgen 1997 yılının şubat ayında bir sabah ilaç almak üzere evden çıktı. Görgü tanıklarının ifadelerine göre Özgen, beyaz bir otomobilden inen silahlı 4 kişi tarafından araca bindirilerek götürüldü. O yıllarda sıkça rastlanan bir durumdu. Devlet görevlisi olduğuna inanılan kişiler, insanları bu şekilde gözaltına alıyorlardı. Bu otomobillere bindirilenlerden bir daha haber alınamıyordu. Fikri Özgen’i de bir daha gören olmadı. Aile olaydan haberdar oldu. İlk hafta yaşlı olması nedeniyle bırakılacağını umut ettiler. Ancak sonra sağ döneceği yönündeki umutları kayboldu. Savcılığa, polise, jandarmaya başvurdular. Ama kimse gözaltına alındığını kabul etmiyordu.

Aradan 18 yıl geçti ve ailesi hala bir haber bekliyor. PKK’dan ayrıldıktan sonra devlet adına çalışan bazı kişilerin açıklamaları aileye umut oldu. Açıklamalarda, Özgen’in bir askeri birliğe götürüldüğü ve orda öldürüldüğü iddiası vardı. Aile yeniden harekete geçti ama yine sonuç alamadı.

Nevzat Özgen’e göre babasının kaybedilmesi bir gözdağıydı. Nedenini ise iki kardeşinin PKK militanı olmasına bağlıyor. Özgen babasının en azından kemiklerini bulmayı umut ediyor. Duygularını Al-Monitor’a anlatan Özgen, “Kemikleri bulmak için çaba sarf ediyoruz ama buna sevinecek miyiz ağlayacak mıyız? Bilmiyorum. Sevinsek bir türlü, ağlasak bir türlü. İçinden çıkılmaz bir haldir. Ama yine de ona ait bir şeylerin çıkması belki bir nebze mutlu eder insanı. Ama nasıl bir mutluluk bilmiyorum. Hiçbir şey olmaması sizi askıda tutuyor, beklentide kalıyorsunuz” dedi.

Saliha Bulut ise 45 yaşında ve dört çocuk annesi. Umutla kayıp kocasından gelecek bir haberi bekliyor. 20 yıldır kayıp olan kocası Fahri Bulut’tan tek bir iz bile yok. Kocasıyla birlikte iki kayınbiraderi ve iki akrabası da birbirlerini ararken kayboldular. Bulut ailesinden beş kişinin gözaltında kaybolduğu olaylar 13 Mayıs 1994'te başladı. Görgü tanıklarının iddiasına göre Mustafa Bulut Lice ilçesine bağlı Kabakkaya köyüne baskın yapan askerlerce gözaltına alındı. Bir gün sonra Saliha Bulut’un eşi Fahri Bulut da gözaltına alınarak bilinmeyen bir yere götürüldü. Ailenin diğer üyeleri kayıpları aramak üzere yollara düşünce yeni kayıplar peşi sıra geldi. Aile üyelerine göre güvenlik güçleri tarafından durdurulan Ekrem, Ramazan ve Ali Bulut da gözaltına alındı. Toplam kayıp sayısı 5 oldu.

Ailenin yaptığı tüm başvurular 2007 yılına kadar sonuçsuz kaldı. Kulp’ta bir köyde bulunan 8 kişiye ait kemikler üzerinde yapılan DNA incelemesinde Bulut ailesinin 3 ferdine ulaşıldı. Artık 3 kişinin mezarları vardı. Ama Fahri ve Mustafa Bulut hala kayıp. Bununla ilgili soruşturmada da sona gelindi. Yasalara göre, bir soruşturma hakkında, 20 yıl boyunca bir işlem yapılmazsa zaman aşımını nedeniyle takipsizlik kararı veriliyor. Bulut ailesinin dosyası da 13 Mayıs 2014 tarihinde zaman aşımına uğradı. Yıllardır kocasını bekleyen Saliha Bulut tek bir söz söylüyor “adalet bekliyoruz.”

Kayıplar konusunda çalışmalar yapan İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi’nin Başkanı Raci Bilici kayıpların bulunması için toplu mezarların açılmasını gerektiğini savundu. Al-Monitor’a konuşan Bilici, mezarların BM’nin toplu mezarların açılmasının hukuki ve tıbbi kurallarını belirleyen Minnesota Protokolü’ne uygun açılması gerektiğini belirterek, “O çerçevede açılırsa birçok boyutu araştırılır, kimliklendirme yapılır, ölüm şekli ortaya çıkarılır, deliler toplanır. DNA testi yapılarak kimliği tespit edilir. Kemikler birbirine karıştırılmadan, her cenazenin kemiği ayrı ayrı toplanır. Türkiye buna uymuyor ve kepçeyle açıyor. Bir mezarda 20 kişi varsa 20’sinin kemikleri birbirine karıştırılıyor. Biz bunu doğru bulmadık. Yapılanın uluslararası sözleşmeye uygun ve bilimsel çalışmayla yapılmalı dedik. Bu nedenle mezarların açılmasını kabul etmedik” diye konuştu.

Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’ye göre kayıp sayısı 2 bin 500 civarında, çoğu Kürtlerin yaşadığı illerden. Al-Monitor’a konuşan Elçi, kayıpların bulunması konusunda umutlu değil. Soruşturmaların bazılarının zaman aşımına uğradığını hatırlatan Elçi, “17-25 Aralık’tan (AKP ve Gülen cemaati arasındaki çatışmanın başladığı dönem) önceki 2-3 yılda iyi kötü bir takım çabalar vardı. Bazı önemli davaların zaman aşımına uğramaması için 12 kadar dava açıldı. Bunlar daha sonra Türkiye’nin batı illerine nakledildiyse de yine de, JİTEM’in işlediği cinayetlerle ilgili soruşturma, belli bir aşama kaydetti. Fakat 17-25 Aralık sonrası adliyede yaşanan büyük değişim, buhran, kaos en çok bu alanı etkiledi. Soruşturmalarda iyi kötü son birkaç yıldır harekete geçen, bir şeyler yapmaya çalışan, delil toplamaya çalışanların yerlerinden olması, bu süreci tamamen bitirdi. AK Parti özellikle cemaatle yeni sürece girince, askerlere kötü olmak hiç istemedi. Bu bölgedeki gözaltında kayıp, faili meçhul cinayetler, geçmişte ya da yakın tarihte işlenen ağır suçları soruşturanlar, halen ordunun çok önemli mevkilerinde olan askeri görevlileri soruşturamazdı. Gülen Cemaatine karşı yürütülen mücadele sırasında ordunun da küstürülmesi, desteğinden mahrum kalınması, orduda bir cephe açılmasını AK Parti mantıkla görmedi ve bu sayfayı kapattı. Geçmiş yıllarda işlenen ağır suçlara ilişkin soruşturma süreci tamamen kapanmıştır. Ne savcılar bir hareket halindedir ne açılmış davalarda bir başarı söz konusu. Sanki bir yerden düğmeye basıldı ve davalar tek tek kapatılıyor. Son 25 yıldır bu süreci yakından takip eden bir uygulamacı olarak şunu söyleyebilirim: Hükümet ve devlet kendince bu sayfayı kapatmıştır, geçmişle yüzleşme gibi bir niyeti, politikası, planlaması kalmamıştır. Ne yazık ki şimdilik umutsuzum“ şeklinde konuştu.

İHD Diyarbakır Şubesi, 25 ilde 348 toplu mezar tespit etti. İHD’ye göre bu mezarlarda 4 bin 201 kişi bulunuyor.

(AL MONITOR – Mahmut BOZARSLAN – 4.9.2015)

Bu yazı toplam 1056 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar