1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. “Kayıp yakınlarının acısı hep devam edecek ancak yeni kuşaklar için barış istiyoruz…”
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518
Yazarın Tüm Yazıları >

“Kayıp yakınlarının acısı hep devam edecek ancak yeni kuşaklar için barış istiyoruz…”

A+A-

Kardeşi “kayıp” Hristakis’ten geride kalanlar, Dilekkaya’da (Ayakebir) bir kuyuda bulunan Katerina Antona’dan barış çağrısı

1974’te kardeşi Hristakis “kayıp” edilen ve ondan geride kalanlar Dilekkaya’da (Ayakebir) bir kuyuda bulunan “kayıp” yakını Katerina Antona, yaşadığı acılara rağmen sosyal medya üzerinden barış çağrısında bulundu.

“Kayıp yakınlarının acısı hep devam edecek ancak yeni kuşaklar için barış istiyoruz” diyen Katerina Antona, geçen yıl EDON’la birlikte iki toplumlu kayıp yakınları ve katliam kurbanlarının örgütü “Birlikte Başarabiliriz”in organize ettiği gençliğe yönelik etkinliklere de katılarak gençlere barış mesajı vermişti.

Katerina Antona internet üzerinden 1963 ve 1974 “kayıpları”na yönelik bir de Facebook sayfası açmıştı ve halen bu sayfayı bir başka “kayıp” yakını olan Hristina Pavlu Solomi Patça’yla birlikte yönetiyor.

“Kayıp” yakını Katerina Antona, mesajında şöyle dedi:
“Kayıp yakınlarının acısı hep devam edecek ancak yeni kuşaklar için biz de barış istiyoruz…
Benim ailem evlerini özlemiyordu 1974’te çünkü çok daha değerli bir şey kaybetmişlerdi – bir ruhu kaybetmişlerdi…
Yurtları için sevgi ve cesaret dolu bir ruh!
Annemiz ve babamız bize bu idealleri öğretti…
Hatta bize ırkçı olmamayı öğretti…
Görüşümüzü söylemeyi ve görüşümüzün arkasında cesaretle durmayı öğretti!
Babamın doğum yeri Vadili olduğu için orada kayıtlı malları olabilirdi ancak düşündüğü tek şey yalnızca ve yalnızca “kayıp” oğluydu!
Anacığım Stillili idi ve burada anlattıklarına göre çok dinamik, çok enerjik bir kadındı…
Sevgili oğlu “kayıp” edilince 63 yaşındayken çöküntü yaşadı!
Bu acının her aşamasını ben ergenlik yıllarımdan itibaren çok güçlü biçimde yaşadım!
Ve hiçbir zaman bu acının bizlere Kıbrıslıtürk yurttaşlarımızdan nefret etmeyi öğrettiğini düşünmedim!
Hristakiciğimizden geride kalanlar bulunduğu zaman dahi nefret etmenin, iki katı nefret doğuracağını söyledim… Böylesi bir duyguyu çocuklarımın yaşamasını istemedim…
Kardeşimden geride kalanlar 2010 yılında bulunduğunda annemle babam çoktan ebedi istirahatgahlarındaydılar…
Aynı şeyler bu topraklarda bir daha yaşanmasın…
Bu acılı topraklara barış getirin!
Hepimizin çocuklarımızı korumanın tek yolu budur, BARIŞ yoludur…
Belki bulunacak çözüm hepimizi memnun etmeyecektir ancak bir sonuca varmadan önce olgunlukla bu çözümün iyi ve kötü yanlarını iyice tartalım… Bunu biz yapalım, başkaları değil… Ve bunu önümüze hedef olarak koyalım…
Karşımızda NATO’nun ikinci süpergücü Türkiye vardır, Kıbrıs’tan ayrılacak olan…
Bir zamanlar İngiltere’deydik ve tekerlek döndü ve şimdi çocuklarımızın orada okumasıyla övünüyoruz!
Bu kez ciddi olalım…
Cumhurbaşkanımıza Mont Pelerin’de başarılar diliyorum…”

 

------------------------------------------------------

***  GEÇMİŞLE YÜZLEŞME KONUSUNDA DÜNYADA NELER YAPILIYOR?

BİANET.ORG

Almanya’da sokaklardaki  “Struikelblok - Tökezleme taşları…”

FÜSUN ERDOĞAN

Kısa bir süre önceydi.
Rotterdam’da bir arkadaşımla yürürken kaldırım taşlarının arasına yerleştirilmiş tahminen 10 X 10 büyüklüğünde üzeri yazılı kare beyaz metaller dikkatimi çekti.
Eğildim, metalin üzerindeki yazıları okuyunca şaşkınlığım biraz daha arttı.
Müthiş bir şeydi!
En üstte aşağıda kimliği ve hangi tarihte, hangi toplama kampında katledildiği yazılan kişinin o adreste oturduğu yazılıydı.
Yıllar önce Rotterdam’da yaşamış olmama rağmen hiç rastlamadığım, belki de dikkatimi çekmeyen bu kaldırım taşlarından, Avrupa’nın birçok kentinde olduğunu arkadaşımdan öğrendim.
Kaldırım taşlarının arasına yerleştirilen bu plaketlere Hollandaca “Struikelblok” yani “Tökezleme Taşı” deniyormuş.
Yolda yürürken birden karşınıza çıkan ve Yahudi soykırımında katledilmiş bir kişinin doğum tarihi, götürüldüğü kampın adı, hangi tarihte, hangi toplama kampında öldürüldüğü ve bir zamanlar bu kişinin önünde durduğunuz evde yaşadığını görmek insanı tökezletmenin ötesinde bambaşka duygularla sarıp sarmalıyor!
İnsanda bir tarih bilinci, bir duyarlılık ve elbette bu tür katliamlara karşı olmanın ne kadar önemli olduğu duygusunu yaratıyor.
Sokakta yürürken karşıma çıkan ve beni hayretler içerisinde bırakan Tökezleme Taşları’nın peşine düştüm.
Her fotoğrafını çektiğim Tökezleme Taşı’nda bilgileri yer alan katliam kurbanları, tarihten çıkarak bir zamanlar ikamet ettikleri evlerine geri dönecekmiş hissiyle izlerini sürdüm...
Eve döndüğümde fotoğraflarını çektiğim Tökezleme Taşları’ndan bazılarının isimlerini yazıp, onlarla ilgili daha fazla bilgi toplayabilir miyim diye baktım.
Karşıma kocaman bir liste çıktı...
İki bölümden oluşan sitede isim sırasına göre hangi toplama kampında ve hangi tarihte katledildikleri belli olup da, mezarları belli olmayanların isimleri yer alıyor.
İkinci bölümde ise, mezarı belli olan kurbanların listesi var.
Siteye kaydolup, fotoğrafını çektiğim bir Tökezleme Taşı’nda yanyana yer alan Valk ailesinin mezarlarının nerede olduğunu öğrenmek için onlara ait bilgileri arama motoruna yazdım.
Bunu yaparken belki aile fertlerine dair daha fazla bilgi elde edebilirim diye de düşündüm.
Mezarı belli olmayanların isim listesinde “Valk” soyadını taşıyan tam 53 isim saydım.
Lakin fotoğrafını çektiğim Sebilla Valk-Cohen, Joseph Valk ve Hans Valk’ın ismini bulamadım.
Bir e-mail gönderdim siteye.
Belki Valk ailesine dair daha fazla bilgiye ulaşabilirim diye umut ettim.
Hemen yanıt verdiler.
Valk ailesinin nerede gömülü olduğu bilinmiyormuş.
Ayrıca bu konuda gönüllü çalışacak kişilere ihtiyaçları olduğu ve istersem kendileriyle bağlantı kurabileceğimi yazmışlar.
Gönderdikleri yanıt e-mail’inde, soykırımda katledilenlerin gömüldükleri mezarlıkların adresleri ve yine her bir mezarlığın tarihine dair bilgiler yer alıyor.
Kaldırım taşlarının arasına yerleştirilmiş Tökezleme Taşları’nın tarihçesine ilişkin yaptığım bu kısa araştırma sırasında onlarca katliamın yaşandığı ülkemi düşündüm...
Mesela Türkiye’nin tüm kentlerinde, ana caddelerinde kaldırım taşlarının arasına Ermeni soykırımında, Dersim’de ve diğer katliamlarda hayatlarını kaybetmiş insanlarımıza ait bilgilerin olduğu Tökezleme Taşları konulsa...
Dersim katliamında köylerinden ilçe ve merkezinden alınarak Kutu Deresi’nde katledilenlerin adları ve akibetleri...
6-7 Eylül’de ya da Maraş’ta, Sivas’ta, 1 Mayıs 1977’de katledilenler, 12 Eylül’de idam edilenler...
1990’lı yıllar boyunca faili devlet cinayetlerinde katledilenler, kaybedilenler, daha yakın süreçte Roboski’de, Suruç’da, Ankara’da, geçmiş ve yakın tarihte katledilenler anısına Tökezleme Taşları konulsa il ve ilçelerin sokaklarına...
İstanbul’da 24 Nisan 1915 Cumartesi günü akşam üzeri evlerinden, işyerlerinden alınan Ermeni aydınların isimleri ve akıbetlerinin yazıldığı Tökezleme Taşları İstiklal Caddesi’ndeki parke taşlarının arasına yerleştirilse...
Ya da bir zamanlar ikamet ettikleri o el konulan evlerinin kapısının önündeki kaldırım taşlarının arasına yerleştirilen Tökezleme Taşı’nda bir zamanlar burada şu kişi oturuyordu dense...
Tüm katliamlarla hesaplaşmanın, bir daha asla diyebilmenin tarihle yüzleşmek ve hesaplaşmak olduğu gerçeğini kim karartabilir, kim ortadan kaldırabilir ki?!
Hem kendisiyle ve toplumuyla barışık bireyler yetiştirmenin yolu da buradan ve doğru bir tarih bilinci oluşturmaktan geçmiyor mu?

(BİANET.ORG – Füsun ERDOĞAN – 19.11.2016)

Bu yazı toplam 814 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar