1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. “Kayıp yakınlarının acılarını dindirmek için bildiklerinizi paylaşın…”
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518
Yazarın Tüm Yazıları >

“Kayıp yakınlarının acılarını dindirmek için bildiklerinizi paylaşın…”

A+A-

Kyriaki Hristodulu-  Kıbrıs Haber Ajansı (KHA/CNA)

Aralık 2015’de iki lider, Nikos Anastasiades ve Mustafa Akıncı, Kayıp Şahıslar Komitesi  laboratuvarlarını ziyaret ederek herkese kayıplarla ilgili ellerindeki bilgileri vermeleri yönünde ortak bir çağrıda bulundular. Anastasiades konuşmasında “Elinizde ne kadar bilgi varsa veriniz. Çok insancıl bir konudan söz ediyoruz. Sorumlulukları olanları suçlamak ya da sorumluluk yüklemek için değil”. Bir yıl sonra Cumhurbaşkanı Anastasiades Facebook aracılığıyla yayınladığı mesajında çağrısını yineleyerek anonimliğe tam saygı gösterileceği güvencesi verdi.

Dini liderler de yine buna benzer mesajlar yayınlamışlardı. Buna rağmen kayıp şahıslarla ilgili bilgiler damla damla gelmektedir. Türk istilasından 44 yıl ve iki toplumlu çatışmalardan 54 yıl sonra bunlara şahit olan tanıkların çoğu ölerek trajediyle ilgili bu çok önemli bilgileri de beraberlerinde götürdüler. Bunu dışında çok sayıda kayıp eşi ve ebeveynleri, yakınlarından bir haber almayı bekleyerek öldü. Anca bu bilgiler hiçbir zaman gelmedi.

Kayıpları araştırma çalışmalarına katılanlar ve KŞK için çalışanlar da her zaman aynı mesajı göndermeye devam ediyorlar: “Kayıp yakınlarının acılarına son vermek için konuşunuz”.

  Tüm adada kayıpları bulmak için kazılarda çalışan arkeologlar, laboratuvardaki antropologlar ve araştırma sonuçları konusunda bilgilendirilen ve kazı alanlarında yakınlarının kalıntılarına ulaşıldığında rahatlayan ailelerden önce, ilk sırada gelmektedirler. Çalışmaları büyük sabır, kararlılık ve ısrar isteyen bir iş... Gayet metotlu bir şekilde çalışmaktadırlar ve kalıntılarla ilgili bilgilerin her zaman gerçek olması durumunda, mutluluk, adalet ve rahatlama hissederler. Şu an tüm adada Kıbrıslı Türk kayıpların bulunması için üç grup, Kıbrıslı Rum kayıpları araştırmak için dört grup çalışmaktadır. Bunun dışında iki yeni grubun da çok yakında iş başı yapması bekleniyor.

Foto muhabiri Katia Christodoulou ve kameraman Yiorgos Aleksi ile birlikte işgal altındaki bölgelerde bulunan Mia Milia ve Girne kazı alanlarını ziyaret ettik.

KŞK aracıyla sabah erken saatlerde Ledra Palas barikatından geçtik. Önce işgal altındaki Mia Milia’da 1970’te kapatılan tuğla fabrikasının bulunduğu alana vardık. 1963-64 döneminde kaybolan 6-7 Kıbrıslı Türkün kalıntılarının orada bulunduğuna dair bilgiler var.

Kazı çalışmaları 13 Eylül 2017’de başladı. Şu an hiçbir kalıntıya ulaşılamadı. Buna rağmen bilgilerin çok güvenilir olduğuna inanıldığı için bir önceki kazıların yanında yeni kazılar için yeşil ışık yakılması beklenmektedir.

Kıbrıslıtürk arkeolog Çınar Karal bölgede Kıbrıslırum Noli Moisi ile birlikte çalışmaktadır.

Bize, istiladan önce, 1970’e kadar bölgede bir tuğla fabrikasının çalıştığını anlattı. Fabrikanın bacası hala orada durmaktadır. Kazıların gerçekleştirildiği alanda, arkeologların Kıbrıslıtürk kayıpların gömülü olup olmadıklarını araştırmak amacıyla içinden büyük toprak parçalarının çıkarılarak hemen hemen karşısındaki tarlaya taşınan büyük bir krater gördük.

Arkeologlar şimdi krateri kapatma maksadıyla büyük kazı ekskavatörleri ve kamyonlarla toprağı geri taşıyorlar. Bu alanda kayıp şahısların gömülü olduğu bilgileri tanıkların verdiği ifadelerle aynı olduğu için bu bilgilerin çok güvenilir olduğuna inanıldığı arkeologlar tarafından defalarca vurgulandı.

2009’dan beri KŞK’da arkeolog olarak çalışan Çınar Karal, “Son 7-8 aydır buradayız ve şu an krateri yeniden toprakla doldurmaya çalışıyoruz. Ne yazık ki şu ana kadar hiçbir kemik izine rastlamadık ama buna rağmen burada 6-7 Kıbrıslıtürk’ün gömülü olduğuna inanıyoruz” dedi.

Kendisi bile kaç kazı alanında çalıştığını ve kaç kazıda hazır bulunduğunu hatırlamıyor ama her defasında aynı duyguları yaşıyor.

“İşimi seviyorum, kayıp yakınlarına yardım ediyoruz ve her defasında yeni bir kazı alanına gittiğimizde bir şeyler bulmayı ümit ediyoruz. Araştırmalarımızı büyük bir dikkat ve umutla yapıyoruz çünkü kalıntıları ailelerine geri vermek istiyoruz. Bazen hayal kırıklığına da uğradığımız oluyor ama bu araştırmalarımızı sürdürmeye engel olmuyor”.

  Ellinde bilgiler olanlara ve herhangi bir nedenden dolayı bunları vermek istemeyenlere bir mesaj göndermesini istedik. Karal, savaşın üzerinden uzun bir zaman geçtiğini, kimilerinin öldüğünü, kimilerinin ise çok yaşlı olduğunu ve hala hayatta olanların bu bilgileri paylaşmalarının çok önemli olduğunu düşünmeleri gerektiğini vurguladı.

“Herkese bu bilgileri vermeleri için rica ediyorum. Bunu hala daha beklemekte olan kayıp yakınları ve aileler için yapsınlar”.

  Noli Moisi 2012’den beri KŞK’da çalışmaktadır.

“İlk istediğim şey işimizden dolayı gurur duymaktır. Bu Kıbrıs için, iki toplum için çok önemli bir şey. Her yeni kazıda büyük bir sabırsızlık duyarız çünkü %100 kalıntılara ulaşabileceğini bilemezsin. Bu, çok sabır ve ısrar isteyen bir çalışma”.

Noli, geçen zamanın daha çok zorluklar yarattığını çünkü bilgilerin azalmasıyla birlikte çevrenin de değişime uğradığını söyledi.

Mia Milia ve bölgede Hala Sultan adıyla inşa edilen camiyi geride bırakarak Girne yoluna çıkıyoruz ve 30 dakika sonra kente varıyoruz.

Lefkoşa-Girne yolunda bizi deniz manzarası karşılıyor. Sağa dönerek, arkeolog ve grup başkanı Güliz Bürüncük ve arkeolog Friksos Marku’nun bizi beklediği kazı alanına varıyoruz.

Bu alandaki kazı çalışmaları geçen Kasım’da başladı ve bazı karışık kemikler bulundu ve kimliklerin belirlenmesi için DNA testleri bekleniyor.

Bölgede Kıbrıslırumlar’ın gömülü olduğuna inanılmaktadır. Bu bilgiler, Lefkoşa-Girne yolundan geçmekte olan ve bölgede bir kamyon ve bir şeyler gömen bazı insanları gören bir tanık tarafından verildi. Bölgede bir nehir yatağı vardı ve kazılar güney tarafta trençleme metoduyla yapıldı.

Güliz, “Kazıları genişlettik ve batı tarafında birkaç kemik bulduk ama bunlar anatomik pozisyonda değildi. Daha sonra, aynı alana apartman daireleri inşa edilmeye başlandığında kemiklerin oradan taşındığını anladık” diye konuştu.

Friksos Marku 2010’dan beri Kayıplar Şahıslar Komitesi’nde çalışmaktadır. Arkadaşlarıyla birlikte bir kazıda çalışmaya başladıklarında alana kayıpları bulma umuduyla gittiklerini ve bunun da onlara çalışmaları sürdürmeleri için güç verdiğini söyledi.

“Bazen kazı çalışmaları 3-4 aydan fazla sürebiliyor, eğer onları bulacağına inanmazsan çalışmak için gerekli isteğe ve güce sahip olamazsın”.

Friksos, tanıklardan veya başka yerlerden alınacak bilgilerin çok önemli olduğunu çünkü bu tanıkların çok yakında hayattan gidebileceklerini vurguladı.

“Bilgi sahibi olan herkesi bu bilgileri en erken zamanda, mümkün olan her yolla KŞK ile paylaşmaya çağırıyoruz. Hatta kazı çalışmaları sırasında bile buraya gelerek bize bir ipucu verebilirler. Komşulara ve bölgeden geçen herkese, hatta kahvede oturan yaşlılara bile, bölge için bildikleri bir şey varsa, bunu bizimle paylaşmalarını söylüyoruz”.

Friksos Marku, arkeologların bu insanlarla temasa geçmeye çalışarak, korkulacak bir şey olmadığını onlara anlatmaya çalıştıklarını söyledi.

“Biz sadece işimizi yapmak ve bekleyen insanların acısını dindirmek istiyoruz”.

cna2.jpg

Friksos tüm kazıların belli bir zorluğu olduğunu söyledi. Örneğin açık bir tarlada veya tepede yapılan kolay bir kazının tersine, içinde çok su olan bir kuyudan pompalamayla dışarı çıkarılamayan su için başka bir teknik kullanılması gerekebilir.

Girne’de gerçekleştirilen kazılarda ekskavatör sürücüsü Ümit Hadımcı ile buluştuk. Son altı aydır KŞK ile birlikte çalışmaya başladı.

Tercüman aracılığıyla sorularımızı yanıtlayan Ümit “Bu makineyi sürmeyi ve kayıpların bulunmasına yardımcı olmayı seviyorum” dedi ve arkeologlarla birlikte yeni bir kalıntı bulduklarında büyük bir sevinç ve rahatlama hissettiğini çünkü bu şekilde kendi insanlarının haberini bekleyen ailelerin bekleyişine bir nokta koyduklarını kaydetti.

Nisan ayındayız ama Kıbrıs’ta yakıcı güneş, özellikle öğle saatlerinde dayanılmaz oluyor. Ama bu arkeologlar için öyle değil. Onlar bu sıcağa alışıktırlar ve bizim çekimlerimizden hemen sonra işlerine geri dönüyorlar. Bizler ise onların tersine, İşgal altındaki Girne’yi, ekskavatör makinesinin sesini ve bir film gibi bizi izleyen ve trençlerin üzerinde uçan kuşların sesini geride bırakıyoruz.

(Kıbrıs Haber Ajansı – Kyriaki Hristodulu - 25.4.2018)

DEVAM EDECEK

Bu yazı toplam 664 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar