1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'Kayıp' Nesip Hasan'ın oğlu Fuat Nalcıoğlu'ndan Esat Fellahoğlu'na çağrı
Kayıp Nesip Hasanın oğlu Fuat Nalcıoğlundan Esat Fellahoğluna çağrı

'Kayıp' Nesip Hasan'ın oğlu Fuat Nalcıoğlu'ndan Esat Fellahoğlu'na çağrı

“Stavrogonno’ya gelsin ve babamla Cafer Bahaddin’in gömüldüğü yeri göstersin...” · Esat Fellahoğlu: “Ben duyduğumu yazdım. Komutan olarak olaydan haberim olmadı. Sancağın sorumlusu Aziz Altay’dı...”

A+A-

 

 

“Stavrogonno’ya gelsin ve babamla Cafer Bahaddin’in gömüldüğü yeri göstersin...”

 

·        Esat Fellahoğlu: “Ben duyduğumu yazdım. Komutan olarak olaydan haberim olmadı. Sancağın sorumlusu Aziz Altay’dı...”

 

·        Aziz Altay: “Bunu en iyi köyün komutanının bilmesi lazımdır... Size yardımcı olması lazımdır...”

 

“Kayıp” Nesip Hasan’ın oğlu Fuat Nalcıoğlu, 1966 yılında babası Nesip Hasan ile Cafer Bahaddin’in “kayıp” edilişinin yıldönümünde o dönemde Baf Sancağı’nda Serdar olarak görev yapan Esat Fellahoğlu’na çağrıda bulunarak 31 Mart 2012 Cumartesi günü Stavrogonno ve Fasula’da düzenlenecek anma törenlerine katılmasını ve “kayıp” babası ve Cafer Bahaddin’in gömüldüğü yeri göstermesini istedi.

Fuat Nesip Nalcıoğlu, “Madem ki Esat Fellahoğlu kitabında gömüldüklerini yazıyor, o yeri bize da göstersin ve biz da babamızı anma etkinliğimizi “mezarları” başında yapalım, dualarımızı okuyalım” dedi.

Gasabalı Ali adlı okurumuz ise şöyle yazdı:

“O zaman Gasaba’da teşkilattan sorumlu olan Esat Fellahoğlu kitabında bu insanların İslami  kurallara göre gömüldüklerini yazıyor. Eğer Fellahoğlu yerlerini biliyorsa, Kayıplar Komitesi’ne söylesin da bu insanlar da bulunsun... Söylemezsa ki yerlerini bilir, o zaman suçludur. Zaten öldürme emrini verenler suçludur...”

 

ESAT FELLAHOĞLU: “SANCAĞIN SORUMLUSU AZİZ ALTAY’DI...”

“Ulusal direnişte Baf köyleri” başlıklı kitabında Stavrogonno baskınında öldürülen iki kişinin (Nesip Hasan ve Cafer Bahaddin’in) mücahitler tarafından Fasula’ya (Bağrıkara) götürülerek orada defnedildiklerini yazan (sayfa 98) o dönemin askeri yetkililerinden Esat Fellahoğlu’nu arayarak, Nesip Hasan’ın ailesinin Stavrogonno ve Fasula’da bir anma töreni yapacaklarını, kendisinden de biliyorsa bu iki “kayıp” Kıbrıslıtürk’ün gömü yerini göstermesi için çağrıda bulunduklarını anlattık. Kendisinin “Ulusal direnişte Baf köyleri” başlıklı kitabında bu iki “kayıp” şahsın Fasula’ya gömüldüklerini yazdığını hatırlattığımız Fellahoğlu, “Ben nereye gömüldüklerini bilmezdim. Birisi söyledi ve yazdım. Binlerce kişiyle konuşuyordum, kim söyledi hatırlamam. Zaten ben komutan olarak o dönem hiç bu olaydan haber almadım. Ben serdardım, esas komutan Sancaktar’dı. Sancaktar Kamil Doğan diye Türkiyeli bir albaydı ama o da öldü” dedi.

Ancak yaptığımız araştırmada, 2 Nisan 1966’da Baf’ta herhangi bir sancaktarın bulunmadığını, Baf’taki Sancaktar Kemal Karakullukçu’nun 11 Mart 1964’te görevden alındığını ve yeni sancaktar olarak Türkiyeli albay “Cengiz Bey”in (Kamil Doğan) ancak 28 Ekim 1966’da Baf’a atandığını öğrendik. Tekrar arayarak bu durumu aktardığımız Esat Fellahoğlu, “Sancağın sorumlusu Aziz Altay’dı... Herhalde onun haberi olmuş olabilir. Benim bu olaydan hiç haberim olmadı” dedi.

Nisan 1966’da Aziz Altay Birinci Serdar, Esat Fellahoğlu da İkinci Serdar olarak Baf Sancağı’nda görev yapmaktaydı.

Konuyla ilgili olarak Aziz Altay’a ulaşarak onun da bildiklerini paylaşmasını rica ettik. Aziz Altay bize özetle şunları söyledi:

“Aradan çok uzun yıllar geçti, Baf’ta pek çok olay oldu, hatırlamam, araştırmam lazım... Sözünü ettiğiniz iki kişinin nereye gömülmüş olduğunu size 1966 yılında bile söyleyemezdim çünkü gidip mezarın yerini görmem mümkün değildi. Kasaba’nın dışına çıkmam mümkün değildi.

Size önerebileceğim Fasula’nın mücahit komutanı Fasulalı’dır, sadece o köyün değil Aydoğan’ın (Stavrogonno) da bağlı olduğu yer Fasula’ydı. Bu durumda, bunu en iyi bilebilecek şahıs köyün komutanıdır, başka birisini bulmak zordur. Ayer Özsağıroğlu, iki köyün yani Fasula’nın ve Aydoğan’ın (Stavrogonno) komutanıydı. Halen hayattadır. Ona müraccat ediniz de bence bilmesi lazım çünkü köyünde oldu, sanırım size yardımcı olabilir, olması lazım. Birisi ölür, defnedilir, belki cenazeye da katıldı, bilemem. Ama o olay kendi köyünün içinde olduğuna göre bilmesi lazım. Mutlaka bilmesi lazım, benim önerebileceğim budur.”

Kayıplar Komitesi kazı ekibinin, Nesip Hasan ile Cafer Bahaddin’in olası gömü yerinde aylar süren kazılar yürüttüklerini ancak onlardan hiçbir ize rastlayamadıklarını, belki de Birleşmiş Milletler’in konuyu araştırmaya başlaması üzerine ilk gömü yerinin değiştirilerek ikinci bir yere gömüldüklerini anlattığımız Aziz Altay şöyle dedi:

“Bu konuda Birleşmiş Milletler benimle hiçbir şekilde temas etmedi. Birleşmiş Milletler’in mezarı bulmak gibi bir talebi olsaydı bana müracaat etmeleri lazımdı. Eğer kendileri gizli bilgi toplamak istiyorlarsaydı ve bu, köyün bilgisine geldi, o zaman belki yerini değiştirdiler, bilemem bunu. Birleşmiş Milletler kendileri çoğu defa bize haber vermeden direk hareket ettikleri da olurdu. Eğer böyle bir durumda Birleşmiş Milletler direk bilgi istersaydı, o zaman belki da gittiler köye, göstermediler... Olmaya ki gider biri söyler Birleşmiş Milletler’e diye değiştirdiler belki ama benim hiçbir şekilde bilgim yoktur bu konuda. Size önerim, Fasulalı mücahit komutanı Ayer Bey’i aramanızdır...”

Aziz Altay’ın önerisi üzerine dün akşam Ayer Özsağıroğlu’nu gerek ev telefonundan, gerekse cep telefonundan aradık ancak kendisine ulaşamadık. Bu konuda kendisine ulaşmayı bugün de deneyeceğiz.

 

 

 


 

 

 

1963-64 dönemi Kıbrıslırum Kayıp Yakınları Komitesi Başkanı Haris Simionidis:

 

“63 kaybı Kıbrıslırumlar konusu gömülmeye doğru gidiyor...”

 

Lefkoşa, 29 Mart 12 (T.A.K): 1963-1964 Dönemi Kıbrıslırum Kayıp Yakınları Komitesi Başkanı Haris Simionidis, kısa bir zaman sonra, 1963-1964 dönemine ait Kıbrıslıtürk kayıp kalmayacağını ve Kıbrıslırum kayıpları konusunun gömülmeye doğru gittiğini söyledi.

Fileleftheros gazetesinin “Kayıplarla İlgili Hiç Gelişme Yok” başlığıyla aktardığı haberine göre Simionidis, 1963-1964 dönemine ait Kıbrıslıtürk kayıp kalmaması durumunda, Türk tarafının Kıbrıslırum kayıplarla ilgili bilgi bulunduğu durumlarda kazı izni vermeyeceğini veya bilgilendirme yapmayacağını savundu.

Simionidis, 1963-1964 dönemine ait Kıbrıslıtürk kayıpların neredeyse yarısının tespit edildiğini ve geriye kalan diğer kayıpların tespiti için çalışmaların sürdüğünü söyledi.

Simionidis, kayıp yakınlarının zamanın gitgide daraldığını düşündüklerini ve Komite’den, 1963-1964 dönemi kayıp yakınlarının haklarına saygı gösterilmesi hususunda aktif destek talebinde bulunduklarını kaydetti.

Simionidis, yakın zamanda “Kapedes” köyünde (Maşera’da) 5 Kıbrıslıtürk’ün kemiklerinin bulunmasıyla ilgili “bu kazıların; kendilerinin Türk tarafından bilgi veya Kıbrıslırum kayıplar için de kazı izni talep edilmeden yapıldığını” iddia ederek, bu durumun kendilerini üzdüğünü ve endişelendirdiğini söyledi.

 


 

KİME AİT OLDUKLARI BELİRLENEMEYEN 800 KEMİK OTONOM KAYIP ŞAHISLAR KOMİTESİ’NİN DEPOSUNDA

 

 

Öte yandan Politis gazetesi ise, DİSİ Milletvekili Kiriakos Hacıyannis’in, Kıbrıslırum Meclisi Göçmenler Komitesi’nin dünkü toplantısında, kime ait olduğu belirlenemeyen 800 kayıp kemiğinin Otonom Kayıp Şahıslar Komitesi’nin (DEA) deposunda bulunduğunu gündeme getirdiğini yazdı.

Gazete, Kıbrıslırum Meclisi Göçmenler Komitesi’nin toplantısında, Genetik Enstitüsü ile Kayıplar Komitesi arasında, kayıp kemiklerinin kimliklerinin belirlenmesi programıyla ilgili imzalanması söz konusu olan sözleşmede yaşanan anlaşmazlıkların yeniden ele alındığını kaydetti.

Habere göre toplantıdan, kayıp kemiklerinin tespiti programının yurtdışında yapılmaması konusunda varılan uzlaşı dışında herhangi bir sonuç çıkmadı.

(TAK Ajansı Rumca Haber Bülteni’nden – 29.3.2012)

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 46019 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler