1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'Kayıp' Nesip Hasan anılacak...
Kayıp Nesip Hasan anılacak...

'Kayıp' Nesip Hasan anılacak...

“Kayıp” Nesip Hasan anısına, 31 Mart 2012 Cumartesi günü Baf’a bağlı Stavrogonno köyünde, muhtemelen “kayıp” edildiği Latçi’de (Fasulla) saat 11.00’de anma toplantısı düzenleniyor. Ailesi tarafından yapılan açıkla

A+A-

 

 

“Kayıp” Nesip Hasan anısına, 31 Mart 2012 Cumartesi günü Baf’a bağlı Stavrogonno köyünde, muhtemelen “kayıp” edildiği Latçi’de (Fasulla) saat 11.00’de anma toplantısı düzenleniyor. Ailesi tarafından yapılan açıklamada aynı gün saat 12.00’de Stavrogonno’da Nesip Hasan ile Cafer Bahaddin’in öldürüldüğü yerde, Ramadan Derviş’in eski kahvesinde onlar anısına mevlid okutulacak.

7 Nisan 2012 Cumartesi günü ise saat 10.00-14.00 arasında Akdoğan’da (Lisi) Stavrogonno Market yanında, Sağlık Bakanlığı Kan Bankası’yla birlikte Nesip Hasan ailesi, “kayıp” Nesip Hasan anısına kan bağışı kampanyası düzenlemiş bulunuyor. Geçen yıl da Akdoğan’da Nesip Hasan anısına ailesi benzer bir kan bağış kampanyası düzenlemişti.  Nesip Hasan’ın ailesi tarafından yapılan açıklamada “Her üç etkinliğe de tüm halkımız davetlidir, tüm sevenlerinin katılmasını özlüyoruz” dedi.

 

NESİP HASAN VE CAFER BAHADDİN’İN ÖYKÜSÜ

 

“Kayıp” Nesip Hasan ve “kayıp” Cafer Bahaddin’in öyküsünü bu sayfalarda Temmuz 2009’da Nesip Hasan’ın sevgili oğlu Fuat Nalcıoğlu’nun ağzından yayımlamıştık.

Stavrokonno, daha çok Kıbrıslırum köyleriyle çevrili büyük bir Kıbrıslıtürk köyü imiş... 1964’te civardaki köylerden göç eden Kıbrıslıtürkler de buraya gelmişler ve 1974’e kadar Stavrokonno’da kalmışlar.

Köydeki huzursuzluk, bu göçmenler ve zor durumdaki köylüler için gönderilen iaşelerin dağıtımındaki adaletsizlik yüzünden giderek büyümüş... Köydeki “Teşkilat”ın başında bulunan başka bir köyden bir öğretmen bu iaşeleri köylülere göre adil biçimde dağıtmıyormuş, bu yüzden köydeki bir grup öğretmeni “Teşkilat başkanlığı”ndan azledip idareye el koymuşlar.

Bunun üzerine Baf’taki “Teşkilat” da sorunu barışçıl yönden çözmek yerine, köye Fasulla’dan silahlı bir grup göndermiş. Bu silahlı grup da, “Teşkilat”a el koyan dört-beş kişinin peşine düşmüş.

O gün yani 2 Nisan 1966 Nesip Hasan’ın kızı Meryem Nesip’in Kına Gecesi varmış... Meryem Nesip,  Süleyman Mustafa’yla evlenecekmiş...

Kına Gecesi için kına, köyde dolaştırılmış, kahveye de getirilmiş, Nesip Bey de cebinden çıkardığı bir çifte şilini 8 yaşındaki oğlucuğu Fuat Nesip Nalcıoğlu’na vermiş, küçük Fuat da bu çifte şilinle kınayı işlemiş... Fuat Nalcıoğlu’nun sevgili babasını son görüşü olmuş bu... Çünkü kınayla ve müstakbel güveyi Süleyman Mustafa’yla birlikte eve dönmüş...

Stavrokonno’da “Teşkilat”ın iaşeleri dağıtmamasından mutsuz olan ve köydeki idareye başladıranlar arasında bulunan Cafer Bahaddin de kahvede imiş... “Darbeci grup” köye bir baskın yapılacağının haberini aldığı için köy merkezinden uzaklaşmış ancak Cafer Bahaddin çok güçlü kuvvetli ve çok cesur bir insan olduğu için kahveden ayrılma gereği duymamış.

Fasulla’dan gelen silahlı grup kahvehanedekileri taramaya başladığında, Nesip Hasan vurularak öldürülmüş, Cafer Bahaddin kendine ateş açanlara karşı mücadele etmiş ancak o da vurularak öldürülmüş. Kahvehanede bulunanlar yaralanmış... Böylece köyün Kına Gecesi, kana bulanmış...

Tüm bu yaralılar ve Nesip Hasan ile Cafer Bahaddin’in cesetleri, bir kamyona konularak köyün dışına çıkarılmış ve bir noktada durularak Nesip Hasan ile Cafer Bahaddin gömülmüş... O günden beridir de her ikisi de “Kayıp”...

Fuat Nalcıoğlu, “Babamın darbeci grupla hiç alakası yoktu” diyor... Nesip Hasan, iaşelerin dağıtılmamasını eleştiriyormuş ancak köyün içinde “Teşkilat”a karşı yapılan hareketin içinde bizzat yer almamış... Buna karşın, Baf’ta “Teşkilat”ın başında bulunanlar, Nesip Hasan’ın öldürülmesi ve “kayıp” edilmesi konusunda tam bir vurdumduymazlık sergilemişler – yıllar boyunca Nesip Hasan’ın ailesine hiçbir yardım yapılmamış, “Hadise Kurbanı” sayılmamışlar ve kendi yağlarıyla kendi ciğerlerini kavurmuşlar... Üstelik “Teşkilat”, Nesip Hasan’ın “Teşkilat”ın değerli bir elemanı olduğunu, “Teşkilat” için pek çok iş yaptığını, hatta 1963-66 yılları arasında “aranan şahıs” olduğu için köyden çıkamadığını bildikleri halde... Nesip Hasan’ın eşi Raviye Hanım’a göre, bir ara “Teşkilat”, bu aileye yardım için önemli miktarda para toplamış ancak bu para da tutanların elinde kalmış ve aileye tek kuruş yardım ulaştırılmamış!...

Bu vurdumduymazlık, 1990’lı yılların sonlarına kadar devam etmiş... Ta ki Fuat Nalcıoğlu’nun girişimiyle, Nesip Hasan “Hadise Kurbanı” sayılıncaya kadar devletten herhangi bir ilgi ya da yardım görmemişler...

Büyük acılar içerisinde büyüyen küçük Fuat ve kardeşleri ve sevgili anneciği Raviye Hanım, dört elle yaşama sarılıp hayatta kalmaya çalışmışlar...

Stavrokonnolu Nesip Hasan’ın sevgili oğlu Fuat Nalcıoğlu, babasından artakalanları bulabilmek için kendi araştırmalarına devam etmiş... Ve babası ile Cafer Bahaddin’in ilk gömüldükleri yeri bulmuş... Ancak bu iki “kayıp” Kıbrıslıtürk’ün cesetleri, bulundukları yerden çıkarılarak başka bir yere gömülmüşler. Çünkü Birleşmiş Milletler de olayı soruşturmaya başladığı için, onları öldürenler, cesetlerin ortaya çıkmasını istemiyormuşlar...

Ocak 2010’da Fuat Nalcıoğlu, yeğeni Jenan Selçuk ve Kayıplar Komitesi yetkilisi Ksenofon Kallis’le birlikte Fasulla’ya giderek burada Fuat Nalcıoğlu’nun çeşitli “şahitler”den edindiği bilgiler doğrultusunda “kayıp” babası ve Cafer Bahaddin’in olası gömü yerini göstermesini sağlıyoruz. Bu bölgedeki mağaralara gömülmüş olabilecekleri yönünde bazı tanıklıklar var. Fuat Nalcıoğlu Kayıplar Komitesi Kıbrıslıtürk üyesi Gülden Plümer Küçük’le de görüşüyor ve bir süre sonra yani Şubat 2010’da bu bölgede kazılar başlıyor. Mağaralardan bazı insan kalıntıları çıkarılıyor ancak yapılan analizlerde bunların iki “kayıp”tan geride kalanlar olmadığı, bunların çok eski çağlarda mağaralara gömülmüş olan insanlar olduğu ortaya çıkıyor.

Ancak Fuat Nalcıoğlu, çabalarını sürdürüyor. Cafer Bahaddin’in ailesi uzun yıllar önce Avustralya’ya göç etmiş olduğu için, tüm bu çabalarda ona bu aileden yardım edebilecek birisi olmamış. Fuat Nalcıoğlu, Cafer Bahaddin’in ailesinden hiç kimsenin DNA örneği vermemiş olduğunu öğrenince, bu konuda da Kayıplar Komitesi’yle temasa geçiyor ve Cafer Bahaddin’in kardeşinden DNA örneği alınmasını ve onun da Kayıplar Listesi’ne eklenmesini sağlıyor.

“Kayıp” Nesip Hasan’ın torunları da Mayıs 2010’da dedeleri için Facebook’ta Türkçe ve İngilizce dilinde bir sayfa oluşturuyor... “Kayıp Nesip Hasan bulunsun” başlıklı grubun amaçları şöyle:

 “2 Nisan 1966 günü, kendi kızının düğün gecesinde, 2 grup arasında köyün idaresi için çıkan çatışmada Stavrogonno'da vurulan Nesip Hasan ve Cafer Bahattin cinayeti işleyenler tarafından Fassula'ya götürülerek, bilinmeyen bir yere atılarak, insani olmayan bir şekilde gömülmüşlerdir. Biz çocukları ve torunları olarak gömülen yer hakkında bilgi edinmeye çalışarak bulunmaları için insani amaçlı yardımlarınızı istiyoruz. Lütfen bize yardım edin...”

“Kayıp” Nesip Hasan’ın torunu Raviye Nalcıoğlu, Facebook’ta şöyle yazıyor:

“2 Nisan 1966 'da kendi kızının düğün  gecesinde vurulan Nesip Hasan, yani benim dedem, şu anda kayıptır.

Biz suçlu yada sorumlu aramakta değiliz. Suçsuz ve günahsız olan  dedem Nesip Hasan haksız bir şekilde vurularak öldürülmüştür. Biz bu grubu açarak herkesten gelecek en ufak bir bilgiye bile açığız. Lütfen dedemi, ondan kalan kalıntıları bulabilmemiz için bize yardım edin. Biz herhangi bir suçlu veya sorumlu peşinde değiliz.

Sadece bundan yaklaşık 44 yıl önce kaybettiğmiz, dedemizin, babamızın kalıntılarını bulup huzura kavuşturmak istiyoruz. Ailemizin bu bitmeyen acısına  merhem olacak tek şey, dedemizden arta kalanları bilinmeyen yerden  bulunup, değişik zamanlarda başında bir dua okuyabileceğmiz belli

bir yere gömülmesiyle rahatlayabilir...”

“Kayıp Nesip Hasan bulunsun” başlıklı Facebook grubuna yorum yazan Ramadan Ali adlı şahıs ise şu görüşleri ortaya koymuş:

“Evet ben bu olayı çok iyi hatırlıyorum... Bölgemizin ve zamanımızın en trajik olayıydı. Masum insanlar hunharca katledilip vahşice bilinmeyen bir yere bütün İslami kurallar hiçe sayarak gömülmeleri de öldürülmeleri kadar hunharca ve gaddarcaydı. Ben inanırm ki bu kurbanların cesetleri bulunup İslami kurallara uyarak gömülmedikleri sürece bu cinayetlerin işlenmesine dolaylı yada doğrudan katılan herkes, 7 guşak bu azaptan hem bu günahtan kurtulamayacaklar.. Hayırakıbet bilirim ki bu hunharca olaya katılanların tümünun üstünde  Allah’ın gazabı dolaşır. Bu cinayetleri işledikleri günden beridir ki gendilerinin evlatlarının hem torunlarının başlarına gelmedik bela galmadı. Bu Allah’ın gazabı üstülerinden hiç eksik olmayacak. Ta ki gendi göynüleriyla gidip bu insanların gömülü oldukları bilinmeyen yerden bulunmalarını sağladıkları gün bu üzerilerindeki Allah’ın gazabından gurtulabilecekler. Gene çok iyi bilirim ki bu hunharca cinayete katılanların 3 tanesi şu anda deli olmuştur, bir tanesi Avusturalya’da intihar etti, bir tanesinin da evladının ve torunun başına gelmedik galmamıştır. Bu olayı yapanlara seslenirim bu üzerlerindeki Allah’ın gazabı 7 guşak üstülerinden gaçmaycaktır! 7 guşak aileleri beladan gurtulamayacaklardır. Allah’ın işine bak ki bu insanları öldürdükleri gün yıl dönümünde bir tanesi çocuğunu ve torununu çok trajik bir şekilde gaybetmiştir....”

Fasulla’daki mağaraların Nesip Hasan ile Cafer Bahaddin’in ilk gömüldükleri yer olduğu ve daha sonra buradan kaldırılarak başka bir yere gömüldükleri iddia ediliyor. Bir diğer iddia ise, onları öldüren Fasulla’dan gelen grubun, “softa şaşırtması” yapmak için Fasulla’daki mağaralarda gömüldükleri yönünde söylentiler çıkardıkları şeklinde.

Nitekim bu iki “kayıp” insanın arandığı kazıların başladığı duyulunca,  Nesip Hasan ve Cafer Bahaddin’in vurularak öldürülme ve ardından Stavrogonno’dan alınarak “kayıp” edilme olayına karışan şahısların “lideri” konumunda olan kişi, bu vurma ve gömme olayına karışan şahısları teker teker arayarak, “Sakın onları gömdüğümüz yeri söylemeyin ha! Bulunmasınlar!” şeklinde “talimatlar” verdiği öne sürüldü.

O günlerde konuyla ilgili olarak bize bilgi veren bir şahıs, “Benim yaşlı bir akrabamı da aradı bu adam ve bu yaşlı akrabam herhangi birşeye karışmadığı halde, sadece o gece ateş açılan kahvehanede bulunduğu için onu aradı ve bildiği bir şey varsa, sakın söylememesi için sıkı sıkı tembihlerde bulundu” demişti.

Konuyla ilgili olarak “kayıp” Nesip Hasan ve Cafer Bahaddin’e ilişkin bildiklerini isimli veya isimsiz olarak paylaşmak isteyen okurlarımı 0542 853 8436 numaralı telefondan beni veya 22-83607 numaralı telefondan Kayıplar Komitesi görevlisi Mine Balman’ı aramaya davet ediyorum.

“Kayıp” Nesip Hasan’ın oğlu Fuat Nalcıoğlu’nu isimli veya isimsiz olarak aramak isteyen okurlarımız için telefon numarası: 0533 860 5454.

Bu insani konuda okurlarımın yardımını bekliyorum... Ancak sizin yardımlarınızla bu “kayıp” ailelerinin çektikleri acılara bir nebzecik de olsa merhem olabiliriz – bu yüzden eğer bu konuda herhangi bir şey biliyorsanız, lütfen bizi arayınız. Adınızı söylemeniz gerekmez, yeter ki bildiklerinizi paylaşınız...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 31722 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler