1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'Kayıp' Londos'un öyküsü...
Kayıp Londosun öyküsü...

'Kayıp' Londos'un öyküsü...

Hristoforos Dionisis Kaymakamis, nam-ı diğer “Londos”, Girne bölgesinde, hem Kıbrıslıtürkler, hem de Kıbrıslırumlar tarafından çok iyi tanınan bir insandı. Onu 1940’lı yıllarda Amerika’da meşhur bir güreşçi olan “Londos”

A+A-

 

 

 

Hristoforos Dionisis Kaymakamis, nam-ı diğer “Londos”, Girne bölgesinde, hem Kıbrıslıtürkler, hem de Kıbrıslırumlar tarafından çok iyi tanınan bir insandı. Onu 1940’lı yıllarda Amerika’da meşhur bir güreşçi olan “Londos”a benzettikleri için, lakabı “Londos”tu Hristoforos Kaymakamis’in ve insanlar onu daha çok “Londos” diye tanıyorlardı.

Girne bölgesindeki tüm lokantalara KEO içkilerini dağıtan “Londos”tu çünkü KEO’nun Girne bölgesi ana bayisiydi... Bu yüzden onu çok sayıda Kıbrıslıtürk de yakından tanıyordu...

“Londos” çok cömert, çok yardımsever bir insandı – fakat aynı zamanda EOKA-B’nin Girne bölgesi liderlerindendi de... 1974’te Karmi yöresinde bir evden esir alındıktan sonra “kayıp” edilmişti...

Hristoforos Kaymakamis “Londos”un oğlu Panayotis ile hayat arkadaşı Eleni bir gün beni telefonla aradılar, onlarla Alfamega’nın kafeteryasında buluştuk... Çok üzücü bir hikayeydi...

Panayotis’in babası “kayıp” olduğu zaman küçük Panayotis henüz dört yaşındaydı... Uzun yıllar babasına “kayıp” olduğu için öfke duymuştu... Babasının EOKA-B’nin Girne bölgesi lideri olması da bu öfkeye ve üzüntülerine katkıda bulunuyordu... Ama sevgili Eleni, onun bu öfkesini ve acısını hafifletmeye çalışmıştı... Panayotis babasıyla ilgili bu gerçekler içini kanatıyor olsa da, Eleni’nin de yardımlarıyla yüzleşebilmişti... Şimdi tek istediği, babasından geride kalanların bulunması, ailesine iade edilmesi ve gömülmesiydi...

Panayotis Kaymakamis’le oturup bir röportaj yaptık, Eleni çevirmenliğimizi üstlendi yer yer... Ardından “Londos”un başına gelenleri araştırmaya giriştim...

Karmi bölgesinde bir evden esir alınan “Londos”, Templos’ta (Zeytinlik) sorgulanmış, ardından infaz için Ağırdağ’a götürülmüştü. Burada öldürülmüş ve Ağırdağ İlkokulu’na giden yolun üzerinde büyük bir çam ağacının altına gömülmüştü... Onu öldürdüğü söylenen şahıs şu anda hayatta değil, onu gömdüğü söylenen şirocular da çoktan vefat edip toprağa karışmışlar... Fakat yine de bazı görgü tanıkları kalmış geride...

“Londos”, büyük olasılık, EOKA-B’nin Girne bölgesi liderlerinden olduğu için “infaz” kararı verilmiş olabilir... Bu kararın Girne’den mi, Boğaz’dan mı çıktığını bir süre araştırdım, sonuçta kararın Girne’de verilmiş olabileceği kanaatine vardım. Ama karar nereden çıkmışsa çıksın, sonuçta Boğaz’daki komuta kademesinin de bundan herhalde haberi olmuş olmalıydı diye düşünüyorum... Kayıplar Komitesi’nin Kıbrıslıtürk  yetkililerine o dönem bu konudan kimlerin haberdar olabileceği yönünde okurlarımın benimle paylaşmış olduğu isimleri sundum. Kayıplar Komitesi’nin Kıbrıslıtürk araştırma görevlilerinin bu şahıslarla gidip konuşmasını önerdim. Bir araştırma görevlisi bir süre sonra bana “O yerde tek bir kişinin değil, daha çok sayıda insanın infaz edilmiş olduğunu öğrendik” dedi. Ancak “Londos” tek bir kişi olarak alınmış ve tek bir kişi olarak infaz edilmişti. Belki gömülmüş olduğu yere başka “kayıp” Kıbrıslırumlar da gömülmüştür. Bunu da Kayıplar Komitesi yetkililerinin araştırması gerekiyor...

Bana anlatılan gömü yerine de Kayıplar Komitesi’nin Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum yetkilileriyle birlikte giderek, onlara ve Kıbrıslıtürk araştırma görevlilerine bu olası gömü yerini gösterdim. Bir okurum, “Londos”un Ağırdağ İlkokulu’na gitmeden birkaçyüz metre önce en büyük çam ağacının altına gömüldüğünü anlatmıştı. Kayıplar Komitesi yetkilileriyle gidip bu çam ağacını bulduk.  “Londos” gerçekten bu alana mı gömülmüştü? Kayıplar Komitesi’nin Kıbrıslıtürk yetkililerinin bunu araştırması gerekiyordu... Aslında “Londos”un “kayıp” vakası, başka “kayıp” Kıbrıslırumlar’ınkine kıyasla görece daha “kolay”dı çünkü isimsiz, sade bir yurttaş değildi “Londos”, çok popüler bir insandı, onu Girne bölgesinde tanımayan yoktu. Zaten ben de bu yüzden çok kısa sürede bu kadar çok ve bu kadar ayrıntılı bilgiye ulaşabilmiştim. Onu kimlerin tutukladığını, kimlerin sorguladığını, kimin onu Templos’tan alıp Ağırdağ’a götürdüğünü ve infazını gerçekleştirdiğini, yanında kimin bulunduğunu, daha sonra onun kimler tarafından gömüldüğünü öğrenmek başka bazı “kayıp” vakalarına kıyasla daha kolay olmuştu. Çünkü “Londos”, tanınan bir şahsiyetti.

Bu konuda bilgisi olduğu söylenen bir Kıbrıslıtürk’ü ziyarete gittim ve son on yıldır “kayıplar”la ilgili araştırmalarım sırasında hiçbir zaman yaşamamış olduğum tuhaf bir durumla karşılaştım: Daha ben konuşmaya başlar başlamaz, bilgisi olabileceği söylenen bu Kıbrıslıtürk’ün karısı üzerime saldırdı, fiziksel olarak saldırdı, kolumu tutup sıkmaya başladı, parmakları etime gömülmüştü, ardından sandalyemi sallamaya başladı... Bilgi almaya gittiğim Kıbrıslıtürk bile kendi karısının bu tavrından şoke olmuş gibiydi, onu yatıştırmaya çalışıyordu, sonra kadın avazının çıktığı kadar bağırmaya ve evinden “S...ktir olup gitmemi” istemeye başladı. Bir taraftan da beni kaktırıyordu. Çantamı aldım ve dışarı çıktım, arabama doğru yürürken bu kez bu kadının çığlıklarını duyan bir komşusu yolumu kesip bana bağırmaya başladı, konuyu bilmediği halde beni ittirmeye çalışıyordu. Arabama binip oradan ayrıldım. Bana eşlik eden ve beni bu Kıbrıslıtürk’ün evine götüren yaşlı Kıbrıslıtürk’ü de orada bırakmıştım çünkü biraz daha kalırsam herhalde durum daha da kötüleşebilirdi diye düşünüyorum... Ve bunu yürüttüğüm mesleğin bir “iş kazası” olarak addediyorum...

Kadın bana “Onlar da öldürdü! Sen kim olun da gelin da hesap soran!” diye bağırıyordu... “Hesap sormak” benim görevim değil, ben yalnızca olası gömü yeriyle ilgili olarak bu konuda bilgisi olabileceği yönündeki bir Kıbrıslıtürk’ten mümkünse bilgi almaya gitmiştim. Şimdiye kadar hiçbir Kıbrıslırum da, hiçbir Kıbrıslıtürk de, son on yıllık araştırmalarımda bana bu şekilde utanç verici biçimde davranmadı. Bunun için gerçekten üzgünüm... Sonuçta kadına “Yarası olan gocunur teyze” deyip gittim ama gerçekten üzüldüm, bir insanımızın bu şekilde sinir krizi geçirir gibi üstüme saldırıp fiziksel olarak beni itip kakmasına üzüldüm... Komşusunun daha konunun ne olduğunu bilmeden üstüme saldırmasına, hakaret etmesine üzüldüm... Bunu da yaşamak varmış, ne yapalım?...

“Kayıp” Londos’un oğlu Panayotis Kaymakamis’le yaptığımız röportajı yarın yayımlayacağız...

 

 

 


 

 

 

 

FİLELEFTHEROS

 

“Kayıplar Komitesi’yle Genetik Enstitüsü arasında temaslar sürüyor...”

 

Lefkoşa, 9 Mayıs 2012 (T.A.K): BM’nin, kayıpların kimlik tespiti programıyla ilgili ihaleyi yabancı bir laboratuara vermeye çok yakın olmasına rağmen, kayıpların kimlik tespiti programının Kıbrıs’ta kalması için son ana kadar mücadele edileceği ifade edildi.

Fileleftheros gazetesi “Kimlik Tespitleri İçin Sonuna Kadar Mücadele” başlıklı haberinde, Nöroloji ve Genetik Enstitüsü’nün kimlik tespitlerini yabancı laboratuarlardan daha düşük bir fiyata gerçekleştirmeye istekli olduğunu yazdı.

Konuya müdahil tüm tarafların, programın Kıbrıs’ta kalmasını uygun gördüğünü yazan gazete, buna paralel olarak programın iki toplumlu olduğunu ve kimlik tespitlerinde Kıbrıslı Rumlar kadar Kıbrıslı Türklerin de çalıştığını belirtti.

Programın Kıbrıs’ta kalması halinde müdahil taraflar arasındaki bağlantının daha doğrudan olacağını ifade eden gazete, veri bankasının üçüncü kişilere verilmesine itiraz eden kayıp yakınlarının şikâyetlerinin de böylece daha az muhtemel olduğunu belirtti.

 

ARİSTOTELUS

Gazeteye göre, dün konuyla ilgili açıklama yapan Otonom Kayıp Şahıslar Komitesi’ndeki Kıbrıslırum temsilci Aristos Aristotelus, kayıp kalıntılarına kimlik tespiti yapılması sürecinin devam etmesiyle ilgili herhangi bir sözleşme imzalanmadığını, Komite ile Genetik Enstitüsü arasındaki temasların devam ettiğini kaydetti.

Yabancı bir kuruluşun kimlik tespiti konusuna müdahil olduğu şeklindeki haberleri de yorumlayan Aristotelus, Kayıp Şahıslar Komitesi’ne bilgi verilmeden herhangi bir sözleşmenin imzalanamayacağını söyledi.

Aristotelus, Komite ile Genetik Enstitüsü arasındaki işbirliğinin devam etmesi için çabaların sürdüğünü de ekledi.

(FİLELEFTHEROS’tan akaran TAK Ajansı Rumca Haber Bülteni – 9.5.2012)

 

 

 

Bu haber toplam 5961 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler