KATIR

KATIR

Yeni nelerle tanıştık? Hırsızlıkla, soygunla, tacizle demeyiniz. Eskidi onlar... Mesela, “kahve” sorulduğunda, “Mehmet Efendi mi Con mu?” diye, yeni bir soruyla ... Başka ? - Yol kenarında, mendil satan ya da “tartayım

A+A-

 

 

Yeni nelerle tanıştık?

Hırsızlıkla, soygunla, tacizle demeyiniz.

Eskidi onlar...

Mesela, “kahve” sorulduğunda, “Mehmet Efendi mi Con mu?” diye,

yeni bir soruyla ...

Başka ?

- Yol kenarında, mendil satan ya da “tartayım abi” diyen çocukla...

- Denize ‘donla’ giren büyük insanlarla.

(Çocuklar girerdi eskiden, çok da tatlı olurdu o halleri...)

Daha daha...

- Her yüksek tepede dalgalanan bayrakla...

- Bayramlarda, bir grup çocuğun tanımadıkları evlerin kapısını çalarak, ‘bayramlık’ istemesiyle...

- Düğünlerde ‘horon’ ve ‘zılgıt’la....

- Çiğ köfteyle...

- “Taksitli tatil”le!..

- Seçim otobüsleriyle...

- Doğduğumuz ve büyüdüğümüz mahallere gittiğimizde, “kimi aramıştın birader” denmesiyle.

- Bırakınız komşu ziyaretini, anababa evine dahi ‘randevu’ ile gidilmesiyle...

 

***

Ve bir yaşanmış hikaye.

(Aynen, anlatıldığı gibi aktarıyorum)

Tarih 40’lı seneler...

Lefke’de Ekmekçi Nazım!..

Katır arabasına yüklediği ekmeklerle Trodos köylerinin yollarını tutar.

İlk girdiği köyde, kahvehanede mola verir.

Kendisi, arkadaşlarıyla ‘zivaniya’ içmeye otururken, katırın kıçına sopayı vurur!

Katır tüm müşterileri gezer, herkes ekmeğini alır, Kıbrıslı Rum müşteriler parayı arabadaki halının altına bırakır.

Ve araba boşalınca, geri döner katır.

O halının altından, tek bir gün, tek kuruş eksik çıkmaz!..

Nazım dediğimiz, Necmi’nin babası, Beratlı’nın dedesi, hikayeyi anlatan da, “zivaniya” sofrasının Kıbrıslı Rum üyesi!..

 

***

Yeni nelerle tanıştık?

O “eski”nin samimiyeti, içtenliği, dostluğu, güzelliği ile değil...

- Yabancılaşmakla...

- İki yüzlülükle...

- Riyakarlıkla...

 

***

Düşünüyorum da şimdi, ‘katır arabası’ yola çıksa, bir dolu ekmekle..

Ne katır gelir geriye...

Ne de araba!..

 


 

GECEKONDU KÜLTÜRÜ

 

Gecekondu kültürü...

Bu ‘kültür’ bizim ülkemize ait değildi.

Pekçok ‘yozlaşma’ ile birlikte geldi.

Seyirci kaldık.

İzin verdik.

 

***

Lefkoşa’da, o kadar çok ‘derme çatma’ yapı kuruldu ki, yol kenarlarına, kaldırım üstlerine..

Güya büfe.. Güya restoran...

Seyirci kalmaya devam ediyoruz.

 

***

Karpaz, dünyanın en harika sahillerini barındırıyor.

Altın kumsalın çevresi ‘gece kondu’ doldu.

Yatırım yapılmasın mı?

Elbette yapılsın!..

Ancak önce, projesi hazırlansın.

Karpaz’ın doğasına en uygun yapı modelleri saptansın.

En uygun yerler belirlensin.

Ve ‘başvuru kabul’ edilsin.

Açıklıkla... Şeffaflıkla...

Uzmanlar değerlendirsin.

Sonrasında temizlikten hizmete, çevre dostu malzemeden projeye uygunluğu denetlensin.

Bunun için derhal ‘yeni gecekonduların’ önüne geçmek gerekiyor.

Mevcutları da gözden geçirmek.

İzinli mi?

Kim, nasıl izin verdi, bilmiyorum.

Ama doğrusu, Turizm Bakanlığı’ndan bu yönde açıklama bekliyorum.

Bu ‘gece kondular’ Karpaz’a yakışmıyor.

Ve bu ‘pisliğin’ adına da, lütfen “turizm” demesin kimse!..

 


 

Ya diğerleri?

 

Avukat Mamalı, “güneydeki mallarını satanların eşdeğer koçanları derhal iptal edilmeli” dedi. ‘Eşdeğeri’ olmadan mal alıp da satanlara ne yapmalı peki?

 


 

 

Aysergi Pulya Festivali’ne katılan usta çizerler konuğumuzdu dün... Ercan Akyol’a, teşekkürler...

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1441 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler