1. YAZARLAR

  2. Ünal Fındık

  3. Karantinasız Açılım
Ünal Fındık

Ünal Fındık

Yazarın Tüm Yazıları >

Karantinasız Açılım

A+A-

       

1Temmuz’da açılıyoruz. Türkiye başta olmak üzere birçok ülkeden karantinasız gelişler başlayacak.

Sokaktaki insan şimdiden “kalan birkaç günde yiyelim, içelim, gezelim, tozalım nasılsa 1’inden sonra yeniden eve kapanacağız” diyor.

Mart başından Mayıs ayı başına kadar 2 ay evlerimize kapatıldık. Hükümet bu sürede hiçbir tedbir almadı.

Alacağı tedbirler öyle ahım şahım tedbirler değildi. Zor günlerdi. Kimse bu virüsü yeterince tanımıyordu. Ama bütün dünyada alınan tedbirler belliydi. Dünya Sağlık Örgütü, DSÖ bunları daha ilk günlerde sıralamıştı.

Yapılması gerekenler:

  1. Tam teşekküllü bir pandemi hastanesi. Tüm hastanelerde yeterli miktarda ventilatör cihazı.
  2. Yeterli miktarda ve doğru sonuç veren test kiti.
  3. Yeterli miktarda ve zamanında kullanıldığında tedaviye iyi gelecek, Türkiye’de ve dünyada da kullanılan kimi ilaçlar.

Bu kadar basit.

Hükümet bu 3 konuda adım atsaydı bugün gerçekten pandemiye karşı başarılı bir mücadele verilmiş olacaktı.

Olmadı.

2 ay kapalı kaldık ama yalnızca test ve vaka sayısı saydık.

Başka da hiçbir şey yapmadık.

Üçüncü ay içerde açılmaya başladık. Yaklaşık 2 ay da böyle geçti. İçerde tam açıldık. Nasılsa 2 aydır vaka görülmüyor öyleyse hiçbir sorun yoktu.

Dışarıya ve güney Kıbrıs’a açılmadığımız zaman virüsün ülkemize uğraması elbette mümkün değildi.

Ama “Fanus” içerisinde daha ne kadar yaşayacaktık. Elbette bir gün açılmamız gerekirdi. Bütün ülkeler de yavaş yavaş açılıyordu.

Ama dünyanın benzer ülkeleri yukarıda sıraladığım tedbirleri aldıktan sonra ve adım adım açılmayı tercih ettiler.

Biz ise her zamanki gibi hiçbir tedbir almadan açılmayı seçtik.

Elbette bunun bir bedeli olacak. Bu sorumluluk hiçbir önlem almadan  açılım kararını alan bugünkü hükümetin omuzlarındadır.

100 yataklı bir pandemi hastanesi yapmak bu kadar zor muydu?

Türkiye virüsün en çok yayıldığı yaklaşık 20 milyon nüfuslu İstanbul’a yüz gün olmadan 2 tane bin yataklı tam teşekküllü pandemi hastanesi yaptı.

Siz tam 4 ayda 1 tane yüz yataklı pandemi hastanesi yapamadınız. Başlayamadınız bile.

Hala neyi bekliyorlar anlamıyorum.

Sorun paraysa, böylesine kritik bir dönemde “para yok” mazeretinin arkasına kimse saklanamaz. Ayrıca bu kriz döneminde yalnızca Kolan hastanesine hükümetimiz 2.2 milyon TL aktardı. Kısa bir dönem Lefkoşa Devlet Hastanesini pandemi hastanesi ilan ederek diğer hastaları bu hastaneye göndermişlerdi.

Gelen eleştiriler üzerine bundan vazgeçilmişti. Ama söz konusu para Kolan hastanesine bakanlar kurulu kararı ile ödendi.

Belki iki milyon TL’ye yüz yataklı bir pandemi hastanesi bitmeyebilirdi. Ama başlanırdı. Başka yerlerden de kısılarak bugüne kadar çoktan bitirilirdi.

Memur, emekli ve kurumlardan 3 aylığına %25 kesinti yaptınız. Geçen gün ansızın Mart ayı kesintilerini ödediniz.

Pandemi hastanesi için paranız yoksa bu paraları bu ay ödemeseniz, bu parayla pandemi hastanesi başlatsanız memura da gelecek ay ödemeye başlardınız. Sanırım hiç kimse bundan şikayetçi olmazdı.

Ama siz halkın sağlığını değil, önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçimini düşündüğünüz için ve halkı da “paragöz” zannettiğiniz için para dağıtmayı tercih ettiniz.

Hükümetin icraatlarını neresinden tutarsak tutalım elimizde kalıyor.

“Özel jet skandalı” daha unutulmadı. Hükümet bir bütün olarak bu olayı resmen “yüzüne, gözüne bulaştırdı”. Ama bir bakanın görevine son vererek yoluna devam etmeyi seçti. Suçu turizm bakanı Ünal Üstel’e yükleyerek kendi sorumluluklarını örtbas ettiklerini zannettiler.

Salgının başladığı günden bu yana “başarılıyız diye böbürlenerek gezinen”, her fırsatta “dünyanın en başarılı ülkesiyiz, DSÖ bizi tanısın ve deneyimlerimizden faydalansın” diyerek kendilerini başarılı zannedenlerin bugünlerde ne olduğu bütün çıplaklığıyla görüldü.

Aslında bizi fanus içerisine hapsederek pandemi ile mücadele ettiklerini zannedenler bunun yeterli olmadığını geç de olsa anladılar diye düşünüyorum.

Zaten özel jet skandalı bu fanusu kırmıştı. 1 Temmuz’da aldıkları açılım kararında hala ısrar ederlerse yaşanacak olumsuzluklar hepimizi etkileyecek. Olası yeni vakalar ve ölümlerin sorumluluğu da hiçbir hazırlık yapmadan bu kararı alanların olacaktır.      

 

 

Bu yazı toplam 1677 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar