1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Karanlık ve Aydınlık
Karanlık ve Aydınlık

Karanlık ve Aydınlık

Ünlü eğitim bilimci Dewey, 1996’daki bir makalesinde, “canlı ve cansız arasındaki en önemli fark, birincisinin kendisini sürekli olarak yenilemesidir” der. Bu tanımlamaya katılmamak mümkün değil… Canlı, yaşamını sürdürmek

A+A-

       

 

 

 

 

  Ünlü eğitim bilimci Dewey, 1996’daki bir makalesinde, “canlı ve cansız arasındaki en önemli fark, birincisinin kendisini sürekli olarak yenilemesidir” der. Bu tanımlamaya katılmamak mümkün değil… Canlı, yaşamını sürdürmek için çevresindeki güçleri ve olanakları kendi yararına değerlendirmeye çabalar. Bu çabalar da giderek yeni yaşam biçimlerini ve buna bağlı olarak bilgi ve deneyim birikimini oluşturur. Bu da değişimin ta kendisidir…

 

Kuşkusuz toplumsal değişmeyi etkileyen çeşitli faktörler vardır. Bu faktörler arasında “bilim ve teknolojideki gelişmeler, kentleşme, demografik değişmeler, aile yaşamındaki değişmeler, ekonomik yapı, doğal çevre, demokratik gelişmeler, değerler, ideolojiler ve insanlar arası çekişmeler” gibi birçok olguyu sıralayabiliriz.  Ancak bu listenin ilk üç sırasında daima eğitim, medya ve siyasal yapı vardır.

 

Elbette ki eğitim, toplumsal yapının en temel unsusudur. Bu nedenle eğitim ile toplumsal değişim arasında ilişki diğerlerine oranla çok daha etkilidir. Ancak ne yazık ki en uzun zamanı alan değişim de eğitimle olandır. Bu yüzden listede ki diğer önemli iki madde olan medya ve siyasi yapı çoğu zaman en öne çıkmaktadır. Ancak bu öne çıkmaların bize yaptırdığı tek bir yanlışın, bütün doğrularımızı götürdüğünü fark ettiğimizde hatalı kararların geleceğimizi ne denli acımazsızca etkilediğini anlarız. Ancak çok geç kalmış oluruz…

 

Bu duruma en güze örnekleri de El-Sen grevi ile karanlık geçen 1 gece sonrasında yaşananlar göstermiştir.

 

Evet, karanlık geçen o gecede, Fatmagül’ün suçunu ve Hürrem’in sınır tanımaz aşkının hangi sonuçlarına yol açtığını bir türlü anlayamadığımız dizileri izleyemedik. Ama mum ışığının aydınlattığı gecede aile üyelerimizin yüzüne daha dikkatli baktık. Eşimizi, oğlumuzu, kızımızı daha bir dikkatli dinledik. Daha anlamlı konuları konuştuk, daha önemli kararlar aldık. Belki de yıllarca süren eğitim döneminin bize kandıramadığı duygusal davranışları, tutumları ve değerlerin önemini o karanlık geçen gecede fark ettik…

 

Yasal çiğneyerek; yüksek öğretime devam eden öğrencilerin burslarını 6 aydır ödemeyen, öğretmenlerin hazırlık ödeneklerini yok sayan, öğretmen, müdür muavini, müdür münhalleri için ödenek ayırmayan Sayın Maliye Bakanı, aniden yasaları düşünen bu ülkenin hukuk devleti, hastaneler ile okulların ne denli önemli olduğunu savunan bir siyasetçi olarak karşımıza çıkarttı, o gece… Tam bir ironi…

 

Kısacası; elektrik varken, etraf aydınlıkken göremediklerimizi, karanlık geçen bir gecede çok daha iyi görebildik diyebilirim… Bu yüzden o geceki karanlık, toplumsal aydınlığımız olacaktır diyebilirim…

 

 

 

 

 

 

 

BURAYA DİKKAT   

 

 

Okullar Ayrışıyor

 

Bu hafta sonu SBS var… SBS’nin eğitim sistemimizdeki etkilerini bu sayfada çok tartıştık ve daha çok tartışacağız gibi… Ancak gerek Türkiye gerekse ülkemizde yapılan birçok eğitim araştırması SBS ve benzeri sınavların okulları çok ciddi oranda ayrıştığını ortaya koyuyor. Seçkin okullar, taşra okullar diye ayrımlar yapılmaktaydı. Ancak aynı okul içinde bile ayrıcalıklı grupların oluşması kendini yeni yeni gösteriyor…

 

Yarışmacı ve eleyici bir eğitim anlayışı, zorunlu bir eğitim düzeyi olmasına karşın, ilköğretimden itibaren egemen olmaya başladı. Bir yandan eğitim sisteminin başarısının SBS, KGS gibi merkezi sınavlara endekslenmesi, bir yandan da bu merkezi sınavların öğrencilerin psikolojileri bozan, gelecek eğitim dönemlerinde de taşıyacakları olumsuz sonuçlar içerebilecek eleyici yapı içersinde çocuklarını ezdirmek istemeyen anne-babalar devlet okullarından büyük bir hızla kaçar oldu… Bu olgu da hem ülkemizdeki özel okullara hem de Güney Kıbrıs’taki okullara öğrenci akışını artırdı...

 

Öte yandan hem ilköğretim hem de ortaöğretimdeki okullaşmada, okullar arasında derin nitel ve işlevsel farklılaşmalar ortaya çıktı. Bunun da en iyi göstergesi öğrencilerin sosyo-ekonomik durumlarının okullara göre farklılaşmasıdır. Bu farklılaşma ne yazık ki toplumsal ayrışmayı da önemli ölçüde etkiliyor. Fiziksel mesafe, alt yapı, öğretim kadrosu, uygulanan öğretim programları olarak birbirine çok yakın olan devlet okulları arasındaki toplumsal mesafe, anlaşılmaz bir biçimde çok büyük. Okullar arasında ve hatta aynı okul içinde toplumsal mesafeler, ayrıcalıklı sosyal gruplar yaratılıyor.

 

Ne yazık ki okullar arasında ve aynı okul içinde giderek daha görünür olan toplumsal ayrışma okulun gündelik yaşam pratiklerinde de kendi gösteriyor. Okuldaki gündelik yaşam içinde, öğrenci-öğrenci, öğrenci-öğretmen, öğretmen-öğretmen ilişkilerinin bu ayrışmaya göre büyük ölçüde değişiklik gösteriyor. Bu da çarkları düzgün işleyen bir eğitim sisteminin varlığından söz etmenin pek mümkün olmadığını gösteriyor.

 

 

 

BİLİYOR MUYDUNUZ?

 

 

ABD’nin Konuştuğu Kız

 

ABD’de “Intel Bilim ve Yetenek Arama” projesi kapsamında lise öğrencileri arasında yapılan bir taramada 18 yaşındaki evsiz Samantha Garvey, başarısı sayesinde 50 bin dolarlık burs kazandı.

 

Özel olarak seçilen 300 katılımcı içinden büyük bir başarı gösteren Samantha Garvey’ye ülke gündeminde ilk sıraya oturdu. Samantha Garvey, gelecek hafta salı günü ABD Başkanı Barack Obama’yla tanışmak için de davet aldı. Garvey’nin çalışma konusunu ise, “midyeler üzerinde çevresel faktörlerin ve yırtıcıların kalıtımsal etkileri” oluşturuyor. Samantha Garvey, kazandığı 50 bin dolarlık burs ile birilikte gelecekte gitmek istediği üniversite için referans şansı da elde etti.

 

Bu örnekler, az çok bizim eğitim sistemimizin ne kadar bilimsel ilkelere dayanmayan, fırsat eşitliğine aykırı ve çağdışı olduğunu gözler önüne seriyor… Gelişmiş eğitim sistemleri öğrenci yönlendirmelerini; projelerle, yeni fikirlerle, gerçek yaşamdaki problemler için ortaya konan çözüm önerileriyle, bilimsel yöntemle gerçekleştirilmiş araştırmalarla yaparken biz SBS ile yapıyoruz… Hal böyle olunca da, o ülkeler gelişmiş süper güç oluyor, biz ise dünyada yaşayan ama dünyalı olmayan bir toplum olma yolunda ısrarla yürüyoruz…

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1345 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler