1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. KAPALI MARAŞ VE ÇOK TARAFLI KONFERANS
KAPALI MARAŞ VE ÇOK TARAFLI KONFERANS

KAPALI MARAŞ VE ÇOK TARAFLI KONFERANS

Cumhurbaşkanı Eroğlu, resmen açıklamasa bile, Kuzey Kıbrıs politika yapımcıları, bir konuyu gündeme taşıdılar. Bu da Kapalı Maraş’ın, “tek taraflı” olarak açılması ile ilgili bir haber ve bunun yol açtığı tartışmalardır. Türkiye’ni

A+A-

 

Cumhurbaşkanı Eroğlu, resmen açıklamasa bile, Kuzey Kıbrıs politika yapımcıları, bir konuyu gündeme taşıdılar. Bu da Kapalı Maraş’ın, “tek taraflı” olarak açılması ile ilgili bir haber ve bunun yol açtığı tartışmalardır. Türkiye’nin de bu konuda en azından bilgisi, ama itirazı da olmadığı anlaşılmaktadır.

Ancak, bu bir başka ifade ile birlikte seslendirilmektedir..  Buna göre, “eğer Kıbrıs Rum tarafı, Çok Taraflı Konferansı kabul etmezse ve BM Genel Sekreteri de bunu, 1 Temmuz’a kadar da üretmezse, o zaman Türk tarafı artık, BM Görüşme sürecinin bir anlamı kalmadığını vurgulayarak, görüşmeleri kesecek ve tek taraflı  adımlar atmaya başlayacaktır”. İşte Kapalı Maraş’ın, tek taraflı açılması ifadesi, bununla, bağlantılıdır. Öncelikle bu durumu tartışmakta fayda vardır.

 Çünkü, Güneyde de gerginlik politikası buna dayandırılmaktadır. Güneyde; Çok Taraflı Konferans olgusuna yaslanarak, karşı gerginlik üretmektedir. Bu yüzden öncelikle bunu ele almakta fayda vardır.

ÇOK TARAFLI KONFERANSIN ANASI VE BABASI KİM?

Çok Taraflı Konferansın gerçekleşmesinin ve BM’ nin etkisinin çözüm sürecinde artmasının, çok önemli olduğuna dair destek veren düşüncelerimizi, zaten okuyucu bilmektedir.

İşin en ilginç yanı da buradadır. Bu gün masada anlaşamayan bu iki lider, dün bu konuda, kesinlikle bir yakınlaşma içinde idiler. Hem Sayın Eroğlu, hem de Sayın Hristofyas. Bu yüzden dün, her ikisi de CTP-BG Hükümetinin ve Sayın Talat’ın BM’nin etkinin artmasına dönük düşüncelerine  karşı idiler. Nedenini de kendileri açıklamaktaydılar..

Onlar, açıkça çözüm için, yeniden bir BM Çözüm Planı üreyeceğini öne sürüyorlar ve buna şiddetle karşı çıkıyorlardı. Bu yüzden dış faktörü, BM etkisini öne almamak için, “ Kıbrıslıca” Çözüm ifadesinde, her ikisi de, dünde, bu günde hem fikirdiler. Ama bunu da çıkmaza sokmakta da geri kalmadılar.

Şimdi ise, sanki Kuzeyde durum değişmiş gibi görünüyor ve Sayın Eroğlu BM’nin Çok Taraflı Konferans düzenlemesini istiyor görünüyor. Hatta bu günlerde, “bu olmazsa, bunu da görüşme sürecini kesme gerekçesi olarak da ele alacağını” duyuruyor. İşte önce buna bakmak lazımdır.

Gerçekte bu tezde samimi değildir, Kıbrıs Türk tarafı. Maalesef samimi değildir. Keşke samimi olsalardı. Çünkü onlar, eğer bunda samimi olsalardı. Her şeyden evvel, önce, ilk Green Tree buluşmasında,kendileri ile yaptığı zirvede,  BM Genel Sekreteri, Çok Taraflı Konferansın gerçekleşmesi için, tüm iç konuların sonuçlanması gerektiği şartını söylediğinde, buna itiraz ederlerdi.  Buna itiraz etmediler. Bu yetmedi, bu ifade daha sonra, BM Güvenlik Konseyi kararına döndü. Buna dair de en küçük bir itiraz ve eleştiri de yapmadılar. .

Şimdi, BM Güvenlik Konseyi, bu temelde, yani iç konuların sonuçlanması şartına bağlanan, Çok Taraflı Konferans’ı,  BM Genel Sekreterine görev olarak verdi. Bunu bile bile, Kıbrıs Türk tarafının şimdi, BM Genel Sekreterini sözde sıkıştırma ve ona görüşmeleri de kopartma arzusu ile mesuliyet yükleme çabaları boşuna bir gayrettir. Bu bizi BM ile karşı karşıya getirme potansiyeli taşır

GÜNEYDE BUNA OYNAMAKTADIR

Sayın Hristofyas’ta işte buna oynamaktadır. O da,” Kıbrıslıca” çözüm ifadesinin cazibesinin arkasına saklanarak, BM inisiyatifi ve etkisinin gelişmesine karşı idi. Uzun zaman, Çok Taraflı Konferansa karşı direndi. Sonra döndü ve bu şarta bağlanınca, yani iş; tüm iç konular bağlandıktan sonra, Çok taraflı Konferans meselesine dönünce, şimdi buna sarıldı.

Nitekim yaptığı açıklamalarda, “Yönetim, Vatandaşlık, Mülkiyet ve Toprak konusu görüşmelerde bağlanmadığı için, BM kararına göre Çok Taraflı Konferans yapılamaz” dedi.

Eğer, Kıbrıs Türk tarafı, Çok Taraflı Konferansa gerçekten istekli olsaydı, öncelikle bu konunun bu şekli ile BM kararına dönmemesi için gayret gösterirdi. Bu olduktan sonra da,  Vatandaşlık konusunda ve Çapraz Oy konusunda ayak sürçmezdi. Böylece, Yönetim konusu ile Vatandaşlığı görüşmelerde, bağlanma noktasına yaklaştırır ve  Çok Taraflı Konferansın yapılabilme olasılığını güçlendirirdi.

Yani, iş kertiğe geldikten sonra, Sayın Eroğlunun;  Çapraz Oy konusunda, içeriğini görmemekle birlikte, yapıcı olduğu söylenen bir öneriyi, BM’ye ilettiği haberini de okumazdık. Bunu, bunca hengame yaşanmadan  ve yaşatmadan yapardı. Şimdi iç kamu oyuna da ne diyecekler? Hani bu iş, felaketti? İşte bundan ötürü,  bu konuda Kıbrıs Türk Tarafında samimiyet yok diyorum.

Güneyde, tüm siyasi güçlerinde, (AKEL, DİSİ, DİKO, EDEK, Evreko’nun)  tutumlarını da, bir konu belirlemektedir. Bu da yaklaşan Cumhurbaşkanlığı seçimdir. Şimdi bunların, AKEL dışında kalan hepsi, Sayın Hristofyas’ı, Çok Taraflı Konferansa da olursa diye seçim için dövmeye oynuyorlar. İlginçtir ki “ Türk” tarafında da “görüşmeleri kesme” tezi, güneydeki seçimlerde, Sayın Hristofyas’a fırsat vermemek ve darbe vurmak gerekçesine de dayandırılmaktadır

Sayın Hristofyas’ta, BM’nin bu Çok Taraflı Konferans meselesi için aldığı, “iç konularda anlaşmaya bağlı” adım atma şartının arkasına saklanarak, konuyu, seçim öncesi öldürmeye çalışmaktadır.  Peki şimdi  iktidarı ve muhalefeti açısından,  Güneyde samimiyet var mı? Kuzeyde samimiyet var mı? Hani, da en mühim mesele, Kıbrıs sorunudur? Meğer, en mühim mesele seçimmiş!  5 sene kim Cumhurbaşkanı olacak! Demek ki bu; Kıbrıs sorununun bu ortamında ve ülkenin  daha da çıkmaza girmesinden daha önemli imiş!

İşte durum bu olunca, Cumhurbaşkanı Sayın Eroğlunun,” BM Genel Sekreterinin, Çok taraflı Konferansı çağırmaması halinde, görüşmeleri kesme söylemi,” samimi değildir. Çünkü Çok Taraflı Konferansın toplanabilme koşulları için, maalesef bunu, bile bile yapıcı bir süreç yaşatmamıştır.

ÇOK TARAFLI KONFERANSTAN, KAPALI MARAŞIN TEK TARAFLI AÇILMASINA

İşte, “Türk” tarafı, Çok Taraflı Konferans ve BM ile evrensel buluşma söylemi yaparken,   şimdi, Tek Taraflı adım atma ve Kapalı Maraş’ın, tek taraflı açılmasını gündeme getirdi.. Yani, Evrensellikten, içe dönmeye; BM ile uyum ve gelişme derken, BM’ye karşı adım atmayı, bir efelenmeye girmeyi, ayni anda, ikisini de söylemeye başladı.  Neden?

Bunun bir nedeni de, acaba, BM’nin, muhtemel bu çıkmazı düşünerek, bir ara adım geliştirme ve süreci kopma noktasından uzaklaştırma çabasını da bilmek ve bunu dinamitlemek niyeti  mi? Çünkü, BM’nin her olasılığı gözeterek nabız yokladığı bilinmektedir.  Kapalı Maraş konusunun da, BM denetiminde açma ve her iki tarafa da fayda sağlayacak beli adımlarla birlikte bunu, Güven Artırıcı Önlemlerle ele almak düşüncesi ve arayışı içinde de olunduğu da bilinmektedir. Bu biline biline,  Kapalı Maraş’ı Tek Taraflı Açma işi, esas niyet olan görüşme sürecini sekteye uğratmak için mi, bu adım, pişirilmeye çalışılmaktadır?

Eğer, Kapalı Maraş tek taraflı açılacaksa, bana göre Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye önemli büyük bir yanlışlık yapacaktır. Çünkü, bütünlüklü çözüm sürecinin veya Kıbrıs Türk tarafı üzerinde var olan çok yönlü soyutlanmanın kaldırılması sürecinde, elde var olan bir değer, hiçbir şey almadan, harcanmış olacaktır. Kısasa kısasın, bize fayda getirmediğini daha kavramadık mı?

Kuzeyde dile getirilen, Kapalı Maraş’ın tek taraflı açılımı tezi, önemli bir başka büyünün daha bozulmasına yol açar. Bu da, Kıbrıs sorunun çözüm sürecinde, önemli bir zemini olan, “karşılıklı kabul edilebilir bir antlaşma” tezini darbeler. .

Bu da gerçekten bize zarar verir. Bence, Kapalı Maraş’ın tek taraflı açılması düşüncesi, fayda değil zarar verir. Evrensel kabul gören Referandum hakkımızdan tutun, 2004 Referandumu ile kazandığımız tüm evrensel değerlerin de yıkımını getirir. Karşılıklı Kabul Edilebilir Çözüm anlayışına vurulacak her darbe, bize en büyük zararı verir. Dayatmalara karşı çıkmaktaki, haklı ve meşru temelimizi darbeler.

Tıkanıklık olması halinde, BM Parametrelerine bağlı, görüşme sürecinin devamını savunmak,  ama bunu da, makul bir takvimle pekiştirmek talebi ile yapmak gerekiyor. Çıkmaz olmasına bağlı olarakta, bu süre içinde, Maraş’ın BM gözetiminde ve denetiminde açılması , Mağusa Limanı , Ercan, Dış Ticaret imkanı, iki taraf arasında var olan Yeşil Hat Tüzüğünün genişletilmesi ve diğer Güven Artırıcı ve iki tarafa da fayda getirecek tedbirler üzerinde durmak, daha doğrudur. Esastan kaçmamak gerekiyor. Bu da, BM şemsiyesi altında, ” karşılıklı kabul edilebilir çözüm” anlayışıdır.

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1191 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler