1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'Kanser niye bu kadar yaygın' düşünen yok mu?
Kanser niye bu kadar yaygın düşünen yok mu?

'Kanser niye bu kadar yaygın' düşünen yok mu?

Hiçbir ülkenin kabul etmediği zararlı kum, bizim limanımıza dökülüyor!.. Un da öyle... Kömür de.. Sonra sütte, zehirli madde bulunuyor... Ve narenciye, tırlar dolusu hem de geri dönüyor Türkiye’den... Dönmesine dönüyor da bir bakıyoruz, sofrala

A+A-

 

 

Hiçbir ülkenin kabul etmediği zararlı kum, bizim limanımıza dökülüyor!..

Un da öyle...

Kömür de..

Sonra sütte, zehirli madde bulunuyor...

Ve narenciye, tırlar dolusu hem de geri dönüyor Türkiye’den...

Dönmesine dönüyor da bir bakıyoruz, sofralarımıza “meyve suyu” niyetine sıkılıyor.

 

* * *

Ülkemizdeki en önemli travmalardan, kabuslardan biridir “kanser” hastalığı...

Ve doğrusu, devlet bütçesinden çok ama çok önemli bir para çıkıyor kanser hastalarının tedavi sürecine.

Ne yazık ki çoğu zaman da birkaç aydan fazla mümkün olmuyor uzatmak ömrü...

 

* * *

Peki, kanser niye bu kadar yaygın, görmüyor muyuz daha?

Yemde, sütte, sebzede, meyvede kontrolsüz ilaç kullanımının bir türlü önüne geçilmiyor...

Denetimler belli ki yetersiz...

Ciddiyet yok, sorumluluk yok, duyarlılık hiç yok.

Laboratuvar tahlilleri ya da altyapısı da öyle...

Çevre kirliliği cabası...

Hükümet, bu işin altından kalkamıyor...

Eğer ülkenin en önemli sorunlarından biriyse “kanser”, hükümetler üstü bir merkez oluşturulmalı...

Tüm siyasi partilerden temsilciler, uzmanlar, sivil toplum yer almalı...

Ve böylece hazırlanmalı yol haritası...

Böylesi bir merkez, gerektiğinde cesaretle siyasi otoriteyi de eleştirecek, denetleyecek bağımsız yapıda olabilmeli.

“Seferberliğe” ihtiyaç olduğu kesin...

Sadece son üç-beş ayda yaşadıklarımız midemizi bulandırmaya yetiyor da artıyor bile...

Her ne varsa yediğimiz, içtiğimizden korkuyoruz, soluduğumuz havadan bile ürküyoruz açıkçası...

Evet, hükümet, toplum sağlığında da sınıfta kalmıştır ve meseleyi, partiler üstü bir boyuta taşımanın da ayıbı yoktur.

Çünkü bu yapı, kendi çocuklarını, yakınlarını da çemberine almaktadır sonuçta...

Uyanalım birlikte, ağlamakla, dövünmekle sonuç gelmiyor.

Önlem almasını bilelim!..

 

 

 


 

Bir bakanın istifası

 

İngiliz Enerji Bakanı Huhne istifa etti.

Niye biliyor musunuz?

Trafikte fazla hız yapmış...

Ve ehliyetinin “iptalini” önlemek için de cezayı eşinin ismine yazdırmış.

Bu kadar basit!..

Düşünsenize, bizde polisler zaten ceza yazmıyor bakanlara...

İngiltere’de ise bakanın sıradan bir “trafik yalanı” ortaya çıkınca...

İSTİFA ETMEK zorunda kalıyor...

 

* * *

Devletin sorumluluğu ve korumasındaki iki kız çocuğu kayboluyor.

Şimdi tecavüz iddiası da var gündemde...

Ama burası Kuzey Kıbrıs...

Bırakınız bakanı, kimsenin aklına dahi gelmiyor, bir tek sorumlunun “istifa” etmesi gerektiği...

Demokrasi farkı bu işte...

Toplumsal duyarlılık ve kamuoyu baskısının farkı bu...

Biz değil miyiz, “sahtekarlığı” ayan beyan ortada olanları yeniden seçen !

Yüzlerce ‘sahte yurttaşlık’ dağıtanları, en üst mevkilerde yeniden kabullenen.

Bekleyiniz de sorumluluk alacak, istifa edecek şimdi birileri...

Göz göre göre daha dün kurulan ve kimsenin adını dahi bilmediği bir vakfa, dönümlerce arazi veriliyor, hem de “din ve vicdan hürriyetini” ayaklar altına alacak bir projeyle...

Yine de umuru değil kimsenin.

Pehhhh!

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1077 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler