Tayfun Çağra

Tayfun Çağra

Yazarın Tüm Yazıları >

Kandırmaca

A+A-

 

“Mevcut durum, statüko sürdürülebilir değildir. Statükonun değiştirilmesini istiyorsak, ki Rum tarafı da Ortak Açıklama’da bunu kabul etmiştir, bunu yapmanın yolu müzakeredir…. Kıbrıs Türkü 21. yüzyılda artık uluslararası toplumla doğrudan temas kurmak, uluslararası toplumun parçası olmak istiyor. Kapsamlı çözüm bulunması konusunda 10 yıl önce cesaretle iradesini ortaya koyabilen bir halkın artık daha fazla ‘ikinci sınıf’ muamele görmesi adil değildir. Bu adaletsizliğin, bu haksızlığın düzeltilmesinin yollarından birisi kapsamlı çözümse, biz buna hazırız. Ama bunu tek başımıza bulamayacağımıza göre, ‘zaten müzakereler devam ediyor’ denilerek insanlarımızın görmezden gelinmesine, ayrımcılığa, izolasyon ve ambargolara maruz bırakılması kabul edilemezdir.”
***
Bu sözleri haberlerde dinlerken herhalde Mehmet Ali Talat bir yerlerde konuştu diye düşünmüştüm. Sunucu “Eroğlu böyle konuştu” deyince şaşkınlık geçirdim.
Sonra da rahmetli Rauf Denktaş’ı düşündüm. O da Türkiye hariç yurtdışına gittiğinde barış havarisi kesilirdi. Ülkeye dönünce yine bildiğimiz Denktaş olurdu. Yani Mr. No… Derviş Eroğlu da Rauf Denktaş’ın taktiklerini sürdürüyordu. Eroğlu New York’ta Birleşmiş Milletlerin yanında konuşurken ‘barış için hayatını feda eden kişi’ görüntüsü çizmek istemiş ama O da Denktaş gibi Ada’ya döndüğünde bildiğimiz Eroğlu olacak yine…
***
New York’a gitmeden daha 4 gün önce “Kıbrıs Türk tarafının talepleriyle Kıbrıs Rum tarafının talepleri arasında dağlar kadar fark var” demişti Eroğlu… Ondan birkaç gün önce de “Kıbrıs sorununun çözümünün UBP’nin fikirleri ve prensipleri temelinde olacağını” söylemişti. UBP’nin Kıbrıs sorunundaki görüşü neydi? Çözümsüzlük. Statükonun devamı… Başka bir görüşü var mıydı? Yok. Eroğlu birkaç gün sonra New York’ta “statükonun sürdürülebilir olmadığından” söz ediyordu.
Neyin taktiğidir bunlar bilmiyorum!
Yani, Birleşmiş Milletler ve dünya sadece New York’ta söylenenleri mi duyar, sadece onları mı kaale alır sanılıyor!!! Yurtdışında başka, yurtiçinde başka söylemlerin ne gibi bir taktiksel sonucu olabilir bilemiyorum.

------------------------------------------------------

Küçük’ün dönüşü!

Ve İrsen Küçük konuştu; “Cumhurbaşkanlığı adaylığı benim için kapalı değildir” dedi. Biten İttifak çalışmasının da başından beri doğru olmadığını savunduğunu, sahte imza olayında Emirkanı ve Tokay’ın son liman olmadığını da yine vurguladı. Kanal SİM’de sevgili Meyil’ın konuğu olan İrsen Küçük, konuşmalarının çoğunda Derviş Eroğlu’nu işaret eden konuşmalarla siyasete fiili dönüş niyetinin sinyallerini veriyor.

------------------------------------------------------

10 yıl geçti

Bugün 10. yıldönümü… Yani 2004’te oyladığımız ve Kıbrıs’ın kuzeyinde %65 evet, güneyinde ise %76 hayır oyu çıkan Annan Planı referandumunun üzerinden tam 10 yıl geçti. Plan kabul edilseydi 10 yılda bu Ada’da şimdiye kadar nasıl bir normalleşme olacağını anımsamak veya görebilmek için internetten Annan Planı’nı indirmeniz yeterli. Rum tarafı da şimdi çözüme daha yakınsa eğer, onların da bu Planı şimdi okumalarında fayda var çünkü varılabilecek yeni bir uzlaşı Annan Planı’ndan çok da farklı olmayacaktır.

Bu yazı toplam 1397 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar