1. YAZARLAR

  2. Neşe Yaşın

  3. Kalp Kırıklıkları
Neşe Yaşın

Neşe Yaşın

Yazarın Tüm Yazıları >

Kalp Kırıklıkları

A+A-

 

“Yapacak bir şey yok. Kalkacak ve devam edeceksin yoluna. Hep öyle yaptın, yine aynı şeyi yapacaksın. Ağlayacaksın, kalbin acıyacak, uykusuz geceler yaşayacaksın ve sonra geçecek. Geçmişe ait, uzak, duygusunu yitirmiş bir hikâyeye dönüşecek şu an sana böylesine büyük bir acı veren.”

Boş sayfaya uzun uzun baktım bu cümleyi yazmadan önce. Altüst olmuş bir ruh haliyle ne yazabilir insan? Hayatımdaki en önemli günlerden biri bu galiba. Bir dönemi sonsuza dek kapatma kararı alınan günlerden. Kalbimin değiştiği gün bugün. Bu ruh halini biraz tanıyorum. Hiç bu günkü gibi şiddetle hissetmemiş olsam da. Başka bir yolu seçme, gidilen yoldan geri dönme kararının verildiği gün bu gün. Bir insanın çevresinde belki de kendi iç güzelliğinin oluşturduğu nurun dağılması ve gerçeğin çirkinliğinin başka bir ışık altında görülmesi. Onca sevgi, onca özen, onca anlama çabası yerle bir oluyor birden. Yaşananlar için yapılan tercüme değişiyor ve anıların bile başka bir hikâyeye dönüşüyor böylelikle. Bu yaşananların hakkından yalnızca edebiyat gelebilir ama bazen öylesine acı veriyor ki bu, bazı şeyleri tekrar hatırlamak zulüm oluyor insana.

Aynı hikâyeyi farklı kahramanların dilinden ne kadar farklı dinleriz. Bireylerin hikayeleri ve toplumlar için de aynı şey geçerli. Durduğumuz yerden, kendi kalbimizin filtresinden bakıyoruz çünkü hikayelere.

Benim tarihime yazılmış bir hikâye artık bu. İçinde büyük kalp kırıklıkları, insanlık hallerinin dramı var. Bugünün karanlığı güzel anları dahi bulanık hale getiriyor. O anların içindeki bir kahraman karanlık ruhlu bir sürüngene dönüşebiliyor örneğin. Her ayrıntı yeni baştan yazılıyor. Yeni keşf edilen bir gerçek, yeni bir yorum hikâyenin farklı biçimde kurulmasını getiriyor. Bir noktadan sonra hiçbir şey avutamıyor insanı. Tutunduğun dal da kırılıyor ve yere düşüp yara bere içinde kalıyorsun.

Yapacak bir şey yok. Kalkacak ve devam edeceksin yoluna. Hep öyle yaptın, yine aynı şeyi yapacaksın. Ağlayacaksın, kalbin acıyacak, uykusuz geceler yaşayacaksın ve sonra geçecek. Geçmişe ait, uzak, duygusunu yitirmiş bir hikâyeye dönüşecek şu an sana böylesine büyük bir acı veren. Gece gündüz düşünceni meşgul eden bir insan zaman zaman hatırladığın ve kalbini çarptırmayan birine dönüşecek. Hayatın bir peri masalı olduğunu mu sanmıştın? Garip rastlantılar var sadece hayatta.  Bir biçimde iki insanı bir araya getiren, üçüncü hatta dördüncü bir insanın canını acıtan, sonra denklemi değiştiren… Büyülü sandığın bazı işaretleri takip ediyorsun. Odisssea’da  en sevdiğin sahnenin geçtiği bir mekanda Odiseus’un Nafsika ile gerçekleşemeyen birleşmesini  gerçek kılmak mesela.  Yolunu değiştirip özel anlamlar ifade eden bir Epikür sofrasına varmak. Eve baskın yapan yaralı bir kadının beş dakika geç gelmesi… Kadının bir havaalanı kalabalığı içinde saplantılı bir bağ kurduğu adamla karşılaşması, bir partinin tadını kaçıran bir kişi, anlamsız iç sıkıntılarının, hastalık ve yorgunluğun bir tatili germesi. Yapılan bir hatanın dalga dalga yayılan etkileri… Rastlantı denen şey rastlantı değil midir yoksa? Onları çeşitli işaretleri takip ederek biz mi davet ederiz?

Peki ya şimdiki son çok daha güzel bir başlangıç için gerçekleşmişse? Bu iyimser avuntu hep teselli vermiştir bana. Aslında güzel olmayanları da güzel yapmayı bilmiş; olumsuz durumları kendi ışığımla güzelleştirebilmişimdir. O ışık biraz kararınca başlamıştır felaketler. Bir insanın hep parlayan, enerji saçan bir ışığı olabilir mi? Hep güzel, hep olumlu, hep uyumlu, hep dengeli ve yapıcı olabilir misin? Seni sadece böyle anlarda seven gerçekten seviyor mudur?

Bir başkası anlayabilir mi gerçekten bizi, biz bile çoğu zaman kendimizi anlamakta güçlük çekerken. Bizi böyle yaralayanlar da ne kadar yaralıdırlar kim bilir?  Ama bu ruh sakarlığı bu fütursuzlukta, bir fil olduğunu bile bile zücaciyeci dükkanına dalmakta kişinin hiç mi sorumluluğu yok?

Beni kırıp dökenlere empati yapıp sürekli bağışlamaktan yoruldum artık. Öfkelenme hakkımı kullanmak istiyorum. Öfke bir devrime dönüşür bazen. Her devrim bazı acılar üzerine kurulsa da başkaldırı insanı kanatlandırır ve zafer büyük bir olasılıktır kalbiyle yola çıkanlar için.

 

Bu yazı toplam 1053 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar