1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Kalbin Aynası..
Kalbin Aynası..

Kalbin Aynası..

Yüz insanın en çok dikkat çeken ve en çok anlam ifade eden tarafıdır. Kalbin kapısı, Ruhun aynası ve Aşkın bin hali gibidir… Hüzünlerin, acıların, sevinçlerin, mutlulukların, nefretin, hırsın, acımasızlığın ve daha birçok benzer duyguların okund

A+A-

 

 

 

 

Yüz insanın en çok dikkat çeken ve en çok anlam ifade eden tarafıdır.

Kalbin kapısı,

Ruhun aynası ve

Aşkın bin hali gibidir…

Hüzünlerin, acıların, sevinçlerin, mutlulukların, nefretin, hırsın, acımasızlığın ve daha birçok benzer duyguların okunduğu kitaptır.

Bazı yüzlerde çocukluktan kalma saf ve masumluğu görürüz, bazı yüzlerde ise belirsizlik var.

Bir de, baktığında insanın içini ferahlatan, üşütmeyen yüzler vardır.

Kalbinde ve ruhunda her ne varsa, insanın yüzüne yansır hep.

İnsanın ilk durağı ve son durağı gibidir yüz.

Bazı yüzlerin ise sadece astarı vardır. Yüz namına hiçbir şeyi olmayan bu insanların duyguları da arsızca olduğundan yüze gerek duymazlar.

Aklınıza düştüğünde özlemle hatırladığınız yüzler vardır, aradan bir dakika bile geçtikten sonra unuttuğunuz yüzler vardır.

Her yüzün kendine has şifresi ve mührü vardır.

Bu mühür çoğu kez içerisinde sırlar barındırır.

Bu şifreyi çözmek için insanın özünü okumak, kitabın önsözünü okumak gibidir.

Yüzü okumak, yüzün sırrını çözmek kolay değildir. İnsanın yüzü, içinde yüzlerce yüzün barındığı bir aynadır.

Bir yüze baktığınız zaman, ona anlam ifade eden kelimeler vardır,

Ayrıca onu pohpohlayan, şımartan kelimeler de vardır. Değişmeyen gerçek, birden çok yüz kullanan insanların bir gün gelip onlarla yüzleşmek durumunda kaldığında acı çekmesidir.

Yüzü anlamak,

Yüzü okumak…

Tıpkı sessiz harflerin zikredilmesi gibi,

Kolay gibi gelen ama aslında kolay olmayan…

Sevgili demiş ki;

“Ben bir harf fısıldarım; her şey canlanır,

Ben bir harf mırıldanırım; gökyüzü canlanır,

Ben bir harf zikrederim; yüzdeki bütün şifreler,

Yüzdeki tüm mühürler açılır”…

Sesler kalbimden ne zaman taşıp dökülse; fısıldamaktan kurtulur kelimeler; usulca ve sessizce damlayarak yollarını çizerler, her nereye damlıyorlarsa söz olarak…

Bazen bir yüze aşk sözleri olarak dökülür sözler,

Bazen bir yüze öfke kelimeleri olarak çarpar.

Damlayan sözler kalpten geliyorsa, sıcaklığı ve ahengi yüzlere aydınlık verir, tıpkı aşk ve sevgi tohumu gibi.

“Ben bir yerlerde temiz bir harf bulamam;

Ben bir yerlerde her şeye rağmen temiz kalmak için inandığı doğrulardan çamura bulansa bile ışıldayan bir harf getirebilirim size…

“Harfin anahtar olduğunu bilmek, yine de bana yüzün ve kalbin kilidini açma yetisini veremedi” demiş insan...

“Ben anahtar kullanma özürlüsüyüm” diye fısıldamış insan gecenin yüzüne...

“Eğer bir gün bunu başarırsam insanoğlunun kalbindeki tüm kuşlar özgür kalacaktır”

Demiş Sevgili...

Gecenin yüzü keskin ve soğuk ama var bir hikmeti.

Sanki tüm sırları içinde barındır, bekler insanın ona gelmesini ve sessizce yüzündeki tüm elem ve kederleri,

Tüm günah ve sevaplarını anlatmasını…

Yüzün mührünün açılması için kelimelerin sese dökülmesi gerek,

Gecenin sessiz ve soğuk yüzü bilir ki insan bunu başardığında, kendisini de azat edecektir tüm yersiz endişelerden ve korkulardan…

Yüze gün gibi sessizlik ve güneş doğacaktır.

Güneşe dönerken yüzünü, geceye de kol kanat gerecek Sevgili.

Kucaklayacak gecenin zifir soğukluğunu, aşkla…

Sarılacak gecenin kuzgun siyah rengine, içindeki sıcaklıkla.

Buzul çağının tüm ıssızlığını yaşayıp, masumiyet çağını sona erdirdi.

Yüz insanın en çok dikkat çeken ve en çok anlam ifade eden tarafıdır.

Kalbin kapısı,

Ruhun aynası ve

Aşkın bin hali gibidir…

Hüzünlerin, acıların, sevinçlerin, mutlulukların, nefretin, hırsın, acımasızlığın ve daha birçok benzer duyguların okunduğu kitaptır.

Bazı yüzlerde çocukluktan kalma saf ve masumluğu görürüz, bazı yüzlerde ise belirsizlik var.

Bir de, baktığında insanın içini ferahlatan, üşütmeyen yüzler vardır.

Öpülmeye, dokunulmaya doyulmayan yüzler vardır.

Bakınca nefret edilen, dilin ucundan en ağır kelimeleri taşıyan yüzler vardır.

En çok bizi şaşırtan,

En çok bizi hayal kırıklığına uğratan,

En çok bizi sevindiren,

En çok tüm doğruları ve yanlışları bozan,

Ezber bozan, en çok alıntı yaptığımız bir başyapıttır yüz…

Yüzün kilidini bulmak,

İnsanın kalbinin şifresini bulmaya benzer.

O gün geldiğinde, rüştünü ispat eden bir çocuk gibi anahtar ve kilitleri teker teker açılacaktır.

Yüzü anlamak,

Yüzü okumak…

Tıpkı sessiz harflerin zikredilmesi gibi,

Kolay gibi gelen ama aslında kolay olmayan…

Sevgili demiş ki;

“Ben bir harf fısıldarım; her şey canlanır,

Ben bir harf mırıldanırım; gökyüzü canlanır,

Ben bir harf zikrederim; yüzdeki bütün şifreler,

Yüzdeki tüm mühürler açılır”…

Sesler kalbimden ne zaman taşıp dökülse; fısıldamaktan kurtulur kelimeler; usulca ve sessizce damlayarak yollarını çizerler, her nereye damlıyorlarsa söz olarak…

Bazen bir yüze,

Bazen bin bir yüze çarpar,

Ama her seferinde huşu içerisinde aşk olarak damlar…

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1252 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler