1. YAZARLAR

  2. Neşe Yaşın

  3. KALBİMİN KIRMIZI ÇİZGİSİ
Neşe Yaşın

Neşe Yaşın

Yazarın Tüm Yazıları >

KALBİMİN KIRMIZI ÇİZGİSİ

A+A-

Herkesin en azından bir katlanmadığı vardır. Bazı insanların bizden hep uzak durmasını ister onlarla kuracak hiçbir bağımızın olmadığını düşünürüz. Her birimiz farklı kimliklerimiz içinde bazı “seçilmiş ötekiler”e sahibizdir.

Bize dayatılan,  hasbelkader içine doğduğumuz etnisite, sınıf, cins vs. tarafından oluşturulan ötekilik hallerinden söz etmiyorum. Kast ettiklerim için kendimiz karar vermişizdir. Kendi dünya algımızla, hayattaki duruşumuzla bağ kurmamızın mümkün olmadığına inandığımız insanlardır bahis konusu olanlar. Asla beraber olamayız; bir şeyler paylaşamayız diye düşünürüz.

Hayatta kurduğumuz bazı koalisyonlar, dâhil olduğumuz gruplar vardır ve bu insanlar bunun dışındadırlar. Onlara karşı negatif duygularımız vardır. Kimilerinden korkar, bize zarar verebileceklerini düşündüğümüz için uzak durur;  düşmanlaştırıp nefret ederiz.

Doğallıkla ait olduğumuz ya da kendi seçimimizle aidiyet kurduğumuz bütün kimliklerin ötesinde insan olmak, bu dünyaya ait bir canlı olmak gibi bütün bu alt kategorileri içine alan bir kimliğimiz vardır ama… “Gezegendaşlık” diyebileceğimiz bir aidiyet kategorisi oluşturabiliriz örneğin. İnsanları, hayvanları filan da kapsayacak biçimde… Deneyimlerim bana şunu göstermiştir ki hayatta herkesle kurabileceğimiz bir bağ, bir iletişim olanağı mevcuttur. Asla yan yana gelemem dediğimiz nice insanla bir gün, bir bağlamda birlikte olabilmişizdir. Gerçekten sevdiğimiz, yanlarında rahat ettiğimiz, hiç konuşmadan anlaştığımız, ta içimizden bildiğimiz bazı insanlar gibi olamayacaklardır belki ama bütün bunların dışında olmalarının, o muazzam uzaklıklarının da bir çekiciliği vardır.

Bize çok farklı deneyimleri ve yaşam algılarını tanıma olanağı verirler. Bunlar bizim açımızdan nefret edilesi durumlar olsalar bile.  Hayat beni önyargılı olduğum bazı insanlar konusunda acayip şaşırtmıştır. En adaletsiz ve zalim bildiklerimin hikâyelerini öğrendiğimde içlerindeki kırılgan çocuğu, başa çıkılmaz hatırları keşfedebilmiş, şu veya bu biçimde sempati duyabilmişimdir.

Hayatta bildiğim, öğrendiğim hatta emin olduğum pek çok şeyin yanlış olduğunu, farklı açılardan bakınca boyutlarının değiştiğini hayretle deneyimlemişimdir. Eskiden bazı insanların karşısında hırçınlaşır, onlara asla tahammül edemezdim; şimdilerde daha bir sükûnetle yaklaşıyorum böylelerine. Tahammül edilemez, bağışlanmaz olan pratiğe dökülmüş ya da her an dökülme potansiyeli taşıyan ırkçılıktır benim için.

Vicdansızlarla, başkalarını kendilerine benzemedikleri için ya da başka kişisel çıkarlar için ezmeye, yok etmeye hazır insanlarla doludur sonuçta dünya… Bu insanların her birinin iç acıtan hikâyeleri olabilir. Değişik durumlar ve koşullar içinde ıslah olmaları da mümkündür belki… Ama onlara toleransla davranıp varlıklarını bir biçimde legalize etmek, hayatı yok edici pratiklerinin önünü açmaktır bir anlamda.  Tek tek kişilerle değil bu tür örgütlenmelerle uğraşmaktır belki de yapılması gereken.

Kimi insanlar kendilerini bir biçimde böylesi örgütlenmeler içinde bulmuş olabilirler.  Hepimiz yalnızlığımız, geçiciliğimizle başa çıkmaya çalışıyoruz sonuçta bu dünyada… Sayısız kaygı, korku ve tehditle kuşatılmışız. İnsan olmak ya da bu dünyaya ait bir canlı olmak en temel ortaklaşmadır. Her birimiz açlığı, susuzluğu, kimsesizliği tatmamış olsak bile geçiciliğimizi, hastalanabileceğimizi, başımıza bir kaza gelebileceğini, bir gün şu veya bu biçimde öleceğimizi bilmekteyiz.

Benim içimi acıtan dünyanın çok daha yaşanılası bir yer olabileceğinin bilgisi. Dünyaya bazı canlıların yaşadığı bir gezegen olarak bakıp sınırlar, kimlikler ötesinde bir algıyla hareket ettiğinde bunca zulüm ve cinayetin anlamsızlığını görebiliyorsun. Ölüm diye bir şey varken ve hayatın en temel mücadelesi ona karşı durmak olmalıyken başkalarının ölümü üzerinden tasarlanan hayatlar var.

Doğrudan katiller bir biçimde cezalandırılıyor. Üstelik bunların bir kısmı bir anlık öfke ya da bilinç bulanması sonucu işlenen cinayetlerin failleri… Peki ya dolaylı katiller, bütün bu cinayetlerin önünü açan politikacılar, devlet adamları, cinayetleri legalleştiren hatta kutsayan sistemler. Bunlara bir biçimde onay vererek bu cinayetlere uzaktan da olsa ortak olan bizler… Bir insana karşı hissettiklerimin kırılma noktası işte bu benim…

Başkalarının ölümüne neden olan ideolojiler ve kararları onaylayanlarla aynı dünyada yaşayabilirim mecburen ama bir zahmet uzak dursunlar benden.

Bu yazı toplam 3541 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar