1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. KAÇIRILAN TABLONUN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
 KAÇIRILAN TABLONUN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

KAÇIRILAN TABLONUN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

Hatırlayacaksınız, 2003 yılında geçit noktaları açıldığında binlerce Kıbrıslı Rum kuzeye akın etmişti. Yoğun duygularla 1974’ten beri görmedikleri göremedikleri topraklara koşuşan insanlar anılarının peşine düşmüş, doğup büyüdükleri yerleri gözyaşla

A+A-

 

 

Hatırlayacaksınız, 2003 yılında geçit noktaları açıldığında binlerce Kıbrıslı Rum kuzeye akın etmişti. Yoğun duygularla 1974’ten beri görmedikleri göremedikleri topraklara koşuşan insanlar anılarının peşine düşmüş, doğup büyüdükleri yerleri gözyaşları içinde didik didik ediyorlardı. Geçmişten tanıdık bir şeyler arıyorlardı. Aslında geride bıraktıkları “kendilerini” arıyorlardı. Fakat çoğu düş kırıklığına uğramıştı, çünkü hiç bir şey bıraktıkları gibi değildi. Bu bir bakıma doğaldı. 1974 yılından sonra “kuzeyli göçmen” konumuna düşmüş insanların serüveni ile kuzeydeki mekânların serüveni tamamen farklı gelişmiş, zaman ve mekân birlikteliği bozulmuştu. Mekânlar başka zamanlara (insanlara), kendileri de başka mekânlara savrulmuşlardı. Belki de bu yüzden kendilerine ait anıların değeri daha da artmıştı. Kıbrıslı Türklerin saklayıp iade ettikleri bir fotoğraf bir resim Kıbrıslı Rumları sevindiriyor, sıcak bir karşılama yüreklerini ısıtıyordu. Genellikle de çok iyi karşılanıyorlardı mekânlarının yeni sahipleri tarafından. Kıbrıslı Türkler evlerini ziyarete gelen Kıbrıslı Rumlara kapıları açıyor, bucakta köşede kalmış taşınabilir bir hatıra varsa vermezlik etmiyorlardı.

Kuşkusuz, herkes böyle davranmıyordu. Örneğin, bir lokantada bazı Kıbrıslı Rumlar hiç de hoş olmayan şeyler yaşadılar. Lokantanın duvarlarında asılı duran ganimet resimlerden birinin arkadaşlarına ait olduğunu görünce resmi alıp götürmeyi çok istemişler, bunun için de ceplerindeki bütün parayı lokanta sahibine vermeyi önermişlerdi. Velâkin lokanta sahibi taş kalplinin biriydi. “Siz ne biçim onursuz insanlarsınız, bir resim için bana yalvarıyorsunuz!” diye çıkışmış ve “bunlar artık bize aittir, biz bunları savaşta kazandık” diyerek insanları neredeyse kovmuştu. Adamın vicdansızlılığı karşısında yapacak fazla bir şey yoktu. Üç arkadaş resmi alamadan oradan boynu bükük ayrıldılar.

Yıllar sonra bir gün bir grup Kıbrıslı Rum kuzeyde gezerken tesadüfen aynı lokantaya uğradı ve duvardaki resimlerden biri dikkatlerini çekti. Resim yakınlarına aitti ve onlar için manevi değeri oldukça yüksekti. Lokanta sahibinin kendisine ait olmayan resmi talep eden -üstelik para karşılığında- Kıbrıslı Rumlara “onursuzluk” basan biri olduğunu hatırlarsak, ondan tabloyu talep etmek beyhude bir çaba olurdu. Sonunda ancak filmlere konu olabilecek bir “kaçırma operasyonu” hazırlamaya karar verdiler. Tablonun fotoğrafını çektiler ve oradan ayrıldılar. Sonra bir ressama gittiler ve fotoğraftaki tablonun aynısını yapmasını istediler. Ressam büyük bir titizlikle tablonun aynı-basımını üretti. Tabloyu arabaya attılar ve lokantanın yolunu tuttular. Tabii, yanlarında frapan kıyafetler içinde çekici bir kadın götürmeyi ihmal etmediler. Kadın lokantanın garsonlarıyla hoş-beş ederken duvardaki orijinal tablo indirildi ve yerine özenle hazırlanmış sahtesi konuldu. Soğukkanlılıklarını hiç bozmayan Kıbrıslı Rumlar acele etmeden yavaşça lokantadan ayrıldılar ve tabloyu yeşil-hattın güneyindeki sahibine ulaştırdılar. Bir süre sonra lokantaya yeniden gittiklerinde tablonun sahtesinin yerinde olmadığını gördüler. Lokanta sahibi geç de olsa uyanmış ve sahte tabloyu fırlatıp atmış olmalı.

Belli ki, duvardaki sahte tablo ona tablonun orijinalinin başkalarına ait olduğunu hatırlatıyordu ve bu gerçeklikle yüzleşmeye tahammül edemiyordu. Tıpkı, kuzeyde pek çok insanın elinde tuttukları şeylerin kendilerine ait olmadığı gerçeği ile yüzleşmek istemediği gibi. “Orijinal” olarak başkalarına ait şeylerden kurulmuş bir hayatla yüzleşmek kolay olmasa gerektir.

Lokantacı da galiba en çok buna bozulmuştu;  yaşadığı hayatın “hakiki” olmadığının  hatırlatılmasına…

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 2277 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler