1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. İyi bak yıldızlara
İyi bak yıldızlara

İyi bak yıldızlara

“Delikanlım!.. Sen ki ya bir köşe başında kan sızarak kaşından gebereceksin, ya da bir darağacında can vereceksin. İyi bak yıldızlara, onları göremezsin belki bir daha......” Büyük usta Nazım’ın bu şiiri, belki Deniz Gezmiş ve arka

A+A-

 

 

“Delikanlım!..

Sen ki ya bir köşe başında

kan sızarak kaşından gebereceksin,

ya da bir darağacında can vereceksin.

İyi bak yıldızlara,

onları göremezsin belki bir daha......”

Büyük usta Nazım’ın bu şiiri, belki Deniz Gezmiş ve arkadaşları için yazılmamıştı....

Ama kelimeler “gezmiş”, tam da böyle bir mücadele “deniz”ine demirlemişti, onca fırtınaya karşı baş eğmeden...

Bir başka büyük usta, Can Dündar...

“Delikanlım” belgesiyle bir kez daha gözlerimizi ıslattı, yüreğimizdeki yangını alevlendirdi daha da, hepimizi büyüledi,  “faşizmin” karanlığı ile yüzleştirdi bizleri...

Deniz’in abisi Bora Gezmiş, “İnfazcıları unutmuşsak, Denizler’in üflediği ruh bugünlere taşınmışsa, alnımız açıktır, Deniz sayesinde” diyerek çıktı kürsüye...

Doğrusu, inançları uğuruna başını hiç eğmeden her türlü bedeli ödemekten hiç çekinmeyen “delikanlıları” arıyor gözler...

 

***

 

Tek üzüntüm, Can Dündar’ın “uçağı kaçırma” öyküsü ve bunu sorgulaması oldu.

Basın kartıyla gitmiş havaalanına, uçamamış, sonra gelmiş.

Bu nedenle gösterim ertelendi, akşama alındı...

Can Dündar, basın kartını göstererek, “Bir işe yaramıyormuş” dedi.

Üzüntüm, Can Dündar’ın dahi Kıbrıslı Türkler’in en önemli isyanının “tam da bu” olduğunu fark etmemiş olması...

Bu ülke, Türkiye’nin bir “vilayeti” değil!..

Herhangi bir Avrupa ülkesine uçarken, nasıl ki bu işlemi “basın kartı” ile yapmıyor; Kıbrıs’a da böyle gelmeyi düşünmeyecekti Can Dündar...

Dedim ya, bu, hepimize dayatılan “vilayet” psikolojisinin bir sonucu...

Çok daha iyi anlatmalıyız demek ki hassasiyetlerimizi, hele de Can Dündar gibi dostlarımıza...

Yani, “iç hat” olmaktan kurtulmalıyız zihinlerde...

 

***

 

Büyük usta Nazım’dan başladık!..

“Küçük” çırak Nazım’la bağlayalım sözü...

Kıbrıslı gazetesi, başarılı bir gazetecilik örneği ile dönemin Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu’nun, Türkiye Eğitim Bakanı’na yazdığı mektubu yayınladı...

Bir “Eğitim Bakanı” düşleyiniz ki, kendi gençlerini adeta jurnalliyor!..

Fişliyor!.. İhbar ediyor!.. “Hor” görüyor!..

FAŞİZM böyle bir şey...

Farkı yok, iple, topla, tüfekle ya da böylesi aptalca bir siyasetle yapılmasının...

O nedenle de “küçük” çırak Nazımlar gelip geçiyor, büyük NAZIMLAR yaşıyor, DENİZLER hep köpürüyor yarınlara, çığlık çığlığa, saygıyla...

Onca “hayasızlığın” inadına inadına...

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 979 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler