1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. İtiraf ediyorum !..
İtiraf ediyorum !..

İtiraf ediyorum !..

Tamam, tamam… Pes ettim… Artık, “İLKELER, ONUR” gibi saçma(!) sözcükleri kullanmayacağım… Bunlar gibi zamanı geçmiş(!) değerlerin peşine takılıp; arkadaşlarıma zalimce davranmaktan da vazgeçeceğim… İtiraf ediyorum; s

A+A-

 

 

 

Tamam, tamam… Pes ettim…

Artık, “İLKELER, ONUR” gibi saçma(!) sözcükleri kullanmayacağım…

Bunlar gibi zamanı geçmiş(!) değerlerin peşine takılıp; arkadaşlarıma zalimce davranmaktan da vazgeçeceğim…

İtiraf ediyorum; savunduklarımın tümünü birer birer çürüttünüz… Benim, geri kafalı bir dinozor olduğumu hatırlattınız bana…
İpliğimi pazara çıkarıp; su katılmamış bir “kalkınma düşmanı” olduğumu kanıtladınız…
Kökü dışarıda, bir hain bir zındık olduğumu; ülke insanının hep fakir kalmasını isteyen sinsi bir düşman olduğumu itiraf ediyorum !..

Artık aklım başıma geldi; doğru yolu buldum!..

Ülkemize okullar, hastaneler yapacak olan Din Vakfı’na 200 dönümcük araziyi yıllık, 100 TL gibi fahiş fiyata kiralayan Vakıflar İdaresini şiddetle kınıyorum…

Hükümetimizden de mi feyz almıyor bu zındıklar… Ülkemizi kalkındırmak için (Yabancı)yatırımcılardan tek kuruş vergi almamak bir yana, onlara bol keseden teşvik kredileri dağıtan; elektrik borçlarını görmezden gelen büyüklerimizin elbette bir bildiği vardır!…

Hade benim gibi bir geri kafalı bunu anlamaz da, koskoca Vakıflar İdaremizin böyük yöneticileri de mi anlamıyor da para istiyor bu hayırsever insanlardan…

Bu ÇEVRECİ geçinenleri de şiddetle kınıyorum!..

Neymiş efendim; Karpaz’a Petrol Dolum tesisi yapılırsa çevre mahvolacakmış da; endemik/gondemik bir sürü ot mahvolacakmış da; ülkemize turist gelmeyecekmiş de; bir sürü abuk subuk laf ediyorlar…

Dört bir yanı(pardon bizimkinin üç bir yanı)  petrollerle kaplı şu yarım buçuk adacığımızı batırmak mı istiyor bunlar… Dolum tesisi yapılmazsa denizlerimizden fışkıran onca petrol taşıp bizi boğmaz mı?

Bırakın yapsınlar canım… Külliye de yapsınlar; dolum tesisi de; başı BULUTlara değen gökdelenler de… Bir yerinize mi batıyor!...

Ama İtiraf ediyorum;
20 yıldır yazdığım yazılarla, Karpaz’ı çevrecilerin diline dolayan benim…
Üstelik, ikide bir Karpaz balıklarını avlayıp durduğum için çevreye zarar verdiğim halde!..
Şimdi de balık avlaklarım kaybolmasın, şehirli keyfimden olmayım diye bağırıp duruyorum…
Yoksa bana ne Karpaz’ın insanından; kalkınmasından!..
Bana ne doğadan, eşekten, kaplumbağadan…
Bunlar yetmezmiş gibi 10 yıllık gül gibi arabamı satıp; üç yıldır arabasız gezerek; kaza yapıp, iş hacmi yaratmadığım ve de trafik cezası almadığım için devletin ekonomisine ne kadar çok zarar verdiğimi daha yeni yeni anlıyorum…
Dededen kalan bir arsacığa küçük bir ev yaparak; emlak vergisini de az ödediğimi; bahçeye ( o yetmezmiş gibi evimin ve işyerimin karşısındaki yeşil alanlara) bir sürü ağaç ekerek; kuşlara, arılara çekirgelere yataklık yapıp; “TARIM ZARARLILARI”nı beslediğimi de itiraf ediyorum…      
Ekonomiye verdiğim zarar bu kadar da değil… Her özel günü vesile yapıp sevdiklerime pahalı hediyeler almadığım gibi; 14 Şubat sevgililer günüde bile bir tek gül bile almayarak; on beş yirmi yıllık giysilerimi atmayıp; uygun yerlerde giyerek, tüketime büyük darbeler vurarak, iç ve dış piyasaları allak bullak eden de ben ve benim gibilermiş meğer…

Anlamsız kaprislerle, sanat dünyasını AYDINLAR ve YALAKALAR diye ikiye böldüğüm; SİM dışındaki TV ve radyolara, telif hakkı vermiyor diye çıkmadığım gibi; diğer sanatçıların çıkmasını da engelleyerek; ülke kültür sanatına zarar verdiğim yetmezmiş gibi; benim gibi düşünmeyenleri İLKESİZLİKLE suçlayarak kırdığım için üzgünüm…

Bu güne dek yaptığım hatalar(!) saymakla bitmez…
Meğer, ben (ve benim gibiler) bu topluma ne zararlar vermişiz de haberimiz yokmuş…
Sağ olsun dostlarımız yazıp, bize bu gerçekleri hatırlattı da biz de o derin “GAFLET UYUKUMUZ”dan uyandık!..
Tamam, tamam… Pes ettim…
Söz veriyorum… Artık akıllanacağım ve aşağıdaki gibi aptalca (onurlu) şiirler yazmayacağım…
Söz veriyorum artık ÇOĞUNLUK gibi boynumu eğip; anlımı kapatacağım!..

 

ALNIMIZ AÇIK

 

Acılar öğüten
zalim değirmenin
hışmına uğramış saçlarımız…
Kırılıp dağılan umutlar
meteor kalıntısı izler bırakmış
gittikçe çoraklaşan
açık alınlarımızda…

Evet, alnımız açık
omuzlarımızın üstünde
hala dik ve mağrur durur
erdemle yoğrulmuş başımız…
Kazandıklarımızdan
ağır basıyor yitirdiklerimiz
-kamburumuzun büyümesi ondan-
Eskittiğimiz yılların
umut ve düşlerin giysisi
örtüyor pörsümüş tenimizi
ama alnımız açık hala.
Kutsal büyük ana
Kybele’nin kucağı kadar
açık ve davetkar
yeni düşlere, umutlara…   

                               Ocak 2000

 

 

 

 


* Bu yazı, 13 Ekim 2007 tarihli yazımın güncelleştirilmiş halidir…

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1155 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler