1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. İSTEYEN ÇEKİLSİN!
İSTEYEN ÇEKİLSİN!

İSTEYEN ÇEKİLSİN!

BM nihayet parmağını şaklattı ve diplomatik bir rest çekti. Uzun zamandır farklı gündemlerle uyuşmuş olan Kıbrıs sorunu ay sonu BM Genel Sekreteri’nin hazırlayacağı raporda artık farklı bir safhaya girecek. Güvenilir kaynaklara göre Downer’ı

A+A-

 

 

 

BM nihayet parmağını şaklattı ve diplomatik bir rest çekti.

Uzun zamandır farklı gündemlerle uyuşmuş olan Kıbrıs sorunu ay sonu BM Genel Sekreteri’nin hazırlayacağı raporda artık farklı bir safhaya girecek.

Güvenilir kaynaklara göre Downer’ın raporu yazılı, kısa ve net bir rapor olacak. Olgusal gerçeklere dayalı ayrıntılı bir rapor. Ancak Downer rapora tavsiye koyup koymamaya henüz karar vermedi.

Adada kalıp kalmaması konusunda da bir karar üretmiş değil ama uluslararası konferansın tamamen gündemden kalktığını düşünüyor.

Nedeni ise BM’nin önceki toplantılarda uluslararası bir konferans için ortaya koyduğu şartların yerine gelmemesi ve masada hiçbir ilerleme sağlanamaması.

Downer’a göre, bu raporda Türk tarafının suçlanma olasılığı açık bir tehlike. Bunun BM Genel Sekreteri’nin yürütmenin seçimi konusunda çıkmaz olduğunun altını çizip bunun aşılması gerekliliğini vurgulamasının zaten buna işaret olduğu açıktı.

Belli ki bu bir yorumdan öte, BM’nin inancı ve tescillenmiş görüşü.

Bunun daha da ileri götürülerek Türk tarafının daha açık bir dille suçlanıp suçlanmayacağını göreceğiz.

Ancak BM’nin önünde 3 temel seçenek var.

Bunlardan biri masayı tamamen kapatmak. Bu olasılığın düşük olduğu biliniyordu ancak Downer’ın son açıklamasıyla bu olasılığın ortadan neredeyse kalktığını söyleyebiliriz.

Downer, aynen şöyle diyor;

“Kıbrıs Türk tarafının görüşmelerin 1 Temmuz’dan sonra devam etmesinin anlamsız olacağı görüşüne sahip, Kıbrıs Rum tarafının ise bunun devam etmesi taraftarı.Eğer bir taraf görüşmelere bir kez daha gelmeme kararı verirse, bu son demektir.”

Yani aslında Türk tarafına diplomatik bir rest çekiyor ve “isterseniz kalkın” diyor.

BM’nin masayı kendisinin bozmayacağını vurgularken, Rum tarafının görüşmelerin devamından yana olduğunu da kayıtlara geçirmiş oluyor.

Ancak Downer’ın yine de 1 Temmuz sonrasındaki ortamın başarı şansının az olacağına ilişkin görüşünü dile getirirken, müzakerelerin muhtemel bir askı sürecine girebileceğine dair bir işaret verdiği de söylenebilir.

Çünkü mevcut haliyle müzakerelerin sürdürülemezliğinin BM’nin fazlasıyla ortaya koyduğu da açık. O yüzden ikinci bir seçenek olan bu olasılık da yüksek görünmüyor.

Ama müzakereler bu şekilde sürdürülemez demek ya da 1 Temmuz sonrası sürecin başarı şansının olmadığını söylemek masayı BM’nin kendisinin bozacağı anlamına gelmiyor.

Masa bozulacaksa, Türk tarafı masadan kalkacak ve BM’ye rest çekecek.

Aynı zamanda Güvenlik Konseyi kararlarını da çiğnemiş olacak.

Zira 1998’de Kıbrıs Türk tarafı konfederasyon önerisi yaparak masadan kalktıktan sonra Güvenlik Konseyi aldığı kararda müzakerelerin kapsamlı bir çözüme ulaşılıncaya kadar devam edeceğine ilişkin bir karar üretti.

Genel Sekreter geçtiğimiz günlerde bu kararı bir kez daha tekrarladı ve BM’nin çözüme kadar çabalarını sürdüreceğini açıkladı.

Şimdi Konsey kararlarına dolayısı ile uluslararası topluma karşı çıkarak masayı bozan konumunda kalacağı şüphesiz Türk tarafının, uluslararası toplumdan izolasyonların kaldırılması ile ilgili geçerli bir talebi olamayacağı açıktır.

Downer gelecek hafta Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile görüşecek. Downer bu görüşmeden umutlu. Özellikle çapraz oy konusundaki tavırla masayı tıkamaya değmeyeceğine ilişkin görüşünü daha önce kendisiyle paylaşan Davutoğlu’ndan bir adım talebinde bulunacak.

 Ancak şu aşamada Türk tarafı çapraz oy konusunda ileri bir adım atsa da bu kez Hristofyas’ın bunu kabul edeceğinin de garantisi olmadığını biliyor.

Ve bir taraftan da Rum tarafından Türk tarafının atacağı adıma cevap vereceğine ilişkin güvence vermesi konusunda talepte bulunuyor.

Bunlar artık son çabalar.

Ve fotoğraf Türk tarafını köşeye sıkıştırıp yine bir başka belirsizlik ve buzdolabı sürecine hapsediyor.

Yani üçüncü seçenek olasılığı yüksek görünüyor.

Ama merak edilen ve bir toplumun kaderini belirleyecek olan restini yukardan açan Türk tarafının cesaret edip masadan kalkıp kalkamayacağı.

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 878 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler