1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. İsmet Abla’sız 1 Mayıs
İsmet Abla’sız 1 Mayıs

İsmet Abla’sız 1 Mayıs

1 Mayıs alanından eve döndüm, bilgisayarın başına oturdum ve bu yazıyı yazmaya koyuldum. Sabahleyin SİM TV’nin özel yayınında, İsmet Abla’yı, katıldığı son 1 Mayıs’ta, en önde, iki büklüm, yanındaki genç adamın yardımıyla, üzerinde 888

A+A-

 

 

1 Mayıs alanından eve döndüm, bilgisayarın başına oturdum ve bu yazıyı yazmaya koyuldum.

Sabahleyin SİM TV’nin özel yayınında, İsmet Abla’yı, katıldığı son 1 Mayıs’ta, en önde, iki büklüm, yanındaki genç adamın yardımıyla, üzerinde 888 yazılı meşhur bayrağı taşırken gördüm.

Akşam alana gittim. İsmet Abla orada değildi elbette. Gözlerim çok aradı ama o bayrağı da göremedim. Belki birilerinin elindeydi de benim gözümden kaçtı. Bilmiyorum. Ama orada değilseydi bile bazılarının eksikliğini hiç hissetmediğinden eminim. Koşullar değişti bugün. Artık sınıflar da, sınıf çatışması da, sınıf sendikacılığı ve siyaseti de ortadan kalktı. Sınıfsız, çatışmasız, herkesin eşit koşullarda, insanca çalıştığı, dört üstü murat üstü bir dönemdeyiz. Sekiz saat çalışma, sekiz saat dinlenme, sekiz saat uyku gibi ihtiyaçları yok bugün çalışanların. Değişen koşullar, onların gerektiğinde 10-12 saat çalışabilmelerini, beş-altı saat uykuyla ve dinlenmeyle yetinebilmelerini mümkün kıldı. Ne İsmet Abla’yı, ne de onun bayrağını hatırlamaya gerek var bugün!

Yukarıdaki paragraftakiler elbette benim düşüncelerim değil. Ama solda yer aldığını iddia edenlerin kimileri sınıflardan söz edenlere burun kıvırdıklarına göre, tam da böyle düşünüyor olsalar gerek.

Oysa Kıbrıs’ın kuzeyinde işsizlik oranı belki hiç olmadığı kadar yüksek. Kamu kuruluşlarının özelleştirilmesi ve işsizler ordusunun saflarına yeni neferlerin katılması gündemde. Özel sektörde sendikalı, grevli, toplu sözleşmeli çalışmak söz konusu değil. İnsanlar, yazılı iş akdi dahi olmaksızın, günde 10-12 saat çalışıyorlar. Aldıkları ücretler ana-babalarının desteği olmasa ailelerini geçindirmelerine asla yetmeyecek. 1 Mayıs’ta çok büyük çoğunluğu izinli değil. İş güvencesi hak getire. Önemli bir kısmı sigortasız. Yabancı, hele de kaçak işçilerin durumu daha da vahim. İş kazalarında ölenlerin ölümleri doğru dürüst haber değeri bile taşımıyor bu ülkede.

Beri yanda havuzlu villalarda oturanlar, evlerinin bahçelerini İngiliz aristokratlarınınkiler gibi çimlerle döşeyenler var. Kullandıkları arabaların fiyatlarını duyanların dudakları uçukluyor, uçuklar dudakları tartıyor, ağızlar açılıyor ve öylece açık kalıyor! Bu şahısların çocukları son model spor arabalarla geziyor. Ama yine de şikâyetçiler. Haksız da sayılmazlar doğrusu. Şu densiz sendikalar durmadan grev yapıyor, elektrikleri kesiyorlar, eğitimi durduruyorlar. Neyse ki özel okullar açıldı da çocuklar kesintisiz eğitim hakkından yararlanabiliyorlar. Devlet hastanelerinden hizmet almak da kolay değil. Ama Allaha şükür o sorun da aşıldı bugün. Özel hastaneler var. Gerektiğinde uçağa atlayıp İstanbul’daki en donanımlı hastanelerden sağlık hizmeti almak mümkün. Yoksa bu tembel öğretmenler ve doktorlarla uğraşmak ne zor olurdu kim bilir!?

Geriye bir tek şu sendikaları, grev ve toplu sözleşme hakkını falan ortadan kaldırmak kaldı. Özelleştirmeler sayesinde bu iş de hâllolursa, şikâyet edecek hiçbir şey kalmayacak. Nasılsa sınıflar, onlar arasındaki çatışmalar, “eşitlik, sömürüye son” diye tutturan siyasi partiler de kalktı ortadan. 1 Mayıs’a da gerek yok aslında. Herkes hakkını aldığına göre, talep edilecek hak falan kalmadı ortada. Ama yine de pikniğe gitmek, şölen yapmak, bahar bayramını kutlamak fena değil. Özel sektördeki işçiler çalışsın, marketler, bakkallar kapanmasın yeter ki!

İlahi İsmet Abla! O kar beyazı saçlarına, iki büklüm hâline bakmadan boşuna taşımışsın üzerinde 888 yazılı bayrağı. Üç-beş yıl daha vefa etseydi ömrün, sen de tadacaktın sınıfsız bir toplumda yaşamanın hazzını!        

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 877 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler