1. HABERLER

  2. DÜNYA

  3. "Işık yılı kadar mesafe"
Işık yılı kadar mesafe

"Işık yılı kadar mesafe"

Kıbrıs Rum basını: “Tarafların tezleri arasında ışık yılı kadar mesafe var”

A+A-

Kıbrıs Türk ve Rum taraflarının tezleri arasında “ışık yılı kadar” mesafe bulunduğu, bunun da Kıbrıs sorununun çözüm ümitlerini söndürdüğü; Güney Kıbrıs Başkanı Nikos Anastasiadis’in artık Türk seçimlerini beklemekte olduğu haber verildi.

Simerini “Türkler Her Şeyi İstiyor... Tezleri, Al-Ver İçin Hiçbir Olanak Bırakmıyor” başlıklı haberinde, Kıbrıs Türk tarafı, şu ana kadar tezlerini yazılı sunmadığı üç önemli başlıkta (Toprak, TC kökenliler ve Güvenlik/Garantiler) öneri sunmaya karar verse dahi bunun, müzakerelerin üçüncü aşamasının, yani ‘al-ver’in başlamasının habercisi olmayacağını savundu.

“Tek ümit Türkiye’nin olası tavır değişikliğidir”

Gazete bu iddiasını, Güney Kıbrıs Başkanı Nikos Anastasiadis’in çok yakın çevresinden birinin “Taraflardan biri dünyada, öteki ayda iken al-ver prosedürüne girilemez. Geriye kalan tek ümit, önümüzdeki Ağustos ayında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden hemen sonra Türkiye’nin olası tavır değişikliğidir” sözüne dayandırdı.

Gazete, haberinin “Türk Tezleri” başlığıyla vurguladığı bölümünde, Güney Kıbrıs Başkanı Anastasiadis’in siyasi partileri bilgilendirmek üzere hazırladığı 10 dosyadan, Kıbrıs Türk tarafının müzakere masasındaki tezleriyle ilgili bilgi sağladığını yazdı.

Gazete Kıbrıslı Rum siyasi partilerine, Anastasiadis’in hazırladığı dosyaların kopyasını alamayacakları, isteyenlerin Güney Kıbrıs Başkanlık Köşkü’ne giderek okuyabilecekleri şartının koşulduğunu hatırlatarak şöyle devam etti:
“Şu anda, aşağıdaki başlık ve alt başlıklarla ilgili 10 dosya vardır:

Önceki İdari İşlemler, Dış İlişkiler, Avrupa Birliği, Merkezi Hükümetin Yetkilerinin Paylaşımı, Yargı Erki (Kıbrıslı Türkler henüz tez sunmadı), Mülkiyet, Anlaşmanın Yürürlüğe Girişi, Yasama Erki, Yürütme Erki, Kamu Hizmetleri.
Bütün başlıklarda Türklerin tezleri 11 Şubat Ortak Açıklaması’nda mutabık kaldıklarından çok uzaktır çünkü kendilerine göre yorumluyorlar ve şu ana kadar BM’den de hiçbir tepki gelmedi.

“Tezler yersiz ve gerçek dışı”

Öncelikle; anlaşma olması halinde referanduma sunulacak sorunun, olası bir ‘hayır’ın muhtemel etkilerini ‘tam olarak analiz etmesini’ istiyorlar. Müzakere grubundan çevreler bu tutumu; kabul edilemez buluyor ve tek istediği, Annan planı referandumunu örnek alarak muhtemel bir ikilem baskısını yoğunlaştırmak ve önerilen anlaşmanın reddi halinde sahte devletin siyasi açıdan yükseltilmesi yolunu açmak olarak değerlendiriyor.
Kıbrıs Türk tarafının, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin dönüşümü konusundaki tezleri de yersiz ve gerçek dışı bulunuyor. Yazılı tezlerinde de, ‘iki taraftan, sivil toplumdan veya kişilerden hiçbiri hiçbir şekilde anlaşmayı bozamaz’ net ifadesi ile, bütünün birincil hukuka dönüştürüleceği (geçiş dönemleri yerine daimi sapmalar olması için) konusunda anlaşmanın önceden AB’den yeşil ışık almasını istiyorlar. Ancak daha da kötüsü, artık resmi şekilde, ‘Anlaşmanın Yürürlüğe Girmesi’ alt başlığı çerçevesinde belgeyle, tam da aynı gün Kıbrıs Cumhuriyeti’nin dağılacağı ve yeni bir federal devlet oluşturulacağı kabul ediliyor olmasıdır.

Türk tezi, 10’u Rum 5’i Türk, toplam 15 kişilik Bakanlar Kurulu oluşturulmasını ve kararların; her bir toplumdan iki bakanın da dahil olacağı oy çokluğu ile alınması şeklindedir. Bu öneri, daha önceki önerilerinin (7+5) mantığındadır ancak bakan sayısı yükseliyor. Kıbrıs Türk tarafının, dönüşümlü başkanlığın (Hristofyas’ın önerdiği) ağırlıklı oy olmadan kilitlenmesi önerisi de biliniyor.

“Anastasiadis’in önerisi Başkan’ın daimi Rum, Başkan Yardımcısı’nın da daimi Kıbrıslı Türk olması”
Başkan Nikos Anastasiadis’in buna karşı-önerisi ise Başkan’ın daimi Kıbrıslı Rum, Başkan Yardımcısı’nın da daimi Kıbrıslı Türk olması, (sadece Bakanlar Kurulu başkanlığının dönüşümlü olması, Başkan’ın Anayasa temelinde oy hakkına sahip olmaması) ve Federal Kıbrıs Cumhuriyeti’nin her zaman Kıbrıs Rum Başkan tarafından temsil edilmesidir.”

Gazetenin “Gerçek Dışı Öneriler” başlığıyla ayırdığı bölümde ise şu iddialar yer aldı:

“Türklerin kabul edilmez tezleri, siyasi analizcilerin; mülkiyetle ilgili sunulan belgeden de açıkça görülebileceği gibi önceliklerinin (Tayvanlaştırma) başka olduğu tezini güçlendiriyor.

İade edilecek mülkleri asgariye indirebilmek maksadıyla meselenin meşruiyet ve hukuk ilkeleri değil siyasi olduğu şeklindeki bilinen ve değişmez tezlerinin ötesinde, kamu yararına binalar inşa edilmiş mülklerin (ki bunu her iki taraf da kabul ediyor) hariç tutulması gereğinin dışında ‘sahte devletin fakir vatandaşlarına’ verilmiş mülklerin de hariç tutulmasını istiyorlar.

Böylece üstü örtülü bir şekilde, gerek yerleşiklerin gerekse gaspçıları olası bir çözümden sonra da kalmasını meşrulaştırsınlar. Yani Türk önerisine göre bu mülkler, iade çaresinden muaf tutulacak.

Mülklerin iadesi durumuyla ilgili önerileri de aynı frekanstadır. Yapılacak iadenin, birinci konut ve küçük işletmede katı çizgilerle sınırlandırılması gerektiği izahında bulunuyorlar. Yani, birisinin işgal bölgelerinde daha büyük malı varsa, iade hakkı evi veya küçük işletmesiyle sınırlı kalacak, malının geriye kalanı (arsa, tarla ve hatta oteller) için ise ya başka bir mülkle takas edecek veya tazmin edilecek.

Tazminatlar konusunda da Türkler büyük bir cüretle, tazminatların, tazminat alacak kişinin iç vatandaşlığına sahip olduğu oluşturucu devletçik tarafından ödenmesi gerektiğinde ısrar ediyorlar. Kısacası, istilanın bozukluklarını Kıbrıs Rum oluşturucu devletçiği ödeyecek. Türklerin önerileri yoğun şekilde, kendi yorumladıkları iki bölgelilikten ilham alıyor.

Bu, Ekonomi başlığında dahi ortaya konulan bir şeydir. Ekonomi başlığında devletin ana gelirlerinin (örneğin KDV) oluşturucu devletçiklerin nüfus oranına göre paylaşılmasını istiyorlar. Ancak Kıbrıs Rum tarafı, federal gelirlerin oluşturucu devletçiklere bölüştürülmesinin Federal Devlete Gayrı Safi Milli Hâsıla’ya katkıları temelinde olmasını öneriyor.”
(tak)

Bu haber toplam 1034 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler