1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. İşgal gibi geçti: Terörle mücadele ve 'kurtarılmayı bekleyen' Iraklı kadınlar
İşgal gibi geçti: Terörle mücadele ve kurtarılmayı bekleyen Iraklı kadınlar

İşgal gibi geçti: Terörle mücadele ve 'kurtarılmayı bekleyen' Iraklı kadınlar

Leyla Falhan (FEMA aktivisti): Afganistan’ın işgalinden kısa bir sure sonra, bir radyo programı sırasında Laura Bush, Amerika Birleşik Devletleri’nin Afganistan’daki başarısından ötürü “birçok Müslüman kadının artık evlerine hapis

A+A-

 

 

Leyla Falhan (FEMA aktivisti)

leyla@feministatolye.org

 

Afganistan’ın işgalinden kısa bir sure sonra, bir radyo programı sırasında Laura Bush,  Amerika Birleşik Devletleri’nin Afganistan’daki başarısından ötürü “birçok Müslüman kadının artık evlerine hapis olmadığını ve ‘teröre karşı olan savaşın’ aynı zamanda kadınların hak ve haysiyeti için de” olduğunu söylemişti. Daha önce politik açıklamalar yapmayan Laura Bush’un, işgalden hemen sonra eşi ve öteki kadınları destekleyen vefakâr kadın rolünü alması ilginç olsa da aslında yeni bir strateji değildi. Örneğin 1908 yılında İngiliz Albay Lord Cromer, İslam’ın kadınları ezen bir din olduğunu ve Mısırlı kadınların sorunlarını ancak Batı medeniyetinin çözebileceğini savunmuştu[i].Aynı şekilde Fransa, Cezayirli kadınları “modernleştirip”, “kurtarmak” için Kişisel Statü Yasası’nı değiştirmiş; Britanya ise Hindistanlı “kahverengi kadınları, kahverengi erkeklerinden” kurtarmak için kolları sıvamıştı[ii]. İlginç olan nokta ise, Mısır’da kadınların eşitliğini savunan Cromer’in kendi ülkesi Britanya’da kadınların oy kullanma hakkına karşı çıkmasıydı. Aynı şekilde Fransa’nın koloni yasaları Cezayirli kadınların peçe takmasını yasaklamış, birçok kadını tecavüze, işkenceye maruz bırakarak “modernleştirmiş” ve “kurtarmıştı”! Bu örneklerden de anlaşılacağı gibi kadın hakları ,emperyalist ve kolonyalist politikalarda tarih boyunca sıkça kullanılmıştır.

Edward Said’in Oriyentalizm kitabına göre bunun sebebi Batı’nın dünyayı “modern Batı” ve “geri kalmış Doğu” olarak ikiye ayırması ve Doğu’nun ilerlemesinin tek yolunun Batı’nın yardımı olduğuna inanmasıdır. Said bu sonuca Batı’nın Doğu’yla ilgili sahip olduğu fikirlerin sabitliğine bakarak ulaşmıştır- bir tarafta iyi, gelişmiş, özgür Batı, diğer tarafta ise kötü, geri kalmış, şeytan Doğu.[iii] Oriyentalizm’in feminist analizini yapan Meyda Yeğenoglu, Batı’nın Doğu’ya karşı olan eril ve korumacı tavrını incelemiş, Oriyentalizm’in çatışık doğasını vurgulamıştır. Oriyentalizme göre Doğu geri kalmıştır, ama aynı zamanda büyülüdür. Batı, geri kalmış Doğu’dan bir taraftan korkar, hatta nefret ederken, bir taraftan da Doğu’nun gerçeklerini reddeder. Mesela bir taraftan “öteki (Doğulu)kadınları” ilerletmekten bahsederken, bir taraftan da onların özgül yaşam deneyimlerine bakmaz.[iv] İşte Amerika’nın Irak’ı işgali sırasında Irak’lı kadınları “örtünmek zorunda kalan, evlerine hapsolmuş, ezilen ve kendi toplumlarında hiçbir yeri olmayan, kurtarılmak için özgürlük ve barış uğruna terörle mücadele eden iyi Amerika’yı bekleyen insanlar” olarak tanımlaması Oriyentalizmle şekillenen bir bakış açısıdır!

Ne şaşırtıcıdır ki bu Oriyentalist bakış açısı, kadınların özgürlüğü mücadelesi veren sevgili eski Başkan Bush’un, kendi ülkesinde kadınların cinsel hak ve özgürlüklerini ne kadar kısıtlığından bahsetmemektedir! Aynı şekilde ne gariptir ki, Birleşmiş Milletlerin Popülâsyon Fon’undan savaş esnasında tecavüze uğrayan kadınların doğum kontrolü ve kürtaj hakkı için 34.000.000 ABD dolarını kesen de “özgürlükçü” Bush’un tam da kendisidir! Okullardaki seks eğitimine karşı çıkması, kadınların güvenilir koşullarda kürtaj yapmasına yardım eden RU-468’e karşı çıkması ve daha bunlar gibi birçok icraatlarla Bush, Amerikalı kadınları çok daha “ileri” noktalara getirmiştir. Bu ilerici politikalardan hızını alamayan Bush, son olarak eşi Laura Bush’a da kendisine destek olan sadık Amerikan kadını rolünü biçmiştir.[v] Bunlar da yetmeyince, dünyanın yükünü sırtında taşıyan “zavallı” Müslüman kadınları kurtarmak için, işgalci politikalarını alıp yola çıkmıştır!

Cynthia Enloe’nun da dediği gibi savaş ve militarizm kadınların hayatını daha iyi hale getiremez, çünkü ikisi de kadınların yaşam alanlarını kısıtlayan ataerkil düşüncelere dayanır! Militarizmin en büyük ilkesi, “ülkenin koruyucuları olan erkeklerin”, korunmaya muhtaç olan “kadın ve çocuklar” için mücadele etmesidir. Bu ilke kadınları pasif bir konuma koyar ve onlara geleneksel cinsiyet rolleri olan “ülkenin namusu” rolünü biçer. Bu yüzdendir ki kadınlar, savaş esnasında “Bizim kadınlarımız... Sizin kadınlarınız” olmanın yükünü taşır, çoğu zaman karşı tarafı küçültmek için şiddete, tecavüze maruz kalır. Kültürün daha da muhafazakârlaştığı savaş döneminde eşini, çocuğunu, babasını kaybeden ve evin ekonomik düzenini da omuzlarında taşıyan kadınlar, eve ekmek getirmek ve toplum tarafından ayıplanmak arasında kalır. Kendini tehdit altında hisseden ülke, haysiyetini, kültürünü, onurunu korumak için kadına dayanırken, militarizm ülkenin erkeğine uysal olmayı, hiyerarşik düzene uymayı, erilliği yüceltmeyi ve karşısındakini ötekileştirmeyi öğreterek, kadını özel, erkeği de kamusal alana koyar.[vi]

Nitekim Irak’ın işgali tüm bunların somut örneğidir. 1968’de başa gelen Ba’th Rejimi, kadınların özgürlüğünün önündeki engelleri, geri kalan ekonomik ve sosyal koşullar, kısıtlı eğitim şartları, kadının iş gücü imkânları ve kadınlara karşı olan önyargı olarak belirlemiştir.[vii] 1970’lerde petrol fiyatlarındaki artış ekonomiyi güçlendirip, kadınlara iş imkânı sağlarken, Iraklı Kadınların Genel Federasyonu ve hükümet, kadınların okuma-yazma oranını 60% artırmıştır.[viii] 1974 yılındaki yasa değişikliği ile kadınların iş alanındaki sayısı oldukça artmış ve annelik izni, eşit ücret gibi konular gündeme gelmiştir. Tabi ki bu gelişmeler, kırsal alandaki kadınları daha farklı etkilemiştir; her toplum gibi Irak da homojen bir yapıya sahip değildir ve bu reformlar kadınların tüm sorunlarını çözmemiştir. Ancak açık bir şekilde, birçok kadının yaşamı daha iyiye gitmeye başlamıştır- ta ki 1980-88 yılları arasındaki İran-Irak Savaşı’na kadar...

Bu dönemde kadınlar ekonomik alandaki başarılarını kaybetmiş, militarizm ve muhafazakârlaşan toplumun etkisiyle daha çok eve kapanmıştır.[ix] Üzerine 1991-2003 yılları arasındaki Birleşmiş Milletlerin ekonomik kısıtlamaları da gelince, okuma yazma oranlarında düşüş, kadına karşı şiddette artış, aile ve kadının kültürdeki geleneksel rolü üzerinde bir baskı meydana gelmiştir.[x] Tüm bunlar yetmezmiş gibi 2003 yılındaki Amerikan işgali ve “Saddam’ın baskıcı rejiminden kurtarılma” hikâyesi çalışan kadınların sayısını %40’tan %17’ye düşürmüş, anne ölüm oranını %84’e çıkarmış, Amerika’nın yasak olmasına rağmen kullandığı azaltılmış Uranyum sayesinde kanser ve düşük gebelik riskleriyle karşı karşıya kalmıştır.[xi] Uluslararası Af Örgütü’nün verilerine göre işgalin ilk yılında 15,000 Iraklı kadın hapishaneye girmiş ve Abu Ghraib olayının da ortaya çıkardığı gibi, birçoğu taciz ve tecavüze uğramıştır.[xii] 2010 yılında, Bağdat şehrinde Amerikan askerleri tarafından tam 50 tane kontrol noktası kurulmuş, kadınlar bu noktalarda kültürlerine karşı şekillerde aramaya tabi tutulmuş, böylece bölünmüşlük içinde kalan şehirlerinde hareket edemez hale gelmişlerdir.[xiii]

Tüm bunlar gösteriyor ki, “Iraklı kadınların hayatını daha iyi hale getirme” sadece laf ebeliği ve sömürgeci bir tutumdur. Öncelikle Iraklı, Afganistanlı, Müslüman vs. kadınları “kurtarmak” Başkan Bush’a, ya da başkalarına kalmamıştır! Savaş ve militarizm hayatlarını değiştirmeden önce, Iraklı birçok kadın mücadele etmekte, sosyal, ekonomik ve politik alanda aktif  roller oynamaktaydı. Müslüman Kurallar altında yaşayan kadınların kurmuş olduğu, Iraklı Kadınların Genel Federasyonu, Iraklı Kadınlar için Bilgi ve Iraklı Kadınların İsteği gibi organizasyonlar, kadınların örgütlenmesinin ve bu örgütlenmenin heterojenliğinin sadece birkaç örneğidir. Eğer Başkan Bush bu kadınlara ve onların ne istediklerine birazcık göz atmış olsaydı, onların gerçeklerini, sorunlarını daha iyi anlar, Oriyentalizme dayalı yanlış argümanlarda bulunmazdı. Ne kendi emperyalist politikalarını yaymak için kadınları bir araç olarak kullanan emperyalizm, ne militarizm, ne Oriyentalizm, ne de savaş, Iraklı kadınları kurtarabilir! Ne de Iraklı kadınlar kurtarılmak için Amerika’yı ya da başka bir ülkeyi beklemektedir. Feminizmin ve kadınların ihtiyacı olan seslerini duyurmak ve mücadelelerine destektir, kurtarıcılar değil!

 

 

 



[i]Ahmed, Leila. (1992).Women and Gender in Islam. United States of America: Yale University.

[ii] Macmaster, Neil. (2009).Burning the veil: the Algerian war and the emancipation' of Muslim women, 1954-62. UK: Manchester University Press.

[iii] Said, Edward. (October, 1979). Orientalism. United States of America: Vintage Books Edition.

[iv] Nayak, Meghana. (2006). Orientalism and ‘Saving’ US State Identity after 9/11. International Feminist Journal of Politics, 8(1), Pp 42-61. Retrieved July 2011 from http://www.tandf.co.uk/journals/

[v] Nayak 2006.

[vi] Enloe, Cynthia. (2008). Making Sense of the Iraq War, A speech at Denison University.

[vii]Abida, Samiuddin, and R. Khanam. (2002).Muslim Feminism and Feminist Movement: Middle-East Asia,India: Global Vision Publising House.

[viii]Al Moharer (1992). The General Federation of Iraqi Women.Retrieved July 2011 from http://www.al-moharer.net/moh233/gfiw233.htm/

[ix] Al-Ali, Nadje. (2005). Reconstructing Gender: Iraqi women between dictatorship, war, sanctions and occupation. Third World Quarterly 26, 4 (5), Pp 739-758. Retrieved June 2011 from http://jstor.org/.

[x] Al-Jawaheri, YasminHusein. (2008).Women in Iraq: The Gender Impact of International Sanctions.Colorado: Lynne Rienner Publishers .

[xi] Ismael S. Jacqueline, and Shereen T. Ismael. (2008). Living Through war, sanctions and occupation: the voices of Iraqi women. International Journal of Contemporary Iraqi Studies, 2(3), Pp 409-424. Retrieved July 2011 from http://jstor.org/

[xii] Lasky, Marjoie P, Medea Benjamin and Andrea Buffa. (2006). Iraqi Women Under Siege: A Report by CODEPINK: Women for Peace and Global Exchange. Pp 1-20. Retrieved May 2011 from http://www.jstor.org.

[xiii] Zangana, Haifa. (2010).Walling in Iraq: the impact on Baghdadi Women. International Journal of Contemporary Iraqi Studies 4, 1(2), Pp 41-58.

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 895 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler