1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'İşgal başladığında ateş açmama emri aldık, yerlerimiz belli olmasınmış diye!'
İşgal başladığında ateş açmama emri aldık, yerlerimiz belli olmasınmış diye!

'İşgal başladığında ateş açmama emri aldık, yerlerimiz belli olmasınmış diye!'

Mike Efthimiu darbe günlerinde Alonağra/Aspro Mutti (Bozdağ) bölgesinde nelerle karşılaştıklarını, savaş sırasında Aspro Mutti yöresinde yaşananları ve Dimitris’in nasıl “kayıp” olduğunu anlatıyor... Onunla röportajımızın devamı şöyle:

A+A-

 

 

 

Mike Efthimiu darbe günlerinde Alonağra/Aspro Mutti (Bozdağ) bölgesinde nelerle karşılaştıklarını, savaş sırasında Aspro Mutti yöresinde yaşananları ve Dimitris’in nasıl “kayıp” olduğunu anlatıyor...

Onunla röportajımızın devamı şöyle:

MİKE EFTİMİU: Bizim Yunan subayının adı Vasilis Lukas idi, o güne kadar kendisine hiç izin vermedikleri halde, darbeden bir gün önce “izin” verilerek Atina’ya gönderilmişti! Onun yerine gelen komutan Kominis idi – Sihari’den gelmişti. İstihbarat şefiydi bu komutan – kimlerin solcu olduğunu, kimin ne olduğunu tam olarak biliyordu...

Pazartesi sabahı yani darbenin olduğu gün, sabah içtimasındaydık ama herhangi bir olay yoktu çünkü sabah içtiması zaten sabah saat 05.00-05.30 sularında olurdu. Sabah içtimasından sonra oturuyorduk ve ders veriyorlardı bize güya... İşte o saatlerde bu komutana birşeyler olduğu hakkında bir telefon gelmişti. Birliğimizi, sabahleyin toplandığımız yerde topladı, sıraya koydu ve konuşmaya başladı.

Ben patlama sesleri duydum ve dönüp baktım, Lefkoşa’yı çok iyi biliyordum, bu patlamaların Başkanlık Sarayı civarında olduğunu görebiliyordum. Okulum İngiliz Okulu, Başkanlık Sarayı’nın yanındaydı ve ben o bölgeyi çok iyi tanıyordum... Çok yüksekte olduğumuz için görebiliyorduk ve açıktı ki Başkanlık Sarayı civarında birşeyler oluyordu. Çok fazla duman vardı o bölgeden...

Komutanımız bize Kıbrıslıtürkler’in Miamilya’da (Haspolat) Kıbrıslırumlar’a saldırdığını anlatıyordu!  Komutana göre Miamilya’da karşılıklı ateş açılıyordu ve hepimizin de alarmda olmamız gerekiyordu, bize de saldırabilirlerdi ve bizim de harekete geçmemiz için emir verilebilirdi. Bize anlattığı buydu...

 

SORU: Tabii ki size yalan söylüyordu...

MİKE EFTİMİU: Biz o anda bunu bilmiyorduk... Bize söylediği buydu...

Tabii o günden sonra Miamilya’yla ilgili hiçbirşey duymamıştık, merak ediyordum. Zaman geçtikten sonra bunun acaba bizim komutan tarafından uydurulmuş bir yalan mı olduğunu yoksa kendisine telefonun ucundaki şahsın böyle mi söylediğini merak ettim. Daha sonra tabur komutanı Hatsos Dimitrios’un yazmış olduğu kitabı okudum... Sihari’de bölgesindeki tüm birliklerin komutanıydı Dimitrios, bir kitap yazmıştı ve o da kitabında Miamilya’ya Kıbrıslıtürkler’in yapmış olduğu saldırıdan söz ediyordu!

Bu komutanın kitabında yazdığına göre sabah saat 08.00’de Kıbrıslıtürkler Miamilya’daki Kıbrıslırumlar’a ateş açmışlar...

Belki de Miamilya’daki Kıbrıslırum askerler, Lefkoşa’daki patlamaları duymuşlar ve bunu Kıbrıslıtürkler tarafından kendilerine yapılan bir saldırı sanmışlardı. Ancak bu komutan patlamaların ve ateş açmaların Kıbrıslıtürkler tarafından yapıldığında ısrar ediyordu kitabında!

Eğer o anda buna inanmışsa, onu maruz görebilirdik – belki ona da benzer bir bilgi verilmişti, Kominis’e verildiği gibi...

Komutan Kominis bize “Miamilya’ya Kıbrıslıtürkler’in saldırdığını” söyledikten sonra bir süre orada durduk... Bir saatten fazla durduk orada... Komutan da birliğiyle iletişim içerisindeydi.

Sonra gelip bize “Milli Muhafız olarak Lefkoşa’da işleri düzeltiyoruz – Başkanlık Sarayı’nı ele geçirdik” dedi.

İki saat sonra tekrar toplandığımızda ise Makarios’un öldüğü anons ediliyordu.

Dört kişiden fazla sayıda insanın biraraya gelmesi yasaktı, varma da örgütlenip isyan çıkarırız diye... Çünkü komutan darbeden yana olan bizim birlikteki askerlerin yalnızca birkaç kişi olduğunu, geriye kalan 67 askerin tümüyle darbeye karşı olduğunu biliyordu.

 

SORU:  Yani 70 kişi kadardınız...

MİKİ EFTİMİU: Evet... 70 kişi kadardık... Savaş başlamadan önce 70 kişi kadardık. Elbette usul usul bir araya geliyor, durumu incelemeye çalışıyorduk, bir radyom vardı, haberleri dinliyordum, yalnız Kıbrıs’tan değil başka istasyonlardan da haberleri dinliyordum... Birkaç kişi izindeydi, bunlardan bir tanesi izinden geri dönmüştü, darbede çarpışmış olduğu için yaralanmıştı, biz onu saklıyor ve yaralarını iyileştirmeye çalışıyor, ona bakıyorduk, başka birine de bundan söz etmiyorduk. Perşembe günü dönmüştü birliğe bu arkadaşımız.

İşgalden bir gün önce yani Cuma öğleden sonra bir landrover geldi... Bir gün önce de bir landrover gelmiş ve bize Alonağra’da olan bazı şahısların Lefkoşa’da bazı operasyonlarda yer almış olduğunu anlatmıştı – Başkanlık Sarayı civarındaki çarpışmalarda yani...

 

SORU: Yani onları Alonağra’dan alıp darbede yer almalarını sağladılar, sonra da onları geri gönderdiler...

MİKİ EFTİMİU: Evet, Pazartesi öğleden sonra aldılar, bazı operasyonlara kattılar bunları – bunlara aslında yalnızca “koruma” görevi yaptırılmıştı – sonra geldiler, ellerinde de çıplak kadın fotoğrafları vardı, bunları güya Başkanlık Sarayı’nda bulmuşlardı. Ama bize “Bu fotoğrafları bize verdiler, size göstermemizi istediler ve bunları Başkanlık Sarayı’nda bulduğumuzu size söylememizi istediler” dediler. Bunlar çatışmalara katılmamışlardı...

Dediğim gibi Cuma günü bir landrover geldi ve  Vasilis Lukas geri döndü – komutan Kominis de geri gitti.

Öğleden sonra toplandık, Lukas hayatta olmamıza sevindiğini  söyledi, “İşimize devam edeceğiz, bulunduğumuz noktaları korumaya devam edeceğiz” dedi. Bize böyle dedi...

Ya o sıralarda, ya da birkaç saat sonra, karanlık basıyordu, ikişer kişilik nöbetler yapıyorduk o gece, bütün gece boyunca... İşgalin gerçekleşme tehlikesi vardı... Bunu biliyorlardı. Zaten ben BBC’den Türk savaş gemilerinin Türkiye’nin güneyinden ayrıldığını duymuştum haberlerde... Çok kuşkulu bir geceydi bu... O gece pek uyumadık – gece hiçbirşey olmamıştı ama sabahleyin traş olmaya ve sonra da kahvaltıya gitmek için aşağıya indim. Tam traş olurken ilk uçak geldi, tam üzerimden geçti ve bir bomba bıraktı... Traş olurken baktığım aynadan görmüştüm uçağı, o kadar yakınımdan geçti ki, bana vuracağını sandım, bombayı nasıl bıraktığını gördüm, Girne’nin hemen dışına atılmıştı bomba... Bu atılan ilk bombaydı... Sonra etrafıma bakınca, başka uçakların da o yöne doğru gitmekte olduklarını gördüm.  Onlar da bomba atacaklardı... Traş olmayı bırakarak koştum, silahımın ve nöbet yerimin bulunduğu noktaya doğru koştum. Sonra komutanımız gelip yerlerimizi almamızı istedi. Askeri mühimmatın bulunduğu yerden sorumlu askeri de çağırarak orasının açılmasını istedi. Askerlerin kurşuna ihtiyacı olursa, açık olsundu bu depo diye... Ben bir koşu gene tepeye tırmandım.

Aşağıdan bir emir gelmişti, “Ateş açmayınız” diye. “Yerlerimizi belli etmemek için” gerekçesiyle ateş açmamamız emrediliyordu.

 

 


 

“Kayıplar Komitesi’nin üçüncü üyeliğine atanacak kişi bulundu...”

 

Lefkoşa, 17 Ekim 2012 (T.A.K): Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum tarafının, Birleşmiş Milletler ve Kızılhaç tarafından sunulan, Otonom Kayıp Şahıslar Komitesi’ndeki, Chritophe Girod’un istifasıyla boşalan BM’nin temsilciliğine atanacak kişiye yönelik isime, yeşil ışık yaktıkları belirtildi.

Politis gazetesi aldığı bilgilere dayandırdığı haberinde BM’nin, Kızılhaç ile sonuçlandırdığı isimi, birkaç hafta önce iki tarafa bildirdiğini ve kısa bir süre önce de bu konuda olumlu yanıtlar aldığını yazdı.

Gazete, Komite’nin 3’üncü üyesinin İsviçreli olduğunu ve daha önce Kızılhaç’ta, eski Yugoslavya’daki kayıplar konusunda görev yaptığını belirtti.

Aynı haber içerisinde “Kimlik Belirleme Yok” alt başlığı altında ise, Bosna’daki enstitünün, Otonom Kayıp Şahıslar Komitesi tarafından gönderilen kemik kalıntılarına ilişkin örnekler konusundaki incelemelerini tamamlamadığını yazan gazete, şu anda, ailelerin DNA örnekleriyle birlikte veri tabanının, Bosna’daki enstitünün alt yapı ve sistemleriyle ilişkilendirilmesine ağırlık verildiğini de belirtti.

Habere göre, bu çalışmaların ardından kayıpların kimlik tespit çalışmalarının başlayacağına da inanılıyor.

Gazete, Otonom Kayıp Şahıslar Komitesi’ne bağlı ekibin, “Sihari’”deki (Kaynakköy) kayıp kemiklerinin(15 kişiye ait olduğuna inanılan) bulunması amacıyla çalışmalarına normal olarak devam edeceğini de yazdı.

(POLİTİS’ten aktaran TAK Ajansı Rumca Haber Bülteni – 17.10.2012)

 


 

 

 

Kayıplar Komitesi’ne Paul Henri Arni atanıyor...

 

Lefkoşa, 18 Ekim 2012 (T.A.K): Otonom Kayıp Şahıslar Komitesi’ne üçüncü isim olarak, Uluslararası Kızılhaç Komitesi Bölgesel Delegasyon Başkanlığı da yapan İsviçreli Paul Henri Arni’nin önerildiği bildirildi.

Politis gazetesi, edindiği bilgilere dayanarak, Henri’nin isminin BM tarafından önerildiğini ve her iki tarafça kabul edildiğini yazdı.

Haberde, Henri’nin kayıp şahıslarla ilgili çeşitli programlarda çalıştığı ifade edildi.

(TAK Ajansı Rumca Haber Bülteni’nden – 18.10.2012)

 


 

 

Hamitköy kazısında toprağa gömülü el bombaları bulundu...

 

Kayıplar Komitesi’nin Hamitköy’de (Hamit Mandrez) yürütmekte olduğu ve gerek 1963, gerekse 1974’te bu alana gömüldüğü sanılan 16 “kayıp” şahıstan geride kalanların çıkarıldığı alanda kazı esnasında dört el bombasının ortaya çıktığı ve bu bombaların bomba imha ekibi çağrılarak imha edildiği öğrenildi.

Arkeologların büyük bir risk atlattığı Hamitköy kazısında ortaya çıkan el bombalarının çok uzun süre önce bu alana gömülmüş olduğu sanılıyor... Bölgenin metal dedektörle taranması bekleniyor. Hamitköy’de büyük tehlike atlatan arkeologlarımıza ve şirocu ile diğer çalışanlara “Geçmiş olsun” diyoruz.

Kayıplar Komitesi’nin kazı ekipleri Akdoğan’da (Lisi) bir kuyuda, Kuzucuk’ta (Arnadi),  Mora’da (Meriç), Lapta’da, Omorfo’da (Güzelyurt) ve Gönyeli’deki kazıları devam ediyor. Omorfo’daki kazıda bir “kayıp” şahsa ait kalıntıların kazıda bulunup çıkarıldığı öğrenildi.

Kıbrıs’ın güneyinde ise Maşera’daki kazı sona ererken, bu ekip Strovulos’ta yeni bir kazıya başladı. Strovulos’taki ikinci ekip ise bölgede bir kuyu kazısı yürütüyor.

Tüm arkeologlarımıza, şirocularımıza ve diğer çalışanlara “Kolay gelsin, kazasız belasız kazılar” diyoruz...

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 772 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler