1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. İS-TE-Mİ-YO-RUM
İS-TE-Mİ-YO-RUM

İS-TE-Mİ-YO-RUM

Binbir dereden su getirir gibi bir şeyler anlatmaya çalışılıyor… Dolambaçlı yollardan… Amman da birilerine zarar vermeden, birilerini kırmadan, yanlış anlaşılmadan bu işin yanlış olduğunu anlatabilelim… Bence hiç dolandırmadan, kulağ

A+A-

 

 

 

Binbir dereden su getirir gibi bir şeyler anlatmaya çalışılıyor…

Dolambaçlı yollardan…

Amman da birilerine zarar vermeden, birilerini kırmadan, yanlış anlaşılmadan bu işin yanlış olduğunu anlatabilelim…

Bence hiç dolandırmadan, kulağımızı ters elle tutmaya çalışmadan düşüncemizi söyleyebilmeliyiz.

Birileri din dersi verecek, her yere cami açılacak, imam-hatipler, ilahiyat fakülteleri kurulacak, Külliyeler yapılacak, okullar da onun içine taşınacak, bunların karşılığında da şunlar şunlar yapılacak diye istemediğimiz, ihtiyacımız olmayan şeylerin yapılmaması isteğimizi ortaya koyabilmek, karşı olduğumuzu söyleyebilmek, anlatabilmek için binbir dereden su getirmeye gerek yok.

Açıkça söylenebilir;

İS-TE-Mİ-YO-RUM.

***

Böyle bir düşünce belirtisi herhangi bir din düşmanlığı değil.

Sadece dinle ilgili olanın bu toplum için yeterli olduğunu düşünüyorum.

Daha fazlasını isteyenler istedikleri yere gidip daha fazlasını alırlar.

Burada devlet eliyle ille de sizin “dininizi çoğaltacağım!” iddiasını ortaya koymak insan haklarına aykırı bir eylem olarak ortaya çıkıyor.

***

Düşüncemizi söyleyebilmek için dolanıyoruz da dolanıyoruz…

“İşte orada Külliye açılırsa, şehir planlamacıları acaba ne der, okullar da oraya taşınacakmış, acaba çocuklar oraya nasıl gidip gelebilir, oraya giden çocuklar nasıl etkilenir, acaba psikolojik durumları etkilenmez mi, şöyle olsa, böyle olmasa acaba nasıl olur” gibi etrafımızda dönüp duruyoruz.

***

Dediğim gibi din düşmanlığı anlamında algılanmamalı bu yargı…

Ama birilerine de yalakalık yapmak zorunda değilim.

Sırasında güzel okunan ezanı daha iyi duyabilmek için kulak kabartabilirim.

Hatta okunan ezan konusunda imamlarla, hacca gidip gelenlerle tartışmalarım oldu.

Şimdi değişti gibi ama bir süre önce ezanın arabesk motifleriyle, uzatmalar ve sesi titretmelerle okunmasından duyduğum rahatsızlığı defalarca dile getirdim. Şimdi aynı okuma biçimini duymuyorum, bu ‘tatsız’ okuma düzeltildi gibi…

***

Herkesin inancı kendine… İster inanır, isterse inanmaz.

İnanmayanlara da “sen neden inanmıyorsun?” diye sorulmaz.

Bu da insan haklarına karşı bir saygısızlıktır. Birileri veya bir hükümet karar verdi diye o toplumu dindar yapamaz. Bu insanların özgür iradesine kalmış bir şey… Din adına yapılan ikiyüzlülükler, tuhaflıklar, hoş olmayan görüntüler de ortadayken, biliniyorken “ille de size vereceğiz” demek despotizmden, faşizmden başka bir şey değil.

***

Vakıflar İdaresi 200 dönüm araziyi 30 yıllığına senelik 100 TL’ye bir Vakfa veriyor. Bu Vakfın ne olduğu, kim olduğu, öncesi bilinmiyor. Sadece bir dairede kapalı bir kapısı var. Vakıfların verdiği araziye Külliye yapacakmış, onun içine de şimdi TC Elçiliği etrafında bulunan okullar da taşınacakmış.

Peki parayı kim verecek?

Bilinmiyor.

Paralı kişiler verecekmiş.

Parayı verecek olanlar bilinmiyor.

Sarı Çizmeli Mehmet Ağa…

***

Kimse de sormuyor, soramıyor!..

Kim bunlar?

Amaç ne, neden böyle bir yatırım, kim bu adam (adamlar)…

Emir büyük yerden geldi.

Boynumuz kıldan ince!

Eğ kafayı,

Dinle hocayı,

Soruşturma onu, bunu,

Senin ne haddine!..

***

Ne ise ne?

Bir kez daha söylüyorum;

İS-TE-Mİ-YO-RUM.

     

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1185 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler