1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. İrsen Seçildi Ama Kazanamadı
İrsen Seçildi Ama Kazanamadı

İrsen Seçildi Ama Kazanamadı

Seçilmek, iki veya üç kişiden birinin bir, iki oy farkla da olsa seçilmesidir. İyi veya kötü biri seçilir. Kazanmak ise üstünlük sağlamak, çoğunluğu ele geçirmek, iyi bir sonuç elde etmektir. Seçilmek bir paranın havaya atılması gibidir. Sonuç olağan v

A+A-

 

 

Seçilmek, iki veya üç kişiden birinin bir, iki oy farkla da olsa seçilmesidir. İyi veya kötü biri seçilir.

Kazanmak ise üstünlük sağlamak, çoğunluğu ele geçirmek, iyi bir sonuç elde etmektir.

Seçilmek bir paranın havaya atılması gibidir. Sonuç olağan ve bellidir; “yazı” ya da “tura” gelecek. İki kişiden biri mutlaka seçilecek. Önemli olan “yazı” ya da “tura” geldikten sonra ne kazandırdığıdır. Belki yüklü miktarda para, altın, belki onur, belki idam...

Paranın dik geldiği durumlar çok nadir de olsa olasılık dahilindedir.

UBP kurultayında sanırım para dik geldi.

Kazananın kaybedenin belli olmadığı bir sonuç.

Buna rağmen, adayların konumlarına göre bakıldığında seçilip de kazanamayanın İrsen Küçük, seçilemeyip de kazanan  ise Ahmet Kaşif oldu anlaşılmaktadır.

Kurultayı adaylar, demokrasi ve siyaset bağlamında değerlendirmek gerekir.

İlk olarak şu önermeyi ortaya koymamız gerekmektedir: “Kaşif, Eroğlu’nun, Küçük de AK Partinin desteğiyle kurultayda yarıştı.”

Kaşif’in kurultayda kullanılan geçerli oyların %49,22’sini (690) alması, Eroğlu’nun UBP içindeki gücünü gösterir nitelikte olduğu şeklinde yorumlamak eksik olacaktır. Sosyal olaylar, birden çok sosyal olaylarla birlikte açıklanabilir ilkesinden hareketle, kurultay sonuçlarını diğer olaylarla birlikte açıklamak gerekmektedir.

UBP içinde İrsen Küçük yönetimine karşı yaptığı işlerden dolayı “hoşnutsuzluk” vardı. Ne idi bunlar?

Kıbrıs Türk Hava Yollarının peşkeş çekilmesi...

Elektik ve Telefon kurumlarının özelleştirilmesi... Özellikle El-Sen’ne verdiği sözden mecliste vaz geçtiğini açıklaması...

Petrol dolum tesisini inatla yapmak istemesi. Vaz geçtiğini açıkladıktan sonra tek bir sivil toplum örgütünden destek bulmamasına rağmen tekrardan yapılacağını gündeme getirmesi.

DAÜ üniversite öncesi eğitim kurumlarının peşkeş çekilmesi...

Ercan’ın satılması...

Bir vakfa Haspolat’ta 100 dönüm arazinin 30 yıllığına 100 liraya kiralanması. İçine külliye yapılması...

Ekonomik paketleri “biz hazırladık” diyerek zorla topluma yutturmaya çalışması...

Okullarımızda dinsel eğitimin ve Kur’an kurslarının başlatılması...

Okullara öğretmen atayamaması. Namık Kemal Lisesi ilk kez eğitime başlayamadı...

Lefkoşa Belediyesi’nin iflası. Tarihinde Lefkoşa böyle çöp yığınları, pislik görmedi...

Türkiye yetkilileri karşısında “gözlerimi kapar vazifemi yaparım” anlayışıyla silik duruşu... Yedi buçuktan sekiz olayı....

Tüm bunların adresi belliydi ve Eroğlu bunları kullandı. %49,22’lik sonuç sadece Eroğlu’nun gücü değil, ülkenin içinde bulunduğu koşullarla birlikte doğan sonuçtur. Tepkiyi yöneltip yönetti.

İrsen Küçük bu ülkeyi iyi yönetti de delegeler mi vefasızlık yaptı? Hayır.

Önünü iyi göremiyor, olayları doğru analiz edemiyor. Halktan kopuk, tutarsız kararlar alıyor ve bunları “uçuyoruk” diye görüyor.

Başbakan olarak kurultaya gireceksin, elinin altında arsalar, istihdamlar, devlet olanakları, öte yandan AK Partiyle kimyan uyacak, koskoca Türkiye hükümeti tüm olanaklarıyla arkanda olacak, bakanlar gelip gidip destek verecek, olmadı kabinenden iki bakanı Türkiye’ye çağrıp döndürecekler, su verecekler, elektirik verecekler,... ve kurultaydan %50,21 oy alacaksın. Rakibini 0,99’luk burun farkıyla geçeceksin. Bu sonuçlardan anlaşılan odur ki AK Partiden destek almasaydı İrsen Küçük zor seçilirdi.

Yapılan işler doğru olasaydı AK Partinin tam desteğini alan İrsen Küçük’ün kurultayda aslan gibi kükremesi gerekirdi. %70-80 oy alması gerekirdi. Ama olmadı.

Ak Parti ile birlikte uygulamaya çalıştığı sosyal, ekonomik, kültürel politikaları tabanı da beğenmiyor. Eroğlu bunları sarayda rahat bir dönem daha geçirebilmek için kullandı ve yönlendirdi.

Kurultayı demokrasi, siyaset bağlamında değerlendirecek olursak. Halk siyasetten, siyasetçiden daha derin tiksinme ve nefret etmeye başladı.

Neler görmedi ki halk bu kurultay sürecinde?!

Sahte imzaları, bavul dolusu paraları, döneklikleri, “adam” olmayı beceremeyenleri, yalanları, baskıları, vaatleri, ihanetleri, çıkarları, hırları, kaprisleri, harislikleri, düzmece haberlerleri... Neler görmedi ki?!

Bu siyaset mi?

Buna demokrasi mi diyeceğiz? Ülke böyle mi yönetilir? Bunlara sessiz kalmak onaylamaktır.

Bu kurultay halka yararlı mı oldu? Halkın sorunlarını çözüldü mü?

Kaşif seçilse birşey mi değişecekti? Hayır. O’da zaten bugüne kadar bu sistemin içinde bakan olarak yer almadı mı? Değişimi, gelişimi nasıl umut edebiliriz ki...

Hükümetin ekonomi, eğitim, sağlık, yerel yönetimler gibi alanlarda yarattığı geriye gidiş, çöküntü demokrasiye ve siyasette de sıçradı. Siyaset, demokrasi çare olmaktan çıkardı.

Ancak UBP kurultayı üzerinden “Beterin beteri var.” diyerek muhalefeti dövmek de doğru bir yaklaşım, akıl yürütme değildir. Demokratik yolları tıkamaktır. Bu anlayışın arka planındaki düşünce mevcut durumu meşrulaştırma, haklılaştırmadır. Çünkü “UBP formül cebimde.” diyerek geldi, “300 uzmanım var.” diyerek geldi. Yapmıyorsa, yapamıyorsa, yalan söylüyorsa halkın hesap sorması gerekliliği üzerinde durulması gerekmektedir.

Arabayı duvara tosladıysa sorumlu direksiyonda oturandır. Arka koltukta oturan değil, arabaya binmeyen değil... Gemiyi yüzdüremeyip batırdıysa sorumlu kaptandır, tayfalar değil...

İşte, kurultay sonrası döndük yine çöplerin içinde yaşamaya... Gerçeklik budur.

Ne değişti hayatımızda?

Ülkeyi çöplüğe çevirenleri ve anlayışlarını sorgulamak gerekir.

Böylelikle doğru değerlendirme yaparak demokrasinin sağlıklı çalışmasına katkı koymak gerekir. Yoksa birileri seçilirken kaybeden hep halk olacaktır.

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 631 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler