1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. İrsen Küçük’ün söyledikleri ve söyleyemedikleri
İrsen Küçük’ün söyledikleri ve söyleyemedikleri

İrsen Küçük’ün söyledikleri ve söyleyemedikleri

Başbakan İrsen Küçük dün kabine üyelerini yanına aldı, basının karşısına geçti. Biraz ‘son dakika golü’ne benzeyen bu toplantının amaçlarından biri, UBP kurultayında genel başkanlığa adaylığını açıklayan Ahmet Kaşif’i zora sokmaktı. Mü

A+A-

 

 

 

Başbakan İrsen Küçük dün kabine üyelerini yanına aldı, basının karşısına geçti.

Biraz ‘son dakika golü’ne benzeyen bu toplantının amaçlarından biri, UBP kurultayında genel başkanlığa adaylığını açıklayan Ahmet Kaşif’i zora sokmaktı.

Müneccim değilim, ama muhtemelen bugün bazı gazetelerde “Kaşif bu toplantıya katılarak Başbakan’ın söylediklerine onay verdi” şeklinde yorumlar yapılacak.

Basına çıkıp hükümeti açıkça eleştiren Kaşif, ‘hükümetin başarı öyküsü’nü ballandıra ballandıra anlatan Küçük’ün yanında durduğu için ‘çelikili davranmak’la suçlanacak, kurultaya kadar istifaya zorlanacak.

Belki de görevden alınacak.

Başbakan Küçük ‘kabinede değişiklik’ sorusuna “yetki bende” diye açık uçlu bir cevap verirken, Kaşif’e gözdağı mesajı yolluyordu.

**

Her ne kadar Başbakan Küçük basın toplantısını ‘icraat hükümeti’ oldukları iddiası üzerine kurguladıysa da, aslında herkes çok iyi biliyor ki bu dönemde hükümetteki bütün işler kurultaya endekslendi.

Verilen randevulardan tutun da basına yapılan açıklamalara kadar varsa-yoksa kurultay!..

Başbakan bu görüntüden rahatsız olduğu için bu basın toplantısını düzenledi. Ya da öyle göstermeye çalıştı.

Gerçekten ‘icraat’ gündemli bir basın toplantısı olsaydı dün yapılan, içerik çok daha zengin olmalıydı.

Geçen sene Başbakan Küçük kalınca bir kitapçıkla, video gösterisiyle çıkmıştı basının karşısına...

Bu sefer basit bir ‘bildiri’ tutuşturuldu gazetecilerin eline, o kadar...

Yani dünkü toplantının ‘icraat’la ilgili kısmı sadece ismiydi.

**

Başbakan İrsen Küçük’e basın toplantısında birkaç gazeteci dışında soru soran çıkmaması ayrı bir sorun. Nedenleri üzerine ciddi ciddi kafa yormak, tartışmak gerekiyor.

Çünkü yılda ancak bir kez Başbakan basının karşısına çıkıyor. TV programlarına hiç katılmıyor.

Ve sorulması gereken o kadar çok soru varken birçok gazeteci susmayı, sinmeyi tercih ediyor!

Aslında bu durum basınımızın geldiği noktanın göstergelerinden biridir ve bir başka yazının mutlaka konusu olacaktır.

**

İrsen Bey sorulan sorulara çok doyurucu yanıtlar verdi mi peki?

Bazılarına evet, ama çoğunlukla hayır...

Hatta bazı sorulara cevap verirken, söylemek istediklerini söyleyemedi.

Mesela Cumhurbaşkanı ile ilişkilerinin ‘iyi’ olduğunu anlatırken, Eroğlu’na kamuoyu önünde “Çek elini partinin içinden” demek istedi, ama diyemedi!

Ahmet Kaşif’e “Ya karşıma aday çıkma ya da benim kabinemden istifa et” demek istedi, ama diyemedi!

2010 seçimlerindeki ‘para’ meselesi sorulduğunda “Bu konuda soruşturma başlatmak istedim ama ileri gidemedim” demek istedi, ama diyemedi!

İrsen Bey’in söyledikleri kadar söyleyemediklerini de dikkate almak lazım...

 


(Not: ‘Kıbrıs’ta mahalle baskısı olur mu’ başlıklı dünkü yazıda ‘mahalle baskısı’ kavramını ilk kullanan isim olarak Prof. Vamık Volkan’ı yazmıştım. Vamık Hoca bu konuda önemli açıklamalar yaptı, ancak kavramı literatüre sokan Prof. Şerif Mardin olmuştu. Düzeltir özür dilerim./S.Ö.)

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 817 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler