1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. “İrfan Salih ve arkadaşlarının biyografisi: Tek Ses, Tek Kıbrıs…” 4
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518
Yazarın Tüm Yazıları >

“İrfan Salih ve arkadaşlarının biyografisi: Tek Ses, Tek Kıbrıs…” 4

A+A-

İlker Salih, bize göndermiş olduğu ve bu sayfalarda İngilizce’den Türkçe’ye çevirmemize ve yayımlanmasına izin vermiş olduğu kitabında, babasına ve babasının arkadaşlarına ilişkin devamla şöyle yazıyor:

Derviş Ali Kavazoğlu

“Kıbrıslıtürk toplumunun o dönemki liderliğini “terörist” olarak suçlaması ve Kıbrıslırumlar tarafından çeşitli onursal görevlere getirilmesi, Kıbrıslıtürk toplumu arasında ona yönelik nefret duyulmasına neden olacaktı. Ona “hain” gözüyle bakmaktaydılar.

Derviş Ali Kavazoğlu ve Kostas Mişaulis, toplumlararası çatışmaların olduğu dönemde Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum toplumları arasında barışı savunmaktaydılar.

Her ikisi de AKEL üyesiydi, Mişaulis aynı zamanda PEO sendikasında yetkili birisiydi. Goşi köyü yakınlarında Lefkoşa-Larnaka yolunda tuzağa düşürülerek 11 Nisan 1965’te her ikisi de öldürüldü. Mişaulis ve Kavazoğlu Kıbrıslıtürkler’le Kıbrıslırumlar’ın dostluğunun simgesi oldular ve her yıl onları anma etkinlikleri yapılmaktadır. Dimitris Hristofias’ın Kıbrıs Cumhurbaşkanı olarak katıldığı bir anma etkinliği de 2008 yılında yapılmıştır.

Fazıl Önder

Fazıl Önder, Kıbrıs’taki toplumlar arasında barışı savunan bir Kıbrıslıtürk gazeteciydi.

Fazıl Önder, 1926 yılında Kaymaklı’da dünyaya gelmişti. İlkokulu bitirdikten sonra maddi nedenlerden dolayı eğitimine devam edemedi. Küçük yaşta, kardeşi Cemal’la birlikte semer yapılan bir dükkanda çalışmaya başladı. Mesleği alıştıktan sonra Ahmet adlı bir kişiyle birlikte kendi dükkanını açtı.

1949 yılında çeşitli sendikalara üye oldu, bunlar arasında PEO da vardı. 1951 yılında Türk Eğitim Kulübü TEK’te çalışmaya başladı. Ahmet Malyo, Derviş Ali Kavazoğlu, Mehmet Edisson ve Fazıl Önder, bu grubu kendilerini siyaset, ekonomi ve ideoloji konularında eğitmek üzere oluşturmuşlardı.

Moskova ve Sofya radyolarını dinliyorlar ve Türk medyasını takip ediyorlardı. Okuyabilecekleri her şeyi okuyorlar ve TEK aracılığıyla sosyalizm fikrini yaymaya çalışıyorlardı. Sonraları İnkılapçı adlı bir gazete de çıkaracaklardı. Gazetenin başında Fazıl Önder vardı, Ahmet Sadi ile Kavazoğlu da makale yazarlarıydı.

Gazete, Kıbrıslıtürkler’le Kıbrıslırumlar’ın dostluğunu savunuyordu. Onbeşinci sayısından sonra, İngiliz sömürge yönetimine bir tehdit olarak görüldüğünden kapatılacaktı gazete.

Fazıl Önder ayrıca Kıbrıs’ta Pedagoji Akademisi ve Tarım Okulu’nun Kıbrıs’ta kurulmasına da yardımcı olacaktı.

Taksime karşı olduğu için ve Kıbrıslılar’ın birliğini savunduğu için 24 Mayıs 1958’de TMT tarafından öldürüldü. Onu vurdukları zaman ölmedi ve kendisini vuran katillerden birini yakalamaya çalıştı ancak bir başka TMT üyesi onu sırtından bıçakladı. Fazıl Önder’in cenazesine eşi Zehra ve kızı Ayşe’nin katılmasına izin verilmedi, ancak birkaç akrabaları cenazeye katılabildi. Fazıl Önder’in akrabaları onun hangi mezarda gömülü olduğunu hala tam olarak bilemiyor.

Fazıl Önder’in başında bulunduğu İnkılapçı gazetesi 13 Eylül 1955’te yayımlanmaya başlamıştı.    Ancak 14 hafta yayımlandığı halde, işçilerin, emekçilerin sesi haline gelmişti. O günlerde önemli olan sosyal ve ekonomik konularda haberler ve makaleler yayımlamaktaydı. Ancak 14 Aralık 1955’te İngiliz sömürge yönetimi olağanüstü hal ilan edilince bu gazete de, AKEL’in günlük gazetesi olan Neos Demokratis gibi kapatılacaktı. AKEL’in yanı sıra solcu köylü, gençlik ve kadın örgütleri yasadışı ilan edilecek, pek çok solcu tutuklanarak hapse atılacaktı.

12 Aralık 1955 tarihli İnkılapçı’nın son sayısında yayımlanan “Tehdit” başlıklı makaleden de anlaşılacağı üzere, dönemin Kıbrıslıtürk liderliği ve yer altı örgütü, İnkılapçı’yı yayımlayan ekibe tehdit mektupları gönderiyor ve “İnkılapçı’yı yayınlamayı durdurun yoksa öldürüleceksiniz, kafanız ezilecektir” diyorlardı.

Daha sonra 24 Mayıs 1958’de İnkılapçı’nın editörlüğünü yapmış olan Fazıl Önder öldürülecekti. İnkılapçı’nın kurucularından Hulus İbrahim de bu cinayet işlendikten hemen sonra canını kurtarmak için Londra’ya gitmek durumunda kalacaktı.”

DEVAM EDECEK

Bu yazı toplam 1009 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar