1. YAZARLAR

  2. Tayfun Çağra

  3. İrade ve ruh hali
Tayfun Çağra

Tayfun Çağra

Yazarın Tüm Yazıları >

İrade ve ruh hali

A+A-

 

Fransa’nın Kıbrıs Büyükelçisi René Troccaz ve Federal Alman Cumhuriyeti’nin Kıbrıs Büyükelçisi Franz Josef Kremp: “Geçmişin acılarını geleceğe bakarak aştık,” diyorlar.

Esra Aygın, Troccaz ve Kremp ile bir röportaj yaptı. Geçtiğimiz hafta gazetemizde yayınlamıştık. Önemli bir röportaj oldu. İkinci Dünya Savaşında karşı karşıya gelen iki komşu ülke şimdi aynı cephede ekonomik ve siyasi işbirliği yapıyorlar. Sadece 2. Dünya Savaşı değil, öncesinde de uzun yıllar birbirleriyle savaşmış iki ülke… Esra Aygın’ın röportajın giriş yazısında belirttiği gibi 1963 yılında iki ülke Èlysée Anlaşmasını imzalamışlar ve bu anlaşma barış ve uzlaşmanın başlangıcı olmuş. Ayrıca Avrupa Birliğinin de temelleri atılmış olmuş.
Bunları neden anlatıyorum; TC Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun adayı ziyaretiyle yine gündeme taşınan Kıbrıs sorunu ile bir bağlantı kurmaya çalışıyorum. Röportajda anlatılanlar bizim de üzerinde durmamız, yapmamız, en azından yapmaya çalışmamız açısından çok önemli…

Bakın örneğin Fransa Kıbrıs Büyükelçisi René Troccaz ne demiş; “Tabii ki liderlerin iradesi önemliydi. Ona ek olarak, her iki lider de halklarına hitap etmeyi başardılar. Halklarına, ‘Bu adımı atıp uzlaşmamız gerekiyor. Savaşın hatıraları ve anılarına yapışıp kalamayız,’ dediler ve bunu açıklayabildiler.”

Oysa bakın daha önceki gün Akıncı, Anastasiadis hakkında neler söylemiş; “Artık kendi toplumu adına ne istediğini tutarlı ve net bir şekilde söylemeli, yarattığı kafa karışıklığını ortadan kaldırmalıdır. Daha önce de defalarca belirttiğim gibi, yeni fikirler varsa paylaşmalı ve bunları konuşmamıza fırsat vermelidir.”

Akıncı yanlış söyledi anlamında yazmıyorum. Gerçekten de Anastasiadis’in kafası karışık ve kafa karıştırmaya da devam ediyor. Fransız Büyükelçi’nin dediği aşamaya gelmek için henüz zaman var galiba!

Bir de hemen tepemizde Türkiye gibi bir güç dururken iki liderin iradeleri ne kadar önemli olabilir ki! Yani iki irade tam olsa bile iş bitirmek için yeterli olur mu!

Federal Almanya Kıbrıs Büyükelçisi Franz Josef Kremp; “Gençleri hangi ruh ile yetiştirdiğiniz çok önemli. Değişimi yaratabilmeniz için farklı bir yaklaşıma, farklı bir ruha ihtiyacınız var. Bu nedenle gençlere özel bir önem verildi… Bir Fransız-Alman üniversitesi kuruldu. Gençleri hedef alan onlarca işbirliği alanı var.

Dünyanın ilk ortak tarih kitabı, Fransız ve Alman tarihçiler tarafından birlikte yazıldı ve orta okul ve lise tarih derslerinde kullanılmak üzere 2006 yılında her iki dilde yayınlandı.

Fransa ve Almanya aynı zamanda geçmişi anma yöntemlerini de değiştirdiler. Geçmiş savaşlarda kimin zafer kazandığına, kimin yenilgi aldığına odaklanmak yerine ortak etkinlikler ve anıtlarla, savaşın hem Fransız hem Alman kurbanlarını bir arada anıyorlar.”

Ne dersiniz? Bizde de aynı şeyler yapılabilir mi? Örneğin gençleri yetiştirdiğimiz ruh değişebilir mi? Biz denemiş olsak bile ve gerçek de şu ki gençlerimiz yakınlaşmaya daha yakın ve uygun bir ruh taşıyorlarken Kıbrıslı Rum gençlerin çoğunlukla bu ruh haline hazır olmadıkları hem adamızdaki gerçeklikten hem de yurt dışında bir yerlerde ortak okuyan gençlerin aktardıklarından anlaşılabiliyor ne yazık ki...


Saklı yerler…

tt-034.jpg

Aslında orta yerde ama saklıymış, gizliymiş gibi çok da görülmeyen, olması gereken değeri veremediğimiz yerlerimiz çok var. Lapta Sahil Yolu’nun olduğu yer gibi… Çoğu sahiplenilmiş, el konmuş Girne sahil şeridi gibi… Ancak o Lapta sahil şeridinin olduğu yerde öyle bir şey yok. Yani kıyı halkın. Hoteller bölgesi dediğimiz yeri geçer geçmez başlayan sahil yürüyüş yolu bazen denizin üzerinden gidilen köprülerle tam bir cennet mekân… Lapta Balıkçı barınağının olduğu yerdeki balıkçı lokali bile çevreye ayrı bir anlam yüklemiş. Lokalin önünde, Kıbrıs’ın kuzeyinde Yeşil Barış Hareketi’nin organizesindeki ‘Cans Of Hope’ Umut Tenekeleri sepeti doluyorken etrafta herhangi bir çöpe rastlanmaması da ayrı bir güzellik… Denizin dalgalarının vurduğu yerlerde küçük restoranlar, büfeler ve kilometrelerce uzayan yürüyüş yolu… Canınız mı sıkılıyor! Üşenmeyin atılın gidin oralara… Dalgalara yükleyin sıkıntıyı… Alsın götürsün.


Yine Cezaevi

İçişleri Bakanlığı ve Çalışma Bakanlığı cezaevi hakkında inceleme başlatmış. Ne yani, bu cezaevi başka bir ülkede mi? Bir şeylerin görünür hale gelmesi için birilerinin içeriden çıkıp konuşması mı gerekiyor! Yetkililer girip bakmıyor mu, yoksa oraya giden yetkililer yine Halil’in anlattığı gibi seçme! mahkûmlarla konuşup içerilere göz atmadan oradan ayrılıyorlar mı! “Bakarsak çok sorun çıkar, en iyisi bakmayalım” mı deniyor!


Faşizm ile demokrasi

“Çavuşoğlu, ilahiyat okumak için talep var. Asıl ona karşı durmak faşizm olmaz mı” gibi bir şey söyledi. Peki orada yapılan camiye, okula, külliyeye akıtılan paranın kaynağı belli değilken, orada okuyan çocuklar ekmek elden su gölden okuyup, diğer çocukları okutmak için aileler para yetiştirmeye çalışırken bu demokrasi mi oluyor?


İnsanlığa olan inancını yitirmemelisin. İnsanlık bir okyanustur. Bazı damlalar kirli diye okyanus kirlenir mi hiç…

Mahatma Gandhi

 

Bu yazı toplam 630 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar