1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. İpin bir ucunu tutarak…
İpin bir ucunu tutarak…

İpin bir ucunu tutarak…

Kıbrıslı Türkler tarihleri boyunca zor şartlar altında var olmayı başarmış bir toplumdur. Ne 1950’lerdeki şartlar ne de 60 sonrası toplum için rahat sürdürülebilir veya gelişmeye müsaitti. Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum milliyetçileri yanında, dış ak

A+A-

 

Kıbrıslı Türkler tarihleri boyunca zor şartlar altında var olmayı başarmış bir toplumdur. Ne 1950’lerdeki şartlar ne de 60 sonrası toplum için rahat sürdürülebilir veya gelişmeye müsaitti. Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum milliyetçileri yanında, dış aktörlerin bölge üzerindeki hedefleri bağlamında adada yaratmak istedikleri düzen, sürekli gerilim kaynağı olagelmiştir. 1974 ve 1983 aynı şekilde belirsizliğin gerilim kaynağı olmuştur. Türkiye’nin adaya askeri müdahalesi sonucu oluşmuş olan yeni düzen ve KKTC’nin kuruluşu da istikrar ve gelişmeye müsait zemin yaratmamıştır. Her bir aşama kendi statükosunu yaratırken, tümünün ortak özelliği mutsuzluk, huzursuzluk, geleceği görememe, asimilasyon, kuşatma v.s olmuştur. Ve her bir aşamadaki statükonun yaratıcıları, dönemin şartlarını kendi kişisel veya zümresel çıkarları için tepe tepe kullanmıştır.

Sol hareket her dönemde, düzenin adamlarının baskısına karşı, özellikle halkla bütünleşmeye çalışmış, direnişin, alternatif yaşamın ve varoluşun radikal sembolü olmuştur. Demokrasinin, insan haklarının ve toplum merkezli bir siyasi sistemin öncüsü olmuşlardır.

Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumların ortak vatanda, birbirleri üzerinde tahakküm kurmadan geleceği kurabilecekleri görüşünün mimarı sosyalist harekettir. Özellikle de Kıbrıslı Türk sosyalist hareket…

Örneğin, verili koşullara bağlı olarak, Kıbrıslı Türklerin kurtuluşunu (yani Kıbrıslı Türk toplumunun kendi kendini yönetebileceği, hukukun üstünlüğünün tesis edilebileceği, insan haklarına bağlı demokratik ve özgür toplum süreçlerinin yaşanabileceği…) Kıbrıs sorununun Federal bağlamda çözümünde gören CTP, içinde bulunduğumuz durumun analizini derinlemesine yapan bir parti olarak, alternatif siyasi görüşler arasında, statükonun panzehri yegane radikal kopuşu içeren ideolojiye sahiptir. Sistemi ters yüz edip gerçek anlamda demokratikleştirecek, Kıbrıslı Türkleri merkezine alıp, ortak gelecek perspektifiyle bir diğer topluma karşı da sorumluluk üstlenecek, adanın ve bölgenin emperyal niyetler, hamlelere kurban edilmesine izin vermeyecek bir direniş, bir mücadele...

Kıbrıslı Türk solunun kapasitesi, kendi gerçeğini değerlendirmeye ve gerek dünya sol hareketlerini gerekse yeni gelişmeleri değerlendirmeye muktedirdir. Bu kapasite olmazsa durum farklı olur, çoğu kez, dünya sol hareketi içerisinde gerek ideolojik duruş gerekse potansiyel itibarıyla örnek alınmazdı.

1990’dan sonra ciddi anlamda yıkım yaşayan sol hareketler içerisinde, ayakta duran, kendini dikkatle düzenleyerek gücünü koruyan ve artıran bir siyasi hareketin sahip olduğu kapasite ne bir günde erir ne de bir günde değişir. Bu büyük kapasite, o siyasi yapıya mensup aile üyelerinin her birinin katkısı, potansiyeli ve emeğinin ürünüdür. Dolayısıyla, ne hatalarımızı reddedeceğiz ne de hataları yeniden üretmeye çalışarak kendimizi zora sokmaya çalışacağız.

Biz sosyalistler hiçbir zaman, küçük hesapların adamı olmadık, hiçbir zaman sağın her gün gördüğümüz yozlaşmasının yanından bile geçmedik. Hiçbir zaman dostlarımızın, yoldaşlarımızın başarısız olmasını beklemedik. Buna yatırım yapmadık, siyasi ahlakımız buna asla elvermez.

Disiplinin önemini de biliriz, değerlerimize sahip çıkmanın anlamını da. Günü geldiğinde en ince ayrıntıya kadar bir konuyu işlemeyi de biliriz, günü geldiğinde “ya garnı ya sırtı” demeyi de…

Sosyalist ahlak diye bir şey öğretildi bize… Abilerimiz tarafından… Günü geldiğinde değil, her gün yaşam felsefesi olarak hayatımızda yer vermek, içselleştirmek üzere…

Bir toplumsal geçiş dönemindeyiz yine… Süreci iyi izleyerek, bugünden yarına en etkili, en verimli siyasi projeyi üretmek üzere. Yeter ki daha çok, daha demokratik anlayışla ve daha kolektif biçimde çalışabilelim.

Eğer bu toplumsal sürece hakim tatminsizlikler bizi de etkiliyorsa, o noktada birlikte kazanma adına birer birey olarak ne yaptığımızı sorgulayarak işe başlayabiliriz…

Dediğim gibi, ideolojimiz, siyasi geleneğimiz ve amacımız yazılıdır, açıktır. Bugünkü konjonktürde daha da etkin olmanın yolunu ortak akıl ve kolektif çalışma ile bulacağız. Hepimiz ipin bir ucundan tutarak.

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 894 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler