1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. IOC’yi protestomu dediniz, hadi canım sende!
IOC’yi protestomu dediniz, hadi canım sende!

IOC’yi protestomu dediniz, hadi canım sende!

29 yıldır dünyanın tanımadığı hatta, “Türkiye Cumhuriyeti’nin” zahiri olarak tanıdığı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde “İnadına KKTC” diyen statükocular kendi kendilerini kandırırken, 16 Ağustos 1960’da ortak bir

A+A-

 

 

 

 

29 yıldır dünyanın tanımadığı hatta, “Türkiye Cumhuriyeti’nin” zahiri olarak tanıdığı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde “İnadına KKTC” diyen statükocular kendi kendilerini kandırırken, 16 Ağustos 1960’da ortak bir cumhuriyet olarak kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti 52 yıldır bunun keyfini çıkartıyor.

Başta, Birleşmiş Milletler olmak üzere sportif, kültürel ve soysal kurumlar tarafından tanınan Kıbrıs Cumhuriyeti bugünlerde Uluslar arası Olimpiyat Komitesi’nin bir üyesi olmanın zevkini de Londra Olimpiyatlar’ında yaşıyor.

Buna mukabil, dejure değil, de facto Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti! Adeta başını kuma sokan bir deve kuşu örneği, dünyanın dışladığı  VİVA’dan  GTF’e koşarken, bir taraftan da dünyanın hiçbir zaman tanımayacağı KKTC’ye haksızlık yapıldığını komik protestolar ile anlatmaya çalışıyorlar.

Bu bağlamda, nevi şahsına münhasır Gökbilen başkanlığındaki sadece bir takım kişilere rant sağladığı iddia edilen KKTC MOK, bu konunda etkileyeceği bir kuruluş bulmuş olacak ki, etrafına topladıkları beş-on kişi ile geçtiğimiz Cuma günü Lefkoşa’da Lokmacı Barikatı’ndan başlayarak, Ledra Palace’de kadar bir protesto yüryüşü yapıldı.

Bu kez, Gökbilen’in yanında Yurtdışında Yaşayan Kıbrıslı Türkler Birliği (ATCA) isimli bir örgüt buldu ve bu örgütün sorumluları yazılı protestolarını BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon’a ulaştırılmak üzere, BM Barış Gücü temsilcilerine verdi.

Ne var ki, bu protestodan kimsenin haberi olmadı. Hoş, olsaydı bunu ciddiye alan da olmayacaktı ya.

Beyler, artık bu çağdışı protesto yöntemlerini bırakın ve Kıbrıs’ta Barış vizyonuna katılın. Zaten, bugün KKTC’yi idare edenler barış ve çözüme hiç inanmıyorlar ve dünyanın tanımadığı KKTC’de yaşamanın dayanılmaz zevkini yaşarken, Kıbrıslıtürkerli dünyadan soyutlamaya devam ediyorlar.  

 

 


Kıbrıslıtürk Melis “Ben Kıbrıslıyım” dedi

 

Evet, tüm Kıbrıslıtürklerin merakla bekledikleri ve tarih yazacaklarını iddia ettikleri Kıbrıslıtürk Meliz Redif geçtiğimiz Cuma akşamı Londra Olimpiyat Stadı’nda Türkiye Cumhuriyeti 4x400m. takımında koştu.

Türkiye’nin teknik olarak sonucu geldiği bu yarışta aslında tüm Kıbrıslıtürkler Meliz’le birlikte koştu. Koşarken de, içlerinde bir buruklukla koştular. Bu burukluğun nedenlerini sıralamak gerekirse,  ilk olarak Kıbrıslıtürklerin KKTC olgusundan dolayı dünyadan dışlanmışlığı gelir.

İşte, bu dışlanmışlık Meliz gibi değerlerin Türkiye Cumhuriyeti de olsa bir başka ülkenin bayrağı altında koşmasına neden oldu.

Gönül, Meliz’in barış ve çözüme ulaşılmış ortak bir Kıbrıs Devleti adına yarışmasını, bu olmazsa da dünyada tanınmamış ülkelerin kullandığı yöntem olan, Olimpiyat Bayrağı altında yarışmasını istiyordu.

Bu olgularda, sadece KKTC yaşayacak diye bağıranların değil, Kıbrıs Cumhuriyeti’ni gasp eden Kıbrıslırum statükocularında payı var.

Bu noktada her şeye rağmen, Meliz’i Olimpiyatlarda yer alan ikinci Kıbrıslıtürk olarak kutlarken, Meliz’in yarış sonrası herkese teşekkür ederken “Ben Kıbrıslıyım, beni destekleyen tüm Kıbrıslılara teşekkür ederim” demesi mesajın yerine gitmesine neden oldu. Alkışlar saba Kıbrıslı Meliz. 

 


Olimpiyatlarda ilk Kıbrıslıtürk Fatma unutturulmak İsteniyor

 

Bugünlerde dünyanın adeta kilitlendiği Londra Olimpiyatları devam ederken, Türkiye Atletizm Milli takımında yer alan ve 4x400 katagorisinde yarışan Meliz Redif, bazı çevreler tarafından  ısrarla  Olimpiyatlardaki ilk Kıbrıslıtürk olduğu yazılıyor.

Halbuki, bunun böyle olmadığı ve olimpiyatlarda yarışan ilk Kıbrıslıtürk’ün 1984 Los Angeles ile 1988 Seul Olimpiyatlarında Birleşik Kırallık adına  Cirit ve Dekatlonda yarışan Kıbrıslıtürk anne ile Kıbrıslırum bir babadan  olma Fatma Whitebread olduğu unutturulmaya çalışılıyor.

Yani, pes doğrusu. Hele, bu konunda savunma yapanlar Fatma’nın babasının bir Kıbrıslırum olduğunu ısrarla söylüyorlar. Ama, annesi de Kıbrıslı bir Türk. Bu noktada, Meliz’e olan sevgimiz devam ederken, olimpiyatlarda yer alan ilk Kıbrıslıtürk’ün Fatma Whitebread olduğunu inatla hatırlatıyorum. Ancak, bundan sonra Fatma’lar, Meliz’ler Kıbrıs için yarışsınlar diyorum.

 


13 kişilik Kıbrıslı Rumlar’a bir gümüş madalya, 114 kişilik Türkiye beş madalya

 

2012 Londra Olimpiyatlarına büyük iddialarla hazırlanan Türkiye Cumhuriyeti bu olimpiyatlara tam 114 atlet ile katılırken, beklenen başarıyı bir türlü gösteremedi.

Bu bağlamda, müsabakaların 11.gününde Türkiye ilk madalyasını Greko-Romen güreşte 120 kg.de bronz olarak aldı.

Daha sonra, Taekwondo’da Servet Tazegül, atletizmde 1500m. Aslı Çakır Alptekin ile ikinci altın ve Gamze Bulut ile de ilk gümüş madalyasını aldı.

Bu yazının yazıldığı saate kadar toplamda beş madalya alan 80 milyonluk Türkiye Cumhuriyeti’ni başarılı adedebilirmiyiz. Kanımca, hayır.

Peki, 13 kişilik mütevazi kadrosu ile Londra Olimpiyatlarına giden Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yelkende Pavlos Kontides’in kazandığı bir gümüş ile yüksek atlamada Kriyakos Ioannou’nun finallere kalmasını başarılı sayabilir miyiz? Kararı siz verin.

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 490 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler