1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. İNSANSIZ TOPLUMLAR
İNSANSIZ TOPLUMLAR

İNSANSIZ TOPLUMLAR

Toplumsuz devletler acı vericidir. Tarih ve dünya bunun türlü örnekleriyle doludur. Toplumlar içinde yaşadıkları yapılar tarafından dışlandıkça ve o “devlet” yapısı kutsallaştırıldıkça insan öğesi dışlanır. Devletsiz toplumlar da acı verir.

A+A-

 

Toplumsuz devletler acı vericidir. Tarih ve dünya bunun türlü örnekleriyle doludur.

Toplumlar içinde yaşadıkları yapılar tarafından dışlandıkça ve o “devlet” yapısı kutsallaştırıldıkça insan öğesi dışlanır.

Devletsiz toplumlar da acı verir.

Hani sadece tanınmayan ve ya da hukuki zeminde varolmayan bir devlet yapısı değil, devletin kurumsal olarak işlemediği durumlarda da toplumlar bu yapıdan uzak yaşar.

Sanırım biz Kıbrıs’ın Kuzey’inde bu iki durum arasına sıkışıp kaldık yıllardır.

Toplum olarak her türlü siyasi argümanın merkezine konulmamıza, müzakere masalarına yatırılmamıza, AB’den, BM’den hak talep etmemize rağmen, aslında içinde yaşadığımız yapı, toplumu gözetmeyen toplumsuz bir yapı.

Bu durum her geçen gün daha da pekişiyor.

Ama içinde yaşadığımız yapı da öyle kelli felli bir devlet de değil.

Otoritesizlikten yaratılan bir dayatma sistemi içinde yaşıyoruz aslında.

Ve acı çekiyoruz....

Çile dolduruyoruz...

Buna rağmen, içinde bulunduğumuz sistemin bütün mekanizmaları etkin bir şekilde yaşatılmadığından, etkin bir adalet sitemi oluşmadığından, bunun hesabını sormakta da eksik kalıyoruz.

Kısa süre önce basit bir ameliyat için devlet hastanesine giden bir kişinin, yanlış anastezi yüzünden ölümü üzerinden kurultay hesabı kurulduğunu yazmıştım, geçtiğimiz gün.

Kamu İhale Komisyonu’nun dün yaptığı açıklama da yine bir başka partizanlık anlayışını gözler önüne seriyor. Herşeyden önce, toplumun gözden çıkarılmasına, belki de hiç hesaba katılmamasına bir örnek olarak duruyor.

Komisyon, henüz yetkilendirilmediği için, yeni eğitim yılının da öğretmen açığı ile başlama tehlikesine işaret ediyor.

Buna göre, ortaeğitimde 76, ilköğretimde 41 öğretmen açığı var. İlköğretimde aynı zamanda 22 yönetici eksiğinin olduğunu da açıkladı, KTÖS.

Her yeni eğitim yılında yaşanan bu duyarsızlık, son derece istikrarlı şekilde devam ediyor. Münhal ilan edilmediği için de geçici statüde yapılacak istihdamların yine ayrı bir partizanlık sahası olarak karşımıza çıkabilme olasılığı da yüksek.

Komisyon Başkanı Çetin Uğural, kendisinin de partizanlık endişeleri yaşadığını ve bu açıklamayı da bu endişelerle yaptıklarını, kendi ifadeleriye anlatıyor.

Bunlar bizim normalleştirdiğimiz şeyler olabilir. Oysa, toplumun tamamına büyük bir saygısızlık ve kabul edilemez anlayışlardır.

Zira toplumlar da kendilerini yaşadıkları sistemden çektikleri ölçüde, bu örneklerin farklı şekillerde çoğalmasının zemini oluşturuluyor.

Sanırım, biz de kendimizi kendi kabuğumuza çekmiş durumdayız. Yaşadıklarımız ya da sistemin bize yaşattıkları karşısında kolay normalleştiriyoruz.

Tepkilerimiz de kendi içimizde kalıyor.

Dahası, sendikalardan siyasetçilere kadar herkes topluma atıfta bulunuyor. Toplum ne yapmışsa ya da toplum ne yapacaksa onu bekliyor gibi bir hava yaratıyoruz.

Herkes birey olarak toplumu oluşturduğunu unutup, kendini dışında tutarak işaret ediyor, toplumu.

Oysa toplum biz demek...

Siyasetçisiyle hükümetiyle sendikasıyla varolan bütünsel bir ilişki.

Sanırım biz bir süredir toplum içindeki etkimizden de sıyrıldığımdan, toplumu da insansızlaştıran bir duygu geliştiriyoruz.

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1253 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler