1. YAZARLAR

  2. Fatma Azgın

  3. İnsanlar ve Yönetimler “Travmaları” Yenecek Güçtedir
Fatma Azgın

Fatma Azgın

Yazarın Tüm Yazıları >

İnsanlar ve Yönetimler “Travmaları” Yenecek Güçtedir

A+A-

 

Kıbrıslı Prof. Namık Volkan “Travmaların sosyal ve psikolojik etkileri” konusunda konferans vermiş. Dinlemedim ama, sanırım Kıbrıs’ta ve bizim bölgede yaşanan kaosu travmalardan bir türlü kurtulamamaya bağlamıştır.
Sn.Volkan uyuşmazlıklara hep bu açıdan bakar ve ona göre ihtilafların çözülmesi çok zordur. Bir zamanlar Türk/Yunan uyuşmazlığının ve Kıbrıs sorununun Yunan ve Rumlar’ın “İstanbul’un fethine kadar dayandırmıştı. Pes yani!

Psikoloji üzerinde ABD’de uzman olan, kitaplar yayınlayan ve dünyaca tanınan bir isime saygısızlık yapmak istemem.
Ancak uyuşmazlık konularında sadece psikolojik etkenler üzerinde durmanın yanlış olacağına inanırım. Bu görüş insanların ve sosyal hayatın sadece psikolojiye dayandığını gösterir. Halbuki insanoğlu akıllı bir yaratıktır. Değişim ve yenilenme özellikleri barındırır. 21.yüzyıldaki başdöndürücü teknolojik gelişme, birtakım zararlar getirse de insan hayatı kolaylaştırmıştır. İnsanlığın doğa ile başetme mücadelesi olan medeniyet, psikolojik travmalara yenilseydi dünya bugünkü aşamaya gelemezdi.
İnsan ve toplum psikolojisi diye bir olay vardır. Bu sadece travmalardan oluşmuyor başka etkenler de vardır.

Tekrar edeyim; insan akıllı, bilgili bir varlıktır. Başka hasletleri de vardır. Problem çözme, iletişim yeteneği ile sorunları anlama , problemlerin üstesinden gelme gayreti, yaşama tutunma gücü, geleceğe bakma, iyiyi, güzeli ve doğruyu anlama, affetme, kötü olayları unutmayı becerme, barışçı olma gibi. İnsan bünyesinin kendi kendini iyileştirme özelliğini de unutmayalım...
Benim bildiğim, “Conflict Resolution” insanlığın bu özelliklerine dayanarak barışçı çözüm bulma yöntemleri geliştirip ilerlemektedir. Bir süredir bu yöntemi BM ve devletler ve yönetimler uygulamaktadır.

1990 yılında ilk kez “Conflict Resolution” toplantısına katılmıştım. Virginia’da başlayıp Washington DC’de devam eden ve çatışma olan 5 ülkeden 2 şer kadının yer aldığı 1 haftalık toplantılarda beni en fazla sıkan bölüm “psikanaliz” gibi, travmaları temel alan ağlamalı bölümdü. Ben de çok duygusal bir insanım ama sorun çözmeye kendimi adamışsam aklımı kullanarak ileriye bakarım.
O dönemde 2 “karşıt” kadın temsilci ile temsil edilen Güney Afrika, Kuzey İrlanda ve Srilanka sorunu çözüldü. Kıbrıs ve İsrail-Filistin sorunu kaldı..

Her zaman vurgularım; Kıbrıs sorunu 2004 AB üyeliği ile parça parça da olsa çözüme doğru gitmektedir. Kıbrıs AB’ye girdikten sonra, toplumlararası savaş olasılığı ve Kıbrıs’a dışardan müdahale son bulmuştur. Rum ve Türkler, yaşadıkları travmaları “yas tutarak”, gerçek durumu kabullenerek “tarihle yüzleşerek” asgariye indirmiştir. Serbest dolaşım, AB ülkelerine yerleşme, öğrenim görme, çalışma ve seyahat özgürlüğü, iki taraftan insanların dostluk ve işbirliği kurmasını 2004’ten önce hayal bile edemezdik.
BM kararları gereği ve insanlık ayıbı timsali Maraş’ın açılması sorunun çözümünü daha da kolaylaştıracaktır. Niyazi Kızılyürek’in Maraş ile ilgili son makalesine katılıyorum. CTP’nin bu konunun avukatlığını yapmasını bekliyoruz.

Bizim esas sorunumuz Türkiye ile olan ilişkilerdir. Travma yaratan sadece savaşlar, ölümler değildir. Bu toplumun yönetme erkine müdahale edilmesi, hükümetlerin elini kolunu bağlayacak kısıtlamaların sürmesi için yapılan baskılar, Kıbrıslı’ların iyi niyetinden kaynaklanarak bu toplumun düzenini ve kimliğini mahvetme girişimleri, yurttaşlık verme kepazeliği ve buraya nüfus yığma, roket hızıyla nüfus ve seçmen sayısının artması,  toplum için Kıbrıs sorununun çözülmesinden daha önemli hale gelmiştir. Psikolojik ve sosyal hayatımızı bozan esas sorunlar bunlardır.
Toplum eski toplum değildir. Er veya geç, onurlu bir yaşama ve yönetime kavuşacaktır. Türkiye hükümetleriyle de saygın bir ilişki kurulacaktır.

Kıbrıs’ta ve dünyada barışı istemeyenlerin, stratejik çıkar mücadelesi ve başka amaçları vardır. Barış gelmediği için psikolojik ve sosyal sıkıntı çeken toplumlara “bilimsel” gibi görünen tanılar koyarak, halkların barış istemediğini ve yapamayacağını yaymaya çalışırlar.

Bu yazı toplam 2325 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar