1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. İnsanın omuzlarında ara sıra oluşacak kanatçıklarla cennete doğru yükseldiğini sanması sanat değildir.
İnsanın omuzlarında ara sıra oluşacak kanatçıklarla cennete doğru yükseldiğini sanması sanat değildir.

İnsanın omuzlarında ara sıra oluşacak kanatçıklarla cennete doğru yükseldiğini sanması sanat değildir.

“İnsanın omuzlarında ara sıra oluşacak kanatçıklarla cennete doğru yükseldiğini sanması sanat değildir. Böyle bir duyguya kapıldığın olursa kanatçıkları hemen kesip atmalı, ayağını yere basmalısın. Bu türden iniş ve çıkışlar sonunda sanatın ne̵

A+A-

 

 

 İnsanın omuzlarında ara sıra oluşacak kanatçıklarla cennete doğru yükseldiğini sanması sanat değildir. Böyle bir duyguya kapıldığın olursa kanatçıkları hemen kesip atmalı, ayağını yere basmalısın. Bu türden iniş ve çıkışlar sonunda sanatın ne’liğini (doğasını) kavrayıp sanatçı olabilirsin. Hayat boyu sürecek görkemli serüvende hiçbir tanrıya kul-köle olmadan, her tanrıya şükran borcu duyacaksın sanata kattıkları coşkudan, aydınlıktan dolayı. Ustalık derecesini, deneme yanılma yoluyla kazanmaya çalışmalısın. Sanatçı olarak, ellerinle gözlerinden –ve de tabii aklından- başka araçlara gerek yoktur. Beethoven, Papanini. Heifetz ve de Picasso gibi büyük sanatçılar, çok çalışıp en çok üreten el-kol işçileri olarak tanınmışlardır. Sanatın gramerini, ölçü ve ölçekleriyle; Arpeccio’larını tek tek ses, renk ve çizgilerini üretmekle sanatçı olunur, gerisi boş laftır.” Paul Grillo’nun sözleriyle başladık söze. Sanatı sadece eğlence ve hobi etkinlik gibi  yaşamayı alıştık ya, gerisi zor geliyor. İşte bu gerisi dediğim sanat yaşamının, balenin, orkestranın, heykelin, ve benzeri sanat dallarının yapılamadığı, sanatçısının boşta gezdiği memlekette sanatçı da uğraşacak birşeyler aramakta. Yetiştirdiği sanatçısının işi ciddi sanat etkinlikleri olan ama bunları gerçekleştirecek ortamın yaratılmadığı memeleketimde, sanatçının ve sanatla uğraşanın da yapacağı tek bir etkinlik kalıyor tabii. Sabah Gazetesi yazarı Mehmet Barlas’ın Vejetaryen Yamyamlık başlıklı yazısından bizim memlekete uyarladığım yamyamlık bu işte. Yapacak sanatı ve ortamını yakalayamayan insanın yamyamlık sanatına olan ilgisinin yazısı bu.  Memleketimin sanatla uğraşanı yamyamlığa merak salmış ya, bu konuda yüksek lisans hatta doktora derecesine bile ulaşmış. Birilerini yemek, birilerini altetmek için yapamayacağı etkinlik yok. Eleştiri; Övme ve yargılama ve yerme anlamını taşır ya, hiçbir yerde de sövme anlamında değildir de. Özellikle sanat yapanların, yapacakları sanatla tanınmaları ve sanatlarını daha öne çıkararak rekabet etmeleri etik olandır. Sanat eğitimi verenlerin, öğrencilerini getirdikleri düzeylerle tefahür etmeleri etik olandır. Oysa bizim memlekette sanatla uğraşanın ve sanat eğitimi verenin izlediği yol, etik yolun dışındadır. En eğitimlisinden eğitimsizine kadar, eğitimine akademik değer katan da dahil, bu konudaki yozlaşma, alaylısından eğitimlisine kadar geniş bir çevreyi etkisi altında tutmaktadır. Özellikle dedikodu, memleketimizde sanatın o kadar önüne geçmiştir ki, bu konuda basının da alet edilmeye çalışılmasının ve dedikodunun toplumla paylaşılmasının yol açacağı sonuçlar, hiç düşünülmemektedir. Dedikodu yapmanın toplumda çok normal sayıldığı görülmektedir. İftira atmanın, kötülemenin, çamur atmanın çok kolay yapıldığı memleketimde, eleştiri ve dedikodu’nun aynı anlama getirilmeye çalışılması da acı bir gerçektir. Dedikodu, kısaca çamur atma tüm toplumda yayılmış bir virüs gibidir. Hani biz sadece sanatla uğraşanlardan bahsettik ya, siyasetçiler başta olmak üzere tüm kesimler bu kötü virüsten nasiplerini almaktadırlar. Görülen odur ki, mesleği gazeteci olanlar ya da gazetelerde yazıları yayınlananlar da bu dedikoduları haber yapmaktan sonuz bir haz almaktadırlar. Daha önceki yazılarımda Kuzey Kıbrıs’ın sanat dünyasındaki tarafında tiyatro sanatı ve bu sanatla uğraşanların en önde ve doğru yolda olduklarından bahsetmiştim. Sanırım hiçbirşey değişmemiştir ki, 2012 yılının ilk günlerinde de böyle bir yazı yazma gereğini duydum. Tiyatro sanatçıları dışında (ki onların da sorunları büyük) kendi mesleğinden karnını doyuran hemen hemen yok gibi. Sanat yapılıyor diye müsamere benzeri sahne aldatmacalarıyla günü geçiriyoruz. Seneler geçiyor ama, zaman kaybediyoruz ve  içi  boş prodüksiyonlarla uğraştık senelerce ve hala daha uğraşıyoruz. Öyle bir saygısız sanat anlayışımız var ki bizim, korsan CD- DVD satıcıları her köşede. Maddi ve manevi emek sarfedilen ve üretilen eserlerin,  örneği sadece 3.,4. sınıf ülkelerde bir de bizim memlekette kopyasının satılıyor olması sanata nasıl bir ilgi duyulduğunun da örneği.

 

 


 

 

 

Haftanın Albümü;

 

“OUR GOLDEN SONGS” Pop Müzik Koleksiyoncularının Kaçormamaları gereken Bir Albüm

 

OUR GOLDEN SONGS ilk albüm 2007’de, OUR GOLDEN SONGS 2 ise 2008 Yılında Balet Plak etiketiyle yayınlanmıştı. Serinin üçüncü albümünde Sony ve Emı Müzik’in dünya starları bir araya geldi. Tarkan, Ajda Pekkan, Ayten Alpman, Alpay, Ömür Göksel, Ferdi Özbeğen, Neco, Hümeyra, Ayla Dikmen, Semiremis Pekkan, Gönül Yazar, Ertan Anapa, Kamuran Akkor, Ayla Algan, Selma Güneri’nin unutulmaz şarkılarının orjinalleri seslendiriliyor. Balet Müziğin bu unutulmaz ve vazgeçilmez albümü pop müzik koleksiyoncuları için kaçırılamayacak bir fırsat. Peki iki cd halindeki bu güzel albümde neler mi var? İşte albümlerdeki ünlü ve unutulmaz şarkılar ve orjinalleri;

  CD 1:
MINA - LA SCALA BUIA (Baştan Anlat)
GIPSY KINGS - NO VOLVERE (Vazgeçmem Asla)
ALBERTO CORTEZ - LOS EJES DE MI CARRETA ( Yok Yok Yalan Deme)
JOSE FELICIANO - NATURE BOY (Unut Sen Beni)
PAUL ANKA - PAPA ( Dönülmez Bir Yoldayım)
RICCHI E POVERI - COME VORREI ( Kim Derse Ki)
NELSON NED - HAPPY BIRTHDAY MY DARLING(Doğum Günün Kutlu Olsun)
TONY BENNETT - LOVE STORY (Aşk Hikayesi)
JOE DASSIN - A TOI (Seni Bana Katsam)
HELEN SHAPIRO - NOT RESPONSIBLE (Göz Değdi Bana)
SHIRLEY BASSEY - YESTERDAY WHEN I WAS YOUNG (Dün Derken)
YANNIS PARIOS - LOGIA (Olur Ya)
LEO DAN - UNA CALLE NOS SEPARA ( Anlamazdın)

CD 2:
NELSON NED - LA NAVE DEL OLVIDO (İstersen)
NADA - MA CHE FREDDO FA (Arkadaş Yok)
MINA - IO DOMANI (O Sevince)
MILVA - IPTISSAM (Aşkın Çağı Yok)
LUCHO GATICA - CANCION DE ORFEO(Yine Yalnızım Bu Bahar)
CHAYANNE - LA PLAYA (Dönmem Sana)
YANNIS PARIOS - MI GINIS I AGAPI MOU (İkimiz Bir Bütünüz)
MATT MONRO - I WILL WAIT FOR YOU (Yağmur)
LUICI TENCO - MI SONO INNAMORATO DI TE (Dün Geçtim Önünden Eski Evin)
MIKE BRANT - DIS LUI (O Gün)
SHIRLEY BASSEY - NEVER NEVER NEVER (Hayır Hayır Hayır)
TIMI YURO - JUST SAY I LOVE HIM (Senden Önce)
AL MARTINO - SPEAK SOFTLY LOVE (Sevenlerin Kaderi)


 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1192 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler