1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. İnsan öğreniyor!
İnsan öğreniyor!

İnsan öğreniyor!

“Büyük lokma ya, büyük söz söyleme” derler... Tecrübe etmişler ki, söylerler... *** Medya grubumuzda, Bağımsız Psikologlar İnisiyatifi ile bir eğitim çalışması yaptık. Travmaya yol açacak haberleri konuştuk. Doğrusu, inisiyatif dahi &#

A+A-

 

 

 

“Büyük lokma ya, büyük söz söyleme” derler...

Tecrübe etmişler ki, söylerler...

 

***

Medya grubumuzda, Bağımsız Psikologlar İnisiyatifi ile bir eğitim çalışması yaptık.

Travmaya yol açacak haberleri konuştuk.

Doğrusu, inisiyatif dahi “Bu konuda en hassas medya grubu siz olmanıza rağmen, eğitim çalışması talebinin yine sizden gelmesi önemli” dedi..

Uzatmayalım!..

Eğitim çalışması sonrası, uzmanlar bize bazı “senaryolar” dağıttı ve nasıl haber üreteceğimizi, tavrımızı sorguladı...

Bu satırların yazarına gelen senaryo, Saray Otel’in damından atlayan ancak ölmeyen bir “ünlü iş adamı”na aitti...

- Biz, intihar haberlerini dahi birkaç cümle ile iç sayfalarda veriyoruz. Burada sadece girişim var, bu habere yer vermeyiz, dedim...

İki gün sonra....

Bizim gazetenin ikinci sayfasında...

Tam da böyle bir haber yayınlandı!

Hem de açık isimle, detaylarıyla, hem de intihar girişimi sonucu hayatta kalan insanı deşifre ederek!..

Bu haber nasıl oldu da gazetemizde yer buldu, elbette, kendi içimizde sorguladığımız, konuştuğumuz bir mesele...

Ama oluyor işte...

Bu nedenle “kocaman” bir özür borcumuz var herkese...

 

***

 “Öğrenmenin yaşı ve sınırı yoktur” derler...

Tecrübe etmişler ki, söylerler...

 

***

Geçen hafta, bir BAKAN’ın ziyareti sonrası, yakınlarından şu “sitem” geldi.

- Çok saygısızlık ettin... Bakan’ın karşısına oturmadın, kendi masanda oturdun...

- İyi de, kapıdan karşıladım.  Her zaman kendi masamda oturur, gerektiğinde bilgisayarımda notlarımı alırım ben...

Öyle olmazmış...

Eğer “resmi” bir ziyaret varsa, masanızdan kalkmanız ve karşılıklı oturmanız gerekirmiş...

Doğrusu, böylesi “şekilleri” sevmesem de, “nezaket kuralları” önemlidir kanımca...

Saygının, insanın “özünde” olduğuna inanırım; yani samimi olacaksınız, rol kesmeyeceksiniz, yüreğinizi açacaksınız...

Evet de, eskiler “adab-ı muaşeret” der, bunu da göz ardı etmeyeceksiniz...

Kısacası bundan sonra ‘yandım’ demektir, ‘masa’ yüzü yok bize...

Yine de, gelmiş geçmiş tüm “misafirlere” duyurmak istedim, “tavrım” falan yoktu, ayıbı da yok, tüm mesele, bilmediğimden sadece !..

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 922 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler