1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. İNANMAK DEĞİŞMEK İSTEMEKTİR
İNANMAK DEĞİŞMEK İSTEMEKTİR

İNANMAK DEĞİŞMEK İSTEMEKTİR

İNANCA BAĞLI GERÇEKÇİLİK... Beyin; önce, beyne akan duyusal veriler ve duyumlar için kalıplar arar; sonra, bunu bulduğu kalıplara dönük anlam katacak açıklamalar izler; böylece inançlar oluşturur. Bu nedenle bilmek diye bir şey yoktur aslında; yal

A+A-

 

 

 

 

İNANCA BAĞLI GERÇEKÇİLİK...


Beyin;

önce, beyne akan duyusal veriler ve duyumlar için kalıplar arar;

sonra, bunu bulduğu kalıplara dönük anlam katacak açıklamalar izler;

böylece inançlar oluşturur.

Bu nedenle bilmek diye bir şey yoktur aslında; yalnızca inanmak vardır.


İnançların oluşmasından sonra, beyin o inançlara dayanak sağlayacak doğrulayıcı kanıtlar arayıp bulmaya başlar.

Bu inançlara daha da güvenme yönünde duygusal bir itici güç sağlar; zihinde nemalanan her bir kavram, bir tohum olarak, yavaş yavaş filizlenir, büyür, kök salar; böylece biz inancı değil, inanç bizi yönetmeye başlar.


Süreç ilerledikçe, inançları doğrulama bir geri bildirim döngüsüne girer.



Akıl ve İnanç

 

KKTC'deki insanlar, önce, genellikle anne babadan, akran gruplarından ya da yetişme tarzından gelen bir siyasal tutumla özdeşleşirler. O siyasi tutuma bağlandıktan sonra, uygun partiyi seçerler ve ardından onun gereklerine ve sınırlarına uyarlar.


Bu nedenle, çoğu kimsenin bir siyasal partiyi kendi görüşlerini yansıtmasından dolayı seçmediği ortadadır.


Oysa ki, hep işbirliği içinde olmamız gereken rehber, akıldır.

Akıl sayesinde, kişi sorgulamayla zihninin alışkanlık perdesini yırtabilir ve mutlak gerçek olarak benimsediği kavramları yeni baştan ele alma cesaretini gösterebilir.


Aklın rehberliğindeki inanç: bir süreçtir, değişkendir, yaşar ve ömrü dolarsa ölür.




"EMEK EN YÜCE DEĞERDİR" SÖYLEMİ...


Bu söylemi sadece bir söylem olarak kullandığınızda, kullanım alanı en alt düzeyde kalır.

 

Örneğin:

Kumu sadece kum olarak tanıdığımızda, kullanım alanı en alt düzeyde kalır; kumdan kaleler yaparsınız.

Fakat, kumla ilgili bilgilerinizi biraz daha artırırsanız, artık cam üretebilir hale gelirsiniz.

Bir sonraki aşamada ise, yeterince bilgi sahibi olduğunuzda, artık kumdan bilgisayarlar üretebiliyorsunuzdur.

Tüm bu mamullerin ana maddesi kum olmasına rağmen, aralarında çok ciddi bir fiyat farkı da vardır. İşte bu değer artışının temelinde bilgi, bilgi ile yaratılan bir emek var.


Küresel Vicdan


Mehmet Altan "Küresel Vicdan" adlı eserinde şöyle diyor:


"İnsanlık, sosyal değişimin değişmez kanununa bağlı olarak zaman içinde kaçınılmaz olarak farklılaşıyor. Önceleri feodal beyler ve tek üretim aracı olan toprak, daha sonra sermaye ile onun sahibi burjuva ve o hayatın simgesi sanayi fabrikaları öne çıkıyordu.


Şimdi ise yeni bir aşamadayız.

 

Bu yeni aşamada insan, kendini en kutsal canlı yapan beyniyle, zenginlik üreten sermayeye ihtiyaç duymadan özgürleşebilen bir hale geliyor. Eski yapılar yıkılıyor, Fransız Burjuva Devrimi’nin değerleri geride kalıyor."

(Mehmet Altan "Küresel Vicdan" s.98)



Değerli yoldaşlar...


İnandığımızı iddia ettiğimiz her bir kavram, aslında gizlice kendimizi güvende hissettiğimiz alanın ve ufkun ta kendisidir.

 

“Emek en yüce değerdir” söyleminin kullanım alanı en alt düzeyde kaldıkça ve bilgi ile yoğrulup, değer yaratabilen bir yaratıcılığa dönüştürülmedikçe, anlamını yitirmiş bir söz dizisinden farksız olur.

 

Söylemeye çalıştığım şudur:

 

İnanmak, değişmek istemektir.




Yararlanılan bazı kaynaklar:


1- İyiliğin ve kötülüğün bilimi, Michael Shermer.


2- İnanan beyin, Michael Shermer.


3- Küresel Vicdan, Mehmet Altan.






 

Bu haber toplam 685 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler