1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. İLK KEZ KAR’A DOKUNDU
İLK KEZ KAR’A DOKUNDU

İLK KEZ KAR’A DOKUNDU

Bir grup insan Trodos’u gezdi, bir rehber de o geziyi anlattı

A+A-

 

 

 

 

 

  Hüseyin Hasan DAĞLI

 

  Güzel bir Pazar günü, yerel bir Turizm şirketimizin düzenlemiş olduğu Trodos Turu’na Rehber olarak katıldım. Sabah 8.00’da Metehan (Kermia) sınır kapısında biraraya geldik. Kuzey kapısındaki kimlik kontrolünden sonra, Güney kontrol noktasına geldik. İyi bir karşılamayla işlemlerimizi kısa bir sürede tamamlayıp yola koyulduk. Bunda doğal olmayan bir durum yok. Bireysel de olsa grup halinde de olsa aynı uygulamalar sınır geçişlerinde yapılıyor. Esas olay benim ilk kez Yurdum insanıyla tur yapıyor olmam. Uzun zamandır yurt dışından Ada’mızı ziyaret eden turistlere hizmet veriyorum. Bu nedenle yapılacak tur, benim için önemli.

  Mikrofonu alıp Tur Programı ve Tur boyunca uyulması gereken kurallar hakkında bilgi verdikten sonra “Tereciye tere satmak gibi olmasın ama sizlere bilgi vermek benim görevim” deyip anlatmaya basladım. Ne de olsa tüm otobüs Kıbrıslı Türk ve herkesin de gidilecek güzergah hakkında az ya da çok bir bilgisi var. Bir yandan da nasıl bir tepki gelecek diye otobüs içerisinde bulunan 53 kişiyi dinlemeye çalışıyorum. Sessiz ve merakla beni dinlediklerini farkettim. Arada baktığım zaman verdigim bilgiler karşısında, memnuniyet tebessümleri beni memnun etti.

KAHVE VE YEMEK

  Akaca, Zodya, Perestorona, Galata derken Kakopedriya Köyüne geldik. Tur programımıza göre bu Köy’de küçük bir köy yürüyüş turumuz ve kahve molamız vardı. Otobüsten inmeden çay-kahve kartları dağıtıldı. Herkes kartını aldıktan sonra grup halinde turumuzu tamamlayıp kahvede oturduk. Düzen ve ağırbaşlılık dikkatimi çekti. Daha sonra resimlerimizi de çektikten sonra  verilen saatte herkes otobüse döndü. Sayım yaparken herkesin bir tamam otobüste olması  rehberin yanısıra yolcuların da ilgi alanında olması da çok güzeldi.

  Yeniden yola koyulduk. Son derece rahat ve konforlu otobusümüzle ve saygın, fena denemeyecek ingilizcesi olan, uyumlu şoförümüzle Trodos’a tırmanmaya başladık. Yükseldikçe kızıl çam ormanları ile kar’ın tertemiz, saf beyazlığının kucaklaşması, herkes gibi beni de heycanlandırdı. “Amaaan ne gadar güzeeel”.., “Şahane güzel, değil be annem?” seslerini duyunca mikrofonumu kapadım ve müziğin sesini yükselttim. Arkadan gelen “gavvolem ne gadar  gar var haa? Ne den?” sesleriyle Dillirga türküsünün güzel nağmelerinin ahengi kadar güzel bir uyum olabilir mi? diye düşünerek ilerledik. Kıbrıslı olmak bir ayrıcalıktır deniliyor ya işte bu “o” diye düşündüm. Saf, temiz, birlik, küçük şeylerden mutlu olan, duygularını pat diye  serbest bırakan..... ve dahası...

HOŞGÖRÜ VE AĞIRBAŞLILIK

 Prodromos’a varıldığında, bizler için daha önceden ayrılan masalarımıza yerleşiyoruz ve sırayla, açık büfedeki yemek servisimizi yapıyoruz. 53 kişilik benim de içinde bulunduğum otobüs ve aynı turizm şirketimize ait 3 otobüs dolusu Yurdum insanı... Restorantta, çok seri, sessiz ve sabırla yerleşti, kısa denilebilecek sürede yemeğini aldı. Restorant sahibi ve çalışanlarının yüzündeki memnuniyet, oradaki düzenin, hoş görü, sabır ve ağırbaşlılığın göstergesiydi. Bu da benim Yurdum insanımla gurur duymama yetti.

  Yemekten sonra herkesin verilen saatte otobüsün yanında, ancak şoförümüzün kayıp olduğunu farkettim. Aramam sonucunda şoförün ailesinden birinin öldüğünü ve onun yerine başka bir şoförün görev aldığını  üzülerek öğrendim. Bu küçük aksamadan dolayı hiç kimsenin kötü anlamda tepki göstermemesinden dolayı,  şoförün değişme konusunu fazla irdelemedik. Daha sonra meraklı birkaç kişinin sorularına karşın, onlara durumu açıkladım. Gördüm ki hiç tanımadıkları ve Kıbrıslı bir Rum olan şoförümüz için”vay bee, Allah Rahmet eylesin, üzüldük yahu” ya da  “Vallahi bravo adama, bize hiç belli etmedi yani” diyerek üzüldüler.

NAZIM USTANIN DIZELERI

  Trodos’a çıktığımız zaman, 63 yaşındaki bir teyzenin, hayatı boyunca ilk kez kara dokunduğunu seyretmek beni biraz düşündürdü. Hemen aklıma Nazım Hikmet ustanın dizeleri sıralandı.

”İşte oğlum gökyüzü

Uzanabilirsen uzan

Dokunabilirsen dokun

Sallanır durur  başucunda

Bir ömür boyunca...

Teyzeciğim, hiç mi vakit bulamadın, başucunda sallanan, Trodos’un karına dokunmaya 63 yıl boyunca... Belli ki olmamış fırsatı daha önceleri... Ancak 63 yaşında bile olsa başarmış ve dokunabilmiş kendi ülkesinin karına... Sanki biz Kıbrıslılar, değerlerimizi yeterince kullanmıyoruz. Farkndalığımız azmış gibi bir düşünce girdi kafama... Halbuki kültürel anlamda çok ama çok zenginiz. Girne’de ikamet edip de St.Hilarion’u gezip dolaşmayan, bilmeyenlerimiz var. Kültürel değerlerimizi bilmemizin, bizimle yakın çevremizin yanı sıra ülke tanıtımında ve turizimde çok çok önemi var. Pazar günleri bütün ören yerleri yerli halkımıza serbest, niye ailenizle bu yerleri gezip, bu eşsiz kültürel mirasımız hakkında bilgilenmeyelim. Yediden yetmişe herkesin kültürel değerlerimiz hakkında bilinçlenmesi ve tanıtabilmesinin ülkemize büyük yararı olacağı düşüncesindeyim.

  Bir Trodos turu macerası sonundaki izlenimlerim bunlar. Bir rehber olarak Yurdum insanıma, zevkli bir tur yapabilme imkanı sağladıklarından ve bu güzel organizeyi yapan Yurdum Turizm Acenteme sonsuz tesekkürlerimi sunarım.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 659 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler