1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. İLHAN BERK’E GİDEN ŞİİRLİ GEMİ
İLHAN BERK’E GİDEN ŞİİRLİ GEMİ

İLHAN BERK’E GİDEN ŞİİRLİ GEMİ

Art arta seyahatlerden sonra bu yıl az kalsın gidemeyecektim Bodrum’daki İlhan Berk anmasına... “Sensiz olmaz. Mutlaka gelmelisin. Senin fikrindi. Bir gemi ayarladım.” diye sitem etti Latife. Yollara düştüm böylece. Şiirli Gemi’

A+A-

 

Art arta seyahatlerden sonra bu yıl az kalsın gidemeyecektim Bodrum’daki İlhan Berk anmasına... “Sensiz olmaz. Mutlaka gelmelisin. Senin fikrindi. Bir gemi ayarladım.” diye sitem etti Latife. Yollara düştüm böylece.

 Şiirli Gemi’ de kimler yoktu ki... Şair yazar takımından Namık Kuyumcu, Özkan Mert, Haydar Ergülen, Akif Kurtuluş, Sina Akyol, Latife Tekin, Oruç Aruoba, Yelda Karataş ve kimileri her yıl yanımızda olan İlhan Berk dostları: Ülkü Başsoy,  Emre Çetinkaya, Nural Şentunalı, Zeynep Bulut ve diğerleri.... Haydar’ın kızı Nar, Harikalar Ülkesi’nin kapağını kaldırmaya hazırlanan Alice gibi yanıbaşımızdaydı; annesi İdil ve teysesi İnci ile... Her yıl yaptığımız gibi üzerlerinde İlhan Berk çizimleri, dizeleri olan tişörtlerimizi   giyip limanda şiirler dağıttık.  Bu yıl, bir kafedeki masalara “şiir okuma eylemi” de gerçekleştirildi. Bir grup yaşlı adam oturuyordu İlhan Berk’le yıllar önce  geldiğimizi  anımsadığım kafede.  “Kızım, gözümüz görmüyor bize okusana” dediler. Okuyunca da “kulağımız duymuyor”a dönüştü durum.

Üzerinde  “Şiir Gemisi- İlhan Berk’e gider” yazılı pankartımızı açıp  fırtınalı bir denize  açıldık. İlhan Berk’in evinin önünden geçerken vapur düdüğüyle selama durdu kaptanımız. O an şairi gördüm. Balkondan bize bakıyordu “Harika!” diyerek. Gözlerim dolu dolu eski zamanlara yol aldım. Onun o evde bizi incelikli ağırlamalarına, o şiirli anılara... Sonra uzaklarda kaldı ve gözden kayboldu “denize bakan ev”. Ölüm de hayata dahil diye düşündüm. Pırıl pırıl yanan sularda, arkadaşlar arasında bir yaşama sevinci ve gidenlerin yası birarada. Hep erken gitmiştir gidenler de kimileri öyle vedasız ve gencecik de ayrılıvermişlerdir aramızdan. Çoğu zamanını boşuna harcadığımız hayatlarımız var nereden ne zaman geleceğini bilmediğimiz ölüm karşısında. Şiir bir ölümsüzlük arayışı... Zorunluğa karşı bir başkaldırı... Ölüme doğru giden o gemide yol  şiir kadar uzunsa eğer ölümün ötesinde de sürer yolculuk.Çok uzun olabilir bir şairin iki dizesi bile... Biliriz, yüzyıllar ötesinde yaşadıklarını...

Bir an yaşıyorsun her şeyi... Ertesi an, bir anıya dönüşüyor o... Henüz sıcak bir anıya... Sonra Bellek Ülkesi’nde bir yaşama taşınıyor anılar. Kimileri soluyor, kimileri capcanlı duruyor. Ayrıntılarını  tekrar anımsarken kafamız karışıyor bazen... Sorunlu hatırlamalar yaşıyoruz. Anlatırken bir kurgu içinde anlatıyoruz. Bazı detayları öne çıkarıp bazılarını yok sayıyoruz. Zamanlar, mekanlar, insanlar karışıyor. Okuduğumuz ya da bize anlatılan bir şeyi kendi anımız gibi kaydediyoruz.

Şiir başka bir kayıt ama... Gerçeklik iddiası taşımayan ama gerçekten bile gerçek olan...

Çünkü gerçek, dışarda yaşanandan çok içimizden de geçendir. Linear bir çizgide seyretmez. Şiirin kapsayabileceği sayısız boyuta uzanır. Dün, bugün, yarının bile ötelerine “Kuşların doğum gününe”...

Bu yazıya sığdırmaya çalıştığım, şimdi bir anıya dönüşen bir günün görüntülerine bakarken bunları düşündüm. Biz o gemideydik. Sayısız düşünmeler içindeydik. Gözlerimiz birbirine paralel olmayan sayısız ayrıntıyı kaydetti. Her birimizin içinden sayısız görüntü ve kelime geçti. İlhan Berk de bizimleydi. Bir köşede oturmuş izliyordu. Bir ara balkonda belirip kendisini anmak için yola çıkan o gemiye bakmıştı. Bunu ben hayal ettim ve yaşanan ana dahil ettim böylece.

Şimdi evimdeyim ve yaşadığımız o günü düşünüyorum. Bende kalan ayrıntılarıyla... Küçük sevinçleri, küçük buruklukları, geçmişe dair anımsamaları, geleceğe doğru titreşimleriyle...

Şimdi televizyonu açsam, ya da bir gazeteye baksam pek çok hayatın nasıl harcandığını, dünyayı kasıp kavuran onca zulmü, insanın insana yaptığını göreceğim. Bir şair nasıl müdahale edebilir buna? Kelimeler zulmü engelleyebilir mi?

Yaşamanın ne güzel olduğunu hatırlatan şairler olmuştur. Onun ne kadar gizemli ve büyük olduğunu... Zalimler o yüzden hiç sevememişlerdir şiiri...  Ya da onu tutsak alıp zulmün kelimelerini giydirmeye çalışmışlardır.

İlhan Berk diye bir şair geçti bu dünyadan. Kelimelerle bir simya yaratmaya çalıştı. Uzun yaşadı ve uzun yolculuklara doğru şiirler bıraktı. Biz 28 Ağustos’ta Şiirli Gemi’de ona doğru yol aldık. O “Kuşların Doğum Günü”nden tüm zerafetiyle gülümsedi bize.

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 938 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler