1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. İlaçta Sosyalizasyon
İlaçta Sosyalizasyon

İlaçta Sosyalizasyon

Kim derdi ki, son 4-5 yıl içinde ilaç fiyatları en ucuz tüketim maddesi haline gelecek? Augmentin 45.00TL’den 12.00 TL’ye, Norvasc 30.00’dan 8.20’ye, Zocor 62.00’den 7.00 TL’ye yuvarlanacak! Bugün eczaneler, dar gelir

A+A-

                                            

 

Kim derdi ki, son 4-5 yıl içinde ilaç fiyatları en ucuz tüketim maddesi haline gelecek?

Augmentin 45.00TL’den 12.00 TL’ye, Norvasc 30.00’dan 8.20’ye, Zocor 62.00’den 7.00 TL’ye yuvarlanacak!

Bugün eczaneler, dar gelirlilerin en rahat gireceği yer haline geldi. Kronik hastaların, çocuk reçetelerinin tutarı 20.00’TL yi ancak buluyor.

Bu gerçek, halkın ve sosyal güvenlik kurumlarının,(sağlık yardımı yapan devletlerin) ilaç harcamaları düşürmüş oldu.

Tam da, üniversite yıllarımdaki ilk solculuk dersim; “sağlık ve ilaçta sosyalizasyon” gerçekleşti!

Bu devrimi yapmak, “dinci, milliyetçi” AKP ve Erdoğan’a nasip oldu. Daha doğrusu Erdoğan’ın “fiyatları düşürmezseniz AB ülkelerinden ithal ederim” diyerek sergilediği pazarlık gücüyle gerçekleşti.

                                                                 *****

İlaç ithal eden bir ülke olarak, gerek Avrupa gerekse Türkiye’de gerçekleşen bu fiyat düşüşleri bize de yansıyor.

Biz eczacılar olarak göreceli şekilde kaybediyoruz. Sermayemiz ve ciromuz düşüyor. Ama meslek etiği nedeniyle, “ilaç fiyatları düştü, mahvoluyoruz!” diye şikayet etmiyoruz. Özellikle bunu halka söylemekten sıkıntı duyarız. Onlar adına, “çoğunluğun çıkarları daha önemlidir) ilkesiyle seviniyoruz.

                                                                ******

İlaç fiyatlarının düşüşü çeşitli nedenlere dayanıyor.

En etkili neden olarak AB sürecini gösterebiliriz. Fiyat düşüşleri, 2004 yılında Türkiye’nin “üyelik müzakerelerine başlama” Kıbrıs’ın da “AB üyeliği” kazanmasından sonra gerçekleşti. Avrupa’daki ekonomik sisteme ve serbest rekabet ortamına dahil olmak bu mucizeyi gerçekleştirdi.

Bir başka etken çoğu ilaç patentlerinin sürelerinin dolmasıdır. Generic(etken madde formülü) ilaç kullanımının yaygınlaşması başka bir faktördür. Hammadde üretiminin belli firmaların tekelinden çıkıp yaygınlaşması bir başka önemde..  

                                                                       ******

Aslında yukarıdaki etkenlerin tümünü içerin bir “çağ değişimi” söz konusu.. Her şey, toplumlarının “bilgi ve teknoloji” veya 3.Dalga dediğimiz “Sanayi ötesi toplum”a geçişinden kaynaklanıyor. Bu dalgaya henüz ulaşamayan ülkeler de bu olanaklardan yararlanıyor.

Çağın gereği, bilgi, teknoloji ve yaratıcılık bazında olan üretim, hem seri imalatı, hem çeşiti hem de ucuz fiyatı tetikliyor.  Bir ürünü hem en kaliteli hem de ucuz üretmek 3.dalga medeniyetinin insanlığa bir hediyesidir.

                                                                      *******

1990 yıllarının başında özellikle Alvin Tofler ve eşinin başını çektiği “3.Dalga Medeniyet” ile haşır neşir olmuştum. Toplumların, bilgi ve teknolojinin gelişip ilerlemesiyle yeni bir sosyo-ekonomik dalgaya geçeceklerini anlatıyorlardı. Bu konudaki çoğu kitapları okudum. Hatta gerek Yenidüzen gerekse Asım Akansoy’un 90’lı yıllarda çıkardığı “Başka” dergisinde bu konu hakkında yazılar yazmıştım.

Alvin Tofler İstanbul’a konferans vermeye gelmişti, gidip dinledim.

                                                                       *****

“Gelecek Bilim-Futurizm” denen bu öngörüler birer birer gerçekleşiyor.

Bu yeni dalga ile bilgi ve teknoloji kullanımı ucuzluğu yaygınlaştıracak demişlerdi.

 Aile ve sosyal yaşam değişecek, hizmet sektörü gelişecek dendi. Çok yeni meslekler oluşacak, eğitim, iletişim ve sağlık sektörü en gözde meslekler olacak dendi. Herkes istediği yerlere seyahat edebilecek, siyasi partiler “konulara” göre oluşacak, insanlar oy verme işlemini evlerinden bilgisayarla yapacak dediler. Çalışanlar, ofise, daireye gitmeden evlerinden veya bulundukları her hangi bir yerden işlerine devam edilebilecek dendi. Karı-koca değişik ülkelerde çalışabilecek dendi.

Öngörülen çoğu şey çoğu yerde gerçekleşti...

                                                                    ******

Bunlar söylenirken, Türkiye’deki ilaç camiası ve meslek örgütü, farklı düşünüyordu. Türk ilaç sanayii yıllarca GMP kurallarına ve patent hakkına uymadan ve ilaçlara kendi istedikleri fiyatı koyarak halkın ve kurumların sırtından büyük sermaye birikimi yaptı. Geçmişte barakalarda imalat yaparken, 2000’li yıllara doğru som mermerli, klasik müzik çalan, Türk ressamların kolleksiyonunu sergileyen yeni fabrikalar açtılar. Önce GMP (iyi üretim koşulları) geçildi. Ama fiyatlar yüksekti.

Türkiye 1995 yılında “AB Gümrük Birliği” ne girince patent yasası geçti. Ancak ilaçta patent uygulamasına 1 Ocak 1999 yılında geçilecekti.

Zaman yaklaşırken, ilaç fabrikalarının batacağı, ilaç fiyatlarının çok yükseleceği söyleniyordu. Eczacılar ve fabrikatörler aynı iddiayı sürdürmekteydiler.

                                                                      *****

İlaçta patent uygulaması başlamadan önce, TEB ve KTEB meslek örgütleri olarak Lefkoşa’da buluşup bu konuyu tartıştık. Türkiye’den gelen meslektaşlarımız, patent uygulamasının, ilaç fiyatlarını yükseleceğini ve yerli ilaç fabrikalarının iflas edeceğini söylüyordu. Bu düşünce ve savunmaları kafama yatmadı. Bence bu itirazın nedeni, gelecek korkusu ve “korumacılığa” alışma psikolojisi olabilirdi.

 Bence, yabancı olsun yerli olsun ilaç fiyatları yüksekti ve sık sık artıyordu.

Yabancı ilaç fabrikaları yıllarca araştırma yapıp para harcayarak ilaç keşfederken, yerli firmalar o formülleri “entellektüel keşfe, bilgiye” saygı duymadan kullandılar ve değişik isimlerle bu ilaçları piyasaya sürdüler.

Patenti savunmamı şöyle noktaladım: “Benim için sermaye sermayedir, ister yerli ister yabancı olsun! Bu seçimde bilimin ve emeğin yanında olurum” ...

Bu tartışmadan 5-6 yıl sonra ilaç fiyatları aşama aşama düştü ve bugünkü ucuzluğa erişti. Üstelik, yerli ilaç üretimcileri hem ilaçlarını hem de fabrikalarını yabancılara satarak para kazandılar.

 

Sizlere, İlaç politikalarında öngörü-öngörüsüzlüğü gösteren bir örnek sunmak istedim.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1975 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler