1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. İktidarı, İktidarla Durdurun
İktidarı, İktidarla Durdurun

İktidarı, İktidarla Durdurun

Nedir çektiği bu halkın? Hangi yarası sarıldı, hangi sorunu çözüldü? UBP ve Türkiye hükümetlerinin hangi politikaları doğru, tutarlı ve sonuç verici oldu? Hangi ekomomik ve sosyal programlar derde deva oldu? İşsizlik sorununu var, dedik. “Hepi

A+A-

 

 

 

Nedir çektiği bu halkın?

Hangi yarası sarıldı, hangi sorunu çözüldü?

UBP ve Türkiye hükümetlerinin hangi politikaları doğru, tutarlı ve sonuç verici oldu?

Hangi ekomomik ve sosyal programlar derde deva oldu?

İşsizlik sorununu var, dedik.

“Hepinizi memur yaparız, kaç kişisiniz zaten, ne olacak ki” dediler.

Olmadı...

Ekonomi iyi değil, dedik...

“Peşin maaş, on üçüncü maaş verelim, erken emekliliği getirelim iki maaş verelim” dediler.

Olmadı...

Göç ediyoruz, dedik.

“Giden Türk, gelen Türk” dediler.

Olmadı...

Rahmetlik Denktaş bile sonunda, “Mersin’den bir ön elemeden geçirilip gönderilsin...” dedi.

Üretim, dedik

“Gönderelim” dediler...

Sanayi Holding gitti, sarı altın narenciye kurudu... Esnaf ve zanaatkar kepenk indirdi...

Sezar’ın hakkı, Sezar’a... Yapılanlar da var. Yeşil ada, cennet ada, turizm adası diye diye; kumarhane, fuhuş, suç, mafya adası yaptılar.

Toplumun da, coğrafyanın da çehresini değiştirdiler.

Şimdi halk toplumsal varoluş, diyor

“Satalım” diyorlar...

“Liberalizm, özelleştirme” diyorlar

Sanki önceki politikalar, anlayışlar, programlar, yöntemler doğruymuş, başarılıymış gibi üç yıldan beridir ekomomik paket uygulamak isteniyor.

Nedir bu paketin adı?

Liberalleşme, özelleştirme.

Anlamı, denk mali bir bütçe, devlet ekonomik faaliyetlerden elini eteğini çekecek, müdahale etmeyecek, serbest piyasa koşulları uygulanacak...

Bu anlayış ve uygulamalar sorunları çözecek mi? İşsizliği önleyecek, üretimi destekleyecek, ekonomik gelişmeyi sağlayacak mı!? Yoksa daha önceki uygulamalar gibi yeni sorunların doğmasına neden mi olacak?

Liberalizmin önemli handikaplarından biri de “zengin daha zengin, yoksul da daha yoksul” olmasıdır. Bu sorunun giderilmesi için herhangi bir önlem düşünüldü mü, anlayış geliştirildi mi? Sosyal politikalar üretildi mi? Yok.

On dokuzuncu yüzyılın katıksız liberalizm anlayışı uygulanıyor.

KTHY kapatıldı, Kıbrıs Türk Petrolleri satıldı, DAÜ üniversite öncesi kurumları devredildi... Sıra elektrik ve telefona geldi.

Yani büyük şirketler, karlarını artırırken, buralarda çalışanlar da evlerinin yolunu tutuyorlar.

Yabancı sermayeye kapı açıldı, “gelin, rekabet olsun” deniyor.

Dereboyu’na bakın! Türkiye’nin birçok ünlü pastahanesi dükkan açmış, çalıştırıyor...

Muhallebi bile, Türkiye’den geliyor... Ambalajlanmış, paketlenmiş, onbeş-yirmi günlük muhallebiler... İyi güzel de!.. Buradaki pastahaneleri de düşünmek gerekmez mi? Mütahitler geliyor... Dev şirketlerle buradakiler nasıl başedecekler... Küçük ve ortaboy işletmeler gelişmelerini nasıl sürdürecekler? Politika üretmek, düşünmek gerekmez mi?

Öncekiler gibi, bugünkü ekonomik programlar da tepeden inme, yerel ve özel koşulları dikkate almamaktadır. Bilimsel verilere dayalı analizlere ve öngörülere dayanmamaktadır. Siyasi çıkarlara göre, şekillenmekte uygulanmaktadır.

Uygulamalar, Kıbrıs Türk halkının üretimden kopmasına, gelir dağılımındaki adaletsizliğin artmasına, sivil toplumun örgütsüzleşmesine, demokraside halk yerine, sermayenin egemen olması gibi sorunlara yol açacaktır.

Peki bu gidişata kim “dur” diyecek? Kimin yetkisindedir? Elbette halkın...

Teknecik’teki teknisyen de, Haspolat Meslek Lisesi’ndeki öğretmen de bilmelidir ki, bu iktidar gitmeden hiçbirşey değişmeyecektir.

Üreticiler, narenciyeciler, taksiciler, hayvancılar, çiftçiler, işçiler, emekçiler de...

Montesquiu’nun dediği gibi “İktidarı, iktidarla durdurmak” gerekir.

 “Özelleştirme Yasası” meclise geldiğinde 27 milletvekiline sahip UBP hükümeti bu yasayı geçirmiyecek mi? Geçirecek.

On üç değil, otuz üç saat da konuşulsa, yine geçecek...

İktidar, ancak iktidarla durdurulabilir. Meclis aritmetiği değiştirilerek durdurulabilir.

Bu sürecin amacı, araçlarla karıştırılmamalıdır.

Grevler, eylemler amaca ulaşmak için araçtır.

Toplumsal Varoluş Hareketi amacı gözden kaçırmamalıdır.

Liberalizme karşı, halkın iradesi meclise girmelidir. Eğer bu olmazsa bugün değilse, yarın uygun koşullarda özelleştirme yasası geçecektir.

Sosyalizmin hatalarını, liberalizmin sevabına yeğlemeliyiz.

KTHY’de olduğu gibi sözlere, aldatmacalara kanmamak gerekir.

Amaç, emeğin liberalizm karşısında mecliste çoğunluğu elde etmesidir. Buna ulaşılmazsa sorunlar çözülmeyecektir.

Satışlar devam edecektir. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1226 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler