1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'İKNA GEZİLERİ' HALKI KANDIRMAYA YETMEZ
İKNA GEZİLERİ HALKI KANDIRMAYA YETMEZ

'İKNA GEZİLERİ' HALKI KANDIRMAYA YETMEZ

Petrol Dolum Tesisine Hayır İnisiyatifi, Yedikonuk’ta yapılması gündemde olan petrol dolum tesisine karşı çıkanları ikna etmek için Mersin’e gezi düzenlendiğini; gezilerde gerçeklerin gizlendiğini savunarak, bunların halkı kandırmaya yetmeyece

A+A-

 

Petrol Dolum Tesisine Hayır İnisiyatifi, Yedikonuk’ta yapılması gündemde olan petrol dolum tesisine karşı çıkanları ikna etmek için Mersin’e gezi düzenlendiğini; gezilerde gerçeklerin gizlendiğini savunarak, bunların halkı kandırmaya yetmeyeceğini belirtti.

Petrol Dolum Tesisine Hayır İnisiyatifi adına açıklama yapan Biyologlar Derneği Başkanı Hasan Sarpten, 14 Mart’ta Başbakanlık önünde yaptıkları eyleme rağmen İçişleri ve Yerel Yönetimler Bakanı Nazım Çavuşoğlu’nun “uyarıları dikkate aldıklarını, ancak yine de tesisi yapacaklarını” yönündeki açıklamalarını eleştirdi ve bunun, “hükümetin toplumun iradesine karşı saygısını yitirdiğini, halkın değil birilerinin çıkarını hedeflediğini” kaydetti.

 

Sarpten’in konu ile ilgili açıklamasının tam metni şöyle;

 

PETROL DOLUM TESİSİ İSTEMİYORUZ

‘‘İKNA GEZİLERİ’’ HALKI KANDIRMAYA YETMEZ

 

Ülkemizin en eşsiz sahiline yapılması planlanan petrol dolum tesisi ile ilgili mücadelesini sürdüren PETROL DOLUM TESİSİNE HAYIR İNSİYATİFİ tüm toplum kesimlerimin de katılımıyla 14 Mart 2012 Çarşamba günü Başbakanlık önünde kitlesel bir eylem gerçekleştirmiştir. Bu kitlesel eylemde ülkedeki hemen tüm sivil toplum örgütlerinin ve siyasi partilerin temsilcilerini bir araya toplanmıştır ve toplum adına hükümete net bir mesaj verilmiştir. Bu projeye karşı uzunca bir süredir ortaya konan tepkinin üst düzeye çıktığı eylem sonrası ise hükümet sözcüsü İç İşleri ve Yerel Yönetimler Bakanı Nazım Çavuşoğlu ‘‘uyarıları dikkate aldıklarını, ancak yine de tesisi yapacaklarını’’ açıklamıştır.  

 

Bu tutum tek kelimeyle  hükümetin ‘‘toplum iradesi karşısında aciziliğini ve toplum iradesine karşı saygı kavramının hükümet tarafından yitirildiğini’’ ortaya koymakta ve hükümetin ‘‘halkın’’ değil, ülke ve toplum çıkarlarını katletme pahasına da olsa rant uğruna ‘‘birlerinin’’ çıkarını savunmayı hedeflediğini açıkça göstermektedir. Çünkü, uyarıları dikkate almak demek aslında halkın iradesini dikkate almak demektir. Halkın da talebi bu projenin derhal iptal edilmesidir. Ama, hükümet uyarıları dikkate aldığını söylerken öte yandan da projenin toplumun büyüyen öfkesini kırmak için ‘‘RİXOH’’ firmasının kaynaklarıyla ‘‘her adımı yasa ve toplum iradesini tanımazlıkla dolu’’ bir süreci başlatmıştır.  

 

Hükümetin ve İçişleri ve Yerel Yönetimler Bakanı Nazım Çavuşoğlu’nun açık desteğiyle ilgili firma tarafından gazeteciler ve bir grup bölge insanı Mersin’deki bazı tesislere götürülerek ‘‘eğretice düzenlenmiş bir ortamda her şeyin çok güzel’’ olduğu ‘‘ispatlanmaya’’ çalışılmış,  ‘‘halkı ikna etmesi hedeflenenleri eğitme gezileri’’ düzenlenmiştir. Mersin’deki bu tesislere gidenlere Petrol Dolum Tesisi’nin  ‘‘etrafının evlerle çevrili olduğu, portakal bahçeleri bulunduğu, içerisinde ceylanların dolaştığı’’  gibi masum yönler gösterilip, işin gerçek boyutu gözden kaçırılmaya çalışılmaktadır.

 

BİR KIBRIS KAÇ MERSİN EDER?

 

Hükümetin Türkiye’de bulunan 56 petrol dolum tesisi içerisinde ‘‘en iyisi’’ olarak şeçiği Mersin’deki tesislerle ilgili bilinmesi gerekenler, anlatılanlardan çok daha fazladır. Öncelikle, Mersin ile Kıbrıs’ı kıyaslamak ‘‘elmayla armudu’’ karşılaştırmaya benzemektedir. Çünkü, Mersin, Türkiye’de turizm açısından geri plana itilmiş, doğal güzellikleri Kıbrıs ile boy ölçüşemeyecek nitelikte olan, turizm adına dikkate değer hiçbir altyapısı olmayan, her köşesi betonlaşmış, tam anlamıyla bir sanayi şehridir. Fakat, biz ise turizmi lokomotif olarak belirleyip, turizm ve yüksek öğrenim ülkesi olduğumuzu iddia etmekte ve bu tesisin yapılacağı Karpaz bölgesini de yine bu hükümetin hazırladığı, turizmin çeşitlenmesine de imkan veren Turizm Gelişim Yasası ile Turizm Gelişim Alanı olarak belirlemiş durumdayız.

 

Benzer şekilde, Mersin’deki tesiste çalışan çok sayıda bölge insanı olduğu aktarılmıştır. Ne var ki, bu insanlar tesiste değil, tesiste depolandıktan sonra tüm Güneydoğu Anadolu bölgesine yapılan ve Türkiye ihtiyacının %14’ünü karşılayan dağıtım ağında şoför olarak çalışmaktadır. Ancak bizde kurulması tasarlanan serbest bölge ve liman olacak tesiste depo edilecek yıllık 12 milyon ton petrolden ise bu ülkeye 1 galon benzin dahi girmeyeceği gibi, böyle bir istihdam da söz konusu olmayacaktır. Ayrıca Mersin bölgesindeki lisansa kayıtlı Dolum Tesisleri kapasitesi 1,5 milyon m3 iken Yedikonukta kurulmak istenen tesisin kapasitesi 1,2 milyon m3 olacaktır.  Yüzölçümü Türkiye'nin sadece binde dördü kadar olan ülkemizde kurulmak istenen bu tesis, EPDKnın rakamlarına göre Türkiye'deki toplam lisanslı depolama tesis kapasitesinin 26%sına denk gelen boyutta bir kapasiteyi hedeflemektedir. Küçük çoğrafyamıza getirilmek istenen bu büyüklükteki Petrol Dolum Tesisi ise sadece Yabancıların ihtiyaçları için depoculuk yapacaktır..

 

MERSİN’DE YAŞANANLAR NEDEN GİZLENDİ?

 

Mersin’de ziyaret edilen Anadolu Tasfiyehanesi A.Ş., ya da bilinen adıyla ATAŞ Rafinerisi 1957 yılından bu yana Türkiye’de faaliyettedir ve petrol rafinerisi olarak kurulmasına rağmen yapılan ‘‘usulsüz’’ ek yatırımlara rağmen istenilen kârlılığa ulaşamadığı için günümüzde sadece petrol dolum tesisi olarak hizmet vermektedir. Üstelik, günübirlik ziyaretlerde anlaşılmasa da Mersin’deki bölge halkı açısından yıllardır sorunlara yol açmakta ve büyük bir tehdit oluşturmaktadır.

        

Mersin’deki ATAŞ dolum tesislerinin bulunduğu Karaduvar Mahallesi'nde tesisteki sızıntılardan dolayı yeraltı sularının bile alev aldığı gözlenmekte,  kanalizasyonlarda patlamalar meydana gelmekte ve dolum tesislerinde yangınlar çıkmaktadır. Tesise yapılan ziyaretlerde gizlense de son olarak 25 Temmuz 2004 tarihinde buradaki 102 numaralı tankında büyük bir patlama ve yangın gerçekleşmiştir. Bu tarihte bölgede yaşayan 35 bin kişi geçici bir süre tahliye edilmiş ve 9 bin ton petrol günlerce yanmış ve 15 km çapındaki bölgeyi doğrudan etkilemiştir.

 

Her ne kadar da Mersin’deki tesis yöneticileri, işlerinin gereği olarak mecburiyetten dolayı KKTC’den oraya götürülen kişilere ‘‘tehlike yok’’ açıklaması yapsa da aslında yerel yönetimlerle işletmeler arasında yıllardır savaş yaşanıyor.  Tesislerin bulunduğu bölgenin bağlı olduğu Akdeniz Belediyesi’nin 2009 yılına kadar başkanlığını yapan Kenan Yücesoy’un ifadelerine göre, ‘‘geçmişte ruhsatsız olarak ek 16 tank yapıldığını ve bu tankların birbirine çok yakın inşa edilmiş olmasından dolayı tanklar arasına giremeyen itfaiye ekipleri tel örgüler dışından uzatılan merdivenler üzerinden yangına müdahale etmek zorunda kalmıştır’’ diye açıklama yapmıştır.

 

‘‘HALKI İKNA’’ GEZİLERİNİN AMACI NEDİR?

 

Açıkça anlaşılan odur ki hükümetimiz yetkililerinin ve firma temsilcilerinin elbirliğiyle ‘‘en güvenli’’ tesis olarak ziyaretler düzenlediği tesisler dahi güvenli değildir. Keşke hükümet ve firma yetkilileri,  insanları uçaklara bindirip Mersin’e geziler düzenleyeceğine, yıllardır yanı başımızda duran Kalecik sahiline bir gezi düzenleyip petrolün kıyılarımızda yarattığı tahribat hakkında bilgi sahibi olsaydı.  Bu gezilerin KKTC kamuoyunu yanıltmak için bir şaşırtmaca taktiği olarak düzenlenmesi ve gerçekleşme şekli bile petrol dolum tesisinin bu ülkeye kazandıracak hiçbir şeyi olmadığını kanıtlayan nafile bir çabadır. KKTC halkı bu konuda artık yanıltılacak konumda ve durumda değildir.

 

Sonuç olarak, hükümet tarafından ilgili firmanın finansmanıyla düzenlenen  ve petrol dolum tesislerinin ‘‘mükemmel’’ yatırımlar olduğunu ‘‘ikna etme’’ amacı taşıyan bu gezilerin gerçekleri gizlemeye, çarptırmaya ve halkı kandırmaya yönelik bir girişim olduğu ortadadır. Bilinmelidir ki, Kıbrıs Türk halkının gözünü boyamaya yönelik bu tür hamleler sadece boşa kürek çekmektir ve sivil toplumun iradesi hiçbir siyasi rant beklentisine alet olacak değildir. Çocuklarımıza, doğal ve kültürel değerleri birkaç kişinin siyasi rant hesapları uğruna harap edilmemiş ve yaşanabilir bir Kıbrıs bırakmak isteyen herkes bu oyunu görmeli ve tepkisini daha da yükseltmelidir.

 

 

 

Bu haber toplam 1095 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler