1. YAZARLAR

  2. Ünal Fındık

  3.  İki yanlış bir doğru etmez…  
Ünal Fındık

Ünal Fındık

Yazarın Tüm Yazıları >

 İki yanlış bir doğru etmez…  

A+A-

     

Rum Meclis’inin Enosis Plebisiti konusunda aldığı karar yanlıştı. Altını
çizmek istiyorum bu karar Disi lideri Neofitu’nun dediği gibi “zamansız ve yanlış” değil, sadece “yanlış”tı.

Bu çok önemlidir. Çünkü aksi durumda Türk tarafındaki fanatic milliyetçiler haklı olarak “bakın gördünüz mü Rumlar hala Enosis ülküsünden vazgeçmedi” dedikleri zaman bizim onlara vereceğimiz gerçekçi yanıtlar inandırıcı olmayacak.

Enosis ve Taksim ülküleri bu ülkeyi kana bulayan, bu ülkede yaşayan bütün Kıbrıslılara acı ve gözyaşından başka hiçbirşey getirmeyen ülkülerdi. İkisi de tarihteki yerini bu anlamıyla aldı. Birgün Kıbrıslı öğrencilere, gençlere bunlardan bahsedeceksek ayrım yapmadan bütün gerçeği anlatmalıyız.

Yoksa Kıbrıslı Rumlar hala “Enosis ülküsü”nün ne yüce birşey olduğunu ve gerçekleşmiş olsaydı ne kadar mutlu yaşayacaklarını anlatırsa, Türkler de tam tersine “Taksim ülküsü”nün yüceliğinden ve gerçekleşmiş olması halinde Kıbrıs Türkü’nün kazanımlarından bahsedecekse eşitlik temelinde kuracağımız ortak devlette nasıl birlikte bir yaşam süreceğiz?

O nedenle Rum tarafı seçim güdüsüyle düştüğü tuzaktan bir an önce kurtulmalı ve bu akıl almaz yanlıştan dönmenin yollarını bulmalıdır.

Ancak burada bir gerçeğin daha altını çizmem gerekir. Akıncı’nın dünkü planlanmış görüşmeye gitmemesi de bana göre ciddi bir yanlıştır.

Ve maalesef  “iki yanlış bir doğru etmez”. Olmadı sayın Akıncı siz her halukarda bu görüşmeye ekibinizle beraber gitmeli ve diyalog kapısını kapatmamalıydınız. Dahası bu kararı TC Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu’nun ziyareti sonrası açıklamanız da yanlış oldu. Çünkü Rum tarafı haklı olarak “Türkiye kendi Anayasa Referandumu’na kadar adım atma niyetinde değil, o nedenle görüşmeleri ilerletmek istemiyor” tezini işlemeye başladı.

Tamam Rum tarafı yanlış yaptı. Bu yanlıştan dönmeleri için onlara yol göstermeli, biraz zaman vermeli ve iletişimi koparmamalıydınız. Masada herhangi bir başlığı görüşmeniz de gerekmezdi. Görüşmeye giderdiniz ve Anastasiadis’e “tamam bu kararın yanlış olduğunu söylüyosun, geri almak için nasıl bir yol izleyeceksin, neler yapmayı planlıyorsun, bak bizim tarafta herkes ayağa kalktı, çözüm yanlıları bir kere daha büyük bir hayal kırıklığı yaşıyor, çözüm karşıtları da zil takıp oynamaya başladı, bir an once bu kararı düzeltmeniz gerekir” derdiniz.

Unutmayın diyalog köprülerini yıkmak çok kolaydır. Bu amaçla bazan bir bomba, bazan bir kepçe, bazan da bir cümle yeterlidir. Ama o köprüleri yeni baştan kurmak çok ama çok zordur.

Üstelik geçen hafta olay ortaya çıktığı zaman gösterdiğiniz tepki amacına ulaşmış, Rum tarafında da dünyada da olumlu yankılanmışken, bu hafta görüşmeye gitmeme kararınız tam tersi bir etki yaptı.

1968’de başlayan Kıbrıs müzakereleri tam 49 yıldır sürüyor. Sonuç sıfıra sıfır, elde var yine sıfır. Bu kez tam sona yaklaştık darken bir kriz yine başa döndük.

Artık krizlere yenilmemeliyiz. Evet sıkıntılar var. Evet Rum tarafının Enosis kararı kabul edilemez. Evet Rum liderin ilk başta olayı küçümsemesi ve “tarihi bir olayın anılması bu kadar abartılmamalıdır” yaklaşımı hazmedilemez.

Ama kusura bakmayın son aşamay gelmiş 50 yıllık sonunun çözümünü başka bahara ertelemekyi de ben kabul edemem. İletişim kapıları açık kalmalı. Yüz yüze görüşmeden kaçmamalı. Dünya’ya çözüm mesajları vermek yeterli değil, aynı zamanda gerekli esnekliği de göstermek gerekir.

Evet bugüne kadar süreci ilerleten, zorlayan, gerekli esnekliği göstererek 5’li konferansın yolunu açan Kıbrıs Türk tarafı oldu. Bu doğru. Ama bu anlayışı terketme lüksumuz yoktur. Çünkü çözüme en çok ihtiyacı olan taraf biziz.

Bu anlamda atacağımız adımları çok dikkatli olmalı ve Kıbrıs sorununu kimsenin, hiç kimsenin masasına meze yapmamalıyız.

Rum tarafı Enosis kararını almakla yanlış yaptı. Yanlıştan dönmek erdemdir. Rum tarafından gelen mesajlar bu yöndedir. Özellikle Akel’in hem karara olumsuz oy vermesi, hem de bu kararın düzeltilmesi için ortaya koyduğu çabalar yerinde ve sürecin ilerlemesine yardımcıdır.

Bu bağlamda Türk tarafının yapması gereken kapıyı kapatmak yerine iletişimi koparmamaktır. Yanlışı, başka bir yanlışla düzeltemezsiniz. İki yanlış bir doğru etmez.    

         

Bu yazı toplam 1253 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar