1. HABERLER

  2. DERGİLER

  3. İki kitap
İki kitap

İki kitap

Bir eğitimciden iki kitap… Kültürel mirasla ilgili, kültürel mirasın somut olmayan tarafını araştıran kuşe kâğıda basılı bir araştırma ve beş öyküden oluşan bir öykü kitabı…

A+A-

Tayfun Çağra

Candaş Yolga bir eğitimci… Okullarda öğretmenlik, Eğitim Bakanlığı’nda eğitim planlama görevlerinden sonra kitaplar kattı hayatına… Aslında kitap, öncesinde eğitim hayatında da vardı. Öğrencilere önerilen dil bilgisi kitabı da olan Yolga, 2019 yılında ‘Kuzey Kıbrıs’ın Somut Olmayan Kültürel Mirası’ isimli ciltli kitabıyla ‘Dut Karası’ isimli öykü kitabını okurların hizmetine sundu. Candaş Yolga’yı ve kitaplarını tanıyoruz;

 

Önce sizi tanımakla başlayalım Candaş Bey…

Ben 1954 Lefkoşa doğumluyum. İngiliz Koleji, Lefkoşa Türk Lisesi aynı zamanda;  (o dönemde İngiliz Koleji’nin diploması kabul edilmezdi Türkiye’deki eğitim için, Türk Lisesi’nden de diploma almak zorundaydık.)Ardından Ziraat Fakültesine gittim iki yıl. Ama babam öldü, parasızlık durumu vardı, ailenin geliri sıfıra indiydi; Öğretmen Koleji sınavlarına girdim, geçtim ve sonuçta Öğretmen Koleji’nden mezun oldum. Üç okulda, Bostancı İlkokulu’nda, Gönyeli İlkokulu’nda ve Çağlayan İlkokulu’nda – Lefkoşa’da – öğretmenlik yaparken Dil Bilgisi kitabını çıkardım. İlkokullarda son sınıf öğrencileri için Türkçe Dil bilgisi kitabı; bu dört baskı yaptı, her bir baskısı iki bin taneden; hala daha bugün oldu o kitaptan aranır benden…

Ders kitapları

Ders kitabı olarak mı okutuluyordu?

Evet, devletin verdiği değil ama Bakanlığın onayladığı bir kitaptı.

Önerdiği bir kitaptı yani…

Evet, önerdiği bir kitaptı. Bütün öğretmenler öğrencilerine aldırırlar ve ders kitabı olarak okutulurdu. Ardından kolej sorularını derlediğim bir kitap, ‘Başarıya Açılan Kapı’ isimli kitabı yayınladım. O da bütün kolej sorularını, o güne kadarki, hepsinin çözümleriyle birlikte ikişer binden iki baskı da o yaptı. Ardından, bu arada seçilen öğretmenlerden İngilizce kursu verilirdi burada, İngiltere’den, Manchester’den hocalar gelirdi. Kursu tamamlayanlar arasından 20 kişi seçildi. Manchester’e gittik. Orda kursun devamını gördük. Döndüğümüzde, dediler ki, biz İngilizce ders kitabı yazılmasını isterik, o giden öğretmenler arasından iki kişi, ki bir tanesi bendim bir de başka arkadaş, Bakanlıktan bir müfettiş arkadaş, İngilizce ders kitabını yazdık. Bu da bir süre ders kitabı olarak okutuldu. Sonra kitap yazma işine ara verdik. Ben bakanlıkta göreve çağrıldım.

Bakanlıkta, hem de televizyonda eğitim programları yaptım. Önce matematik dersi, bir sene matematik dersi verdim sadece. İkinci sene ve ondan sonraki 4 sene Türkçe, Matematik, Sosyal Bilgiler derslerini, hemen hemen her gün televizyona gidip ders anlatıyordum.

Nasıl bir şey bu! Matematik verdiniz, dil bilgisi kitabı yazdınız.

Eeee, ilkokul öğretmeni bütün dersleri verirdi.

Sınıf öğretmenliği…

Öyleydi de; ben ilkokullar için öyle olmasının daha uygun olduğunu düşünüyorum.

İki kitap

Şimdi ilkokulda da branşlaşma var.

Bir dönem branşlaşma olduydu ama şimdi zannederim yine sınıf öğretmenliğine döndüler de, öğretmenlerin boş saatlerini doldurması için bazı dersleri diğer öğretmenlere verirler. Biz 36 saat ders yapardık, şimdikiler 20 saat yapar.

Peki söyleşimizin konusu kitaplara dönersek; Önümüzde 2 tane kitap var.  Bu kitaplardan bahsedelim isterseniz.

Birincisi emekli olmaya karar verdiğimde ki Kültür Dairesinde bir dönem Müdür Vekilliği yaptım;  ondan sonra yine 12 yıl Müdür Muavinliği yaptıydım. Döndüm bir süre daha öyle çalıştım. O çalışma esnasında, kurslara gittim…

Müdür yapmadılar yani sizi, vekillikte kaldınız!

Hayır; iki, üç defa çağırdılar, ondan sonra parti MYK’ları beni kendi partilerinden görmedikleri için…

Hiçbir parti görmedi sizi kendi partisinden demek ki…

Hiçbir parti görmedi evet.

 Kültürün somut olmayanı!

Partiler üstüydünüz Candaş Bey… (gülüşmeler)

Velhasıl, Kültür Dairesi’nden emekliliğime yaklaştığım zaman gittiğim toplantılar ki esas konusu buydu.  UNESCO Kültür Bakanları toplantısına Bakanlığı temsilen gittim. Ondan sonra Türk-Bir çatısı altında yine bu toplantılara gittim. Konu Somut Olmayan Kültürel Miras.

Evet; Kuzey Kıbrıs’ın Somut Olmayan Kültürel Mirası kitabın adı. Türkçe ve İngilizce olarak basılmış.

Evet; Türkçe ve İngilizce olarak hazırlandı çünkü bunu sadece Türklerin okuması değil, ülkenin tanıtılması açısından; tanıtım yolunun kültürden geçtiğine inanırım.

Kaç sayfa?

380 – 390 sayfa…

Evet, 383 sayfa, tamamı kuşe kâğıda baskılı, ciltli kitap.

Evet, kitabın ilk bölümü, giriş bölümünde somut olmayan kültürel mirasın tanımı ve nasıl bu isme gelindiği, çünkü önceleri folklor terimi kullanılırdı. Folklor teriminin yanlış anlaşılmalara sebep olduğunu değişik ülkelerde bu toplantılarda tartıştılar ve gördüler. Başka isimler önerdiler, popüler kültür dediler falan. Ondan sonra Somut Olmayan Kültürel Miras ismi üzerinde 181 UNESCO üyesi ülke onay verdi ve bu isim kullanılmaya başlandı. Bunları ilk bölümde anlattım. Ondan sonra…

Dut Karası

Birkaç cümleyle somut olmayan kültürel miras derken… Yani somut olmayanı somutlaştırırsak Candaş bey… Ne demek bu?

Bu, mesela bir yemeğimizi alırsak; Örneğin molohiya yemeğini aldık. Orda molohiya somut bir şeydir ama molohiyanın pişirilmesi, bunun anadan kıza geçiş sürecidir somut olmayan. Yani esas kültürün taşınması, anadan kıza, babadan oğula. Bir Kıbrıslı’nın birçok sandalyeyi birden kullanarak oturması modelidir somut olmayan.  Bunu bu şekilde söylerken, kitabın her köşesinde de aşağı yukarı o konuyla ilgili bir küçük resim, altında o konuyla ilgili bir mani, onun altında da İngilizcesini kullandım.

Peki, bundan ‘Dut Karası’ kitabına geçersek…

Dut Karası; Mesela çalıştığım daire içerisinde ve bir de benim eski mahallemde bakkalım vardı, oraya akşam üstüleri Lefkoşa’dan esnaf toplanırdı ve birbirlerine zamanında yaptıkları ve hala daha yapıyor oldukları şakalar ve bizim dairede gelişen olayları küçük küçük dipnotlar halinde yazmaya başladım. Bunların çoğu belden aşağa şeylere girerdi. Dedim ki, “olmaz”. Bir tanesini yazdığımda, uzattım onu, uzadı uzadı ve Samanbahça öyküsü çıktı ki birinci öykü odur.

“Öykü uzayınca Samanbahça’y a dönüştü”

Yani belden aşağı kısımlarını temizlediniz…

Temizledim, bunu da nokta kadar bir şey…

O kadar da olacak, o artık yaşamın içinde vardır.

Evet; esprisi ordadır çünkü olayın. Ama bu arada Samanbahça’yı tanıtmış oldum.  Samanbahça’da yaşamı, Samanbahça’dan ayrılıp tekrardan Samanbahça’ya dönüşü anlattım.  Birinci öykü böyle oldu, sonra bir öykü daha derken beş tane öykü oldu. Bu arada yarışma varıdı. Ben dedim yazıyorum  bunları  ama bir şeye benziyor mu; ben kendi adıma beğeniyorum da başkası da beğenir mi diye.

Dedim bu yarışmaya da göndereyim, KIBATEK’in düzenlediği ‘Kaşgarlı Mahmut Öykü Yarışması’, oraya gönderdim bir öykü ve üçüncülük ödülü aldı. Aslında söylenilen de, birinci, ikinci ve üçüncü arasında çok küçücük puan farkları varıdı. Yani birinci de gelebilirdi. Daha da heveslendim devam ettim yazmaya. İçinden beş tanesini seçip bu kitabı oluşturdum.

Peki bu kitaplar şimdi kitapçılarda bulunur mu?

Bu kitaplar kitapçılarda vardır. Veya olması gerekir. Mesela ansızın arar beni bir tanesi, gittik da Girne’de Deniz Kitabevi’nde yoktur. Hemen şikâyet gider merkeze, gönderilir.

Peki, teşekkürler Candaş Bey…

Ben Teşekkür ederim…

 

Bu haber toplam 2013 defa okunmuştur
Etiketler : ,
Adres Kıbrıs 462 Sayısı ISSN 2672-7560

Adres Kıbrıs 462 Sayısı ISSN 2672-7560

Önceki ve Sonraki Haberler