1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. İğne de çuvaldız da kendimize
İğne de çuvaldız da kendimize

İğne de çuvaldız da kendimize

Feminist Atölye: Geçtiğimiz günlerde Sayın Ali Tekman’ın Kıbrıs Postası gazetesinde yayınlanan “Güzellik yarışmaları gırla, FEMA nerede?” başlıklı yazısına rast geldik

A+A-

 

Feminist Atölye (FEMA)

info@feministatolye.org

 

 

 

Geçtiğimiz günlerde Sayın Ali Tekman’ın Kıbrıs Postası gazetesinde yayınlanan “Güzellik yarışmaları gırla, FEMA nerede?” başlıklı yazısına rast geldik. Bu yazısında Sayın Tekman, Kıbrıs’ın kuzeyinde her geçen gün daha da çoğalan ve kadın bedeninin objeleştirildiği “güzellik yarışmalarını” eleştirirken, Feminist Atölye olarak bizlerin de gerekli tepkiyi koymadığı üzerine bir tespitte bulundu.

Öncelikle belirtmek isteriz ki, Sayın Tekman’ın dile getirdiği tespit ve eleştiriler bizim için kıymetli olmanın yanında, FEMA olarak üstlendiğimiz kamusal sorumluluğun toplumumuz içerisinde yarattığı beklentileri görebilmemiz açısından da oldukça önemlidir. Kadın bedenini cinsel bir haz objesi olarak kuran ve bu bedeni ataerkil kapitalizmin yarattığı estetik kriterler içinden sınıflandırarak metalaştıran reklam, fotoğraf, yazı ve güzellik yarışmaları gibi organizasyonların toplumsal cinsiyet temelli şiddet ve ayrımcılığı ürettiğini defalarca söylemiş olmakla birlikte, “güzellik yarışması” adı altında düzenlenen organizasyonları fiilen basıp protesto etmediğimiz bir gerçektir. Bize göre “güzellik yarışmaları” adı altında düzenlenen nümayiş, bir yandan kadınları cinsel olarak nesneleştiren, ikincil kılan ataerkil-kapitalist normları yeniden üretirken, öte yandan da ırkçılık gibi ayrımcılığın büründüğü en yok edici düşünceler ile aynı ideolojik kaynaktan beslenmektedir. Bu ideolojik kaynak insanları dili, dini, fiziksel özellikleri, cinsiyeti, yaşı, etnisitesi, ırkı, sınıfı vb. dolayısı ile kategorilere ayıran, bu kategoriler içerisinde “üstün-aşağı” “güzel-çirkin” gibi hiyerarşiler kurarak “aşağı/çirkin” olarak tayin ettiğini köleleştirmeye, sömürmeye, yok etmeye kadar götüren şiddet ve ayrımcılık vakaları üretmiştir, üretmektedir. İnsanlık tarihi bu ayrımcı ideolojilerin ötelediği, susturduğu, öldürdüğü siyahların, Yahudilerin, kadınların, Çingenelerin, kolonize edilen halkların, eşcinsellerin, sömürülenlerin çığlıkları ile dolmuştur, dolmaktadır.

Bizler, toplumsal cinsiyet temelli her türlü ayrımcılığın sınıf, ırk, din, dil, kültür vb. unsurlar ile ilişkisel olarak düşünülmesi gerektiğini uzun süredir dile getiren bir grubuz. Naçizane olarak ortaya koymaya çalıştığımız söz ve eylemler ile feminizmin sadece kadın hakları ile ilgili olmadığını, daha geniş ölçekli bir demokrasi sorunsalı içerisinde aranması gereken bir adalet ve eşitlik arayışı olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. Bu minvalde, kadınlar, lgbt bireyler, engelliler, çocuklar, yaşlılar, azınlıklar gibi toplumsal hiyerarşide sürekli arka plana itilen sosyal grupların sahip olamadığı hak ve özgürlükler gibi maruz kaldıkları ayrımcılıkların da hepimizin sorunu olarak kabul edilmesi gerektiğini vurguluyoruz. Bir başka deyişle, sadece “kadınların sorunları” imiş gibi algılanmaya alışılmış seks köleliği, istihdamda ve siyasetteki cinsiyet ayrımcılığı, kadına yönelik şiddet, “güzellik yarışmaları” vb. gibi meselelerin sadece kadınların değil, hepimizin demokrasi sorunu olarak kabul edilmesini önemsiyoruz. Nasıl ki ırkçılık karşıtı olmak için siyah olmak gerekmiyorsa, kadınların maruz kaldığı ikincilleştirme ve nesneleştirmeye karşı olmak için de kadın olmak gerekmiyor. Bu yüzden de zaman zaman bize gazeteler aracılığı ile çağrıda bulunan köşe yazarlarının dile getirdikleri hassasiyetleri memnuniyet ve umutla karşılarken, güzellik yarışmaları, reklamlar, fotoğraflar vb. aracılığı ile gündelik hayatımızı kuşatan cinsiyet ayrımcılıklarının ortadan kaldırılabilmesi için bu yazarlarımızın da çağrı yapma sorumluluğundan bir adım daha öne çıkmalarını ve kendilerini en az bizim kadar sorumlu hissetmelerini de umuyoruz. Sayın Ali Tekman yazısı vasıtasıyla bize “güzellik yarışmaları” konusunda ortaya koyduğumuz siyasetin yetersiz olduğunu görebilme ve iğneyi de çuvaldızı da kendimize batırabilme imkânını verdi. Kendisine gösterdiği duyarlılık ve kıymetli eleştirisi için teşekkür ediyoruz.

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 902 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler