1. YAZARLAR

  2. Mert Özdağ

  3. İç siyasette sancılar…
Mert Özdağ

Mert Özdağ

Yazarın Tüm Yazıları >

İç siyasette sancılar…

A+A-

İç siyaset her şeye gebe…
Şöyle ki; “Denktaş Üniversitesi” ve Kermiya’daki 220 dönümlük arazi konusu ile patlak veren UBP ile DP arasındaki soğukluğun yavaş yavaş ileri boyutlara ulaşması başta UBP içerisinde ciddi rahatsızlığa neden oluyor.
DP’nin  son dönemdeki “hem hükümetteyim, hem yokum” tavrına anlam veremeyen UBP yönetimi uzun süredir DP’yi ve Serdar Denktaş’ı izleyeme aldı.
Adına ne derseniz deyin, aslında perde gerisinden gelen bilgiler; iki parti arasında ciddi anlamda sorun olduğunu, soğuk rüzgarlar estiğini gösteriyor.
Aslında sorun hem iki parti arasında, hem de UBP’nin kendi içinde yaşanıyor.
Gelin kulislerden gelen bilgilere bakalım…
Özellikle Serdar Denktaş’ın Kermiya’daki arazi ile ilgili tavrına tepki gösteren bakan düzeyinde birçok UBP’li “Bu kadar da olmaz” mealinde çıkışlar yapmıştı.
Bu tavra içerlenen Denktaş da o günden beri UBP’ye ve hükümete sırtını dönmüş durumda…

Kimi kaynaklara göre Denktaş sadece kendisi ile ilgileniyor.
Kimi kaynaklar bu küsme konusunda “Özgürgün Denktaş’ı frenledi, bazı istekler yapılmadı” şeklinde yorumlasa da bardağın taşan kısmı araziye dayanıyor. 
Pek tabii tek sorun arazi ve Denktaş Üniversitesi değil.
Dedim ya, bunlar taşan son damlalar…

Hatırlayın, iki partiye mensup bürokratlar arasındaki ‘husumet’ ayyuka çıkmış durumdaydı…
Mesela KIB-TEK!
DP’li asbaşkan UBP’li kurum müdürünün bir otele ait 9 milyon TL’lik borcunu sildiğini iddia ediyor, bunu açıkça dillendirmekten geri durmuyordu.
Pek tabii aralarındaki sorun birilerinin borcu filan değil.
Perde gerisinden çok başka iddialar geliyordu.
Bunları hükümet bozulunca yargı çözecek elbette.
Diğer taraflar UBP’li ve DP’li bakanlar arasında yaşananlara ne demeli?
Birinin kararını diğeri bozuyor.
Bir başkasınınkini bir diğeri yok sayıyor.
Elbette en önemli sorun Türkiye ile imzalanan protokole uyulmaması…
Bu konuda TC Elçiliği kaynaklarının çok rahatsız olduğu aşikar!
Hatta kimi UBP’li kaynaklara göre Türkiye ile bu konuda ipler çoktan kopmuş bile!
Bilgi aldığım üst düzey bir UBP’li kaynak “Türkiye ipleri çoktan koparmış. Artık bu hükümet yapısı ile ilerlemek zor. O nedenle en geç Aralık’ta erken seçim ihtimali çok yüksek” diye konuşuyor.
Türkiye’nin şimdiki haline bakılırsa 2018 bütçesi bu yılki gibi geç açılacak.

Türkiye’nin son dönemde Kuzey Kıbrıs’taki aktif tavrı, bizim bakanları tek tek Türkiye’ye çağırması bir son deneme olabilir.

Zira Türkiye hükümeti "bu hükümetle Nisan'a kadar gider miyiz" düşüncesinde bir nabız yoklamıştır yüksek ihtimal.
Diğer yandan UBP ve DP böyle devam ederse 2018 bütçesini kullanarak partizanlık yapmak biraz uzak ihtimal…
E buna 13. Maaş krizini de eklerseniz, alın size hükümet ve seçim krizi…
Tabii bu durum şimdilik böyle…
‘Şimdilik’ diyorum, zira yeniden Türkiye ile masanın kurulması, yeni bir uygulama takviminin zorla listelenmesi muhtemel…

Son dönemdeki girişimleri (Recep Akdağ'ın adadaki temasları ve bizimkilerin Ankara turları) buna yoruyorum.
Ancak dışarıdan bakınca Türkiye’nin böylesi bir ‘söze’ kanmayacağını söylemek zor değil.
Çok daha bağlayıcı bir adımla, belki…
Ama yine de sanmam, Türkiye üçüncü bir yalana kanmaz diye düşünüyorum.

Diğer yandan hükümeti sallayan başka unsurlar da var.
Örneğin UBP’deki hiç bitmeyen ve yeniden beliren sancı, ya da sancılar bütünü…
Partide, kimi UBP’li kaynakların ‘Eroğlu darbesi’ diye yorumladığı bir hareketliliğin olduğu,
Eroğlu’na yakın kişilerin parti yönetimine karşı bir hazırlık yaptığı iddiaları var.
UBP’de bir başka gündem daha var bu arada.
Olası kabine değişikliği…
UBP’den gelen kulis bilgilerine göre gündem eğer normal rutinine dönerse, yani Türkiye odaklı “B Planı” dedikleri farklı bir süreç başlamaz, Maraş vs konuları konuşulmaz ve iç konulara yoğunlaşan bir gündem başlarda kabine değişikliği gündeme gelebilir.
Ancak UBP yönetimi bu konuda da DP’nin tavrına bakıyor.
Eğer Serdar Denktaş böyle bir kapı açarsa, (ki açma ihtimali azalmış gibi görünüyor) UBP’de de kabineden iki ismin alınması gündeme gelecek.

Özgürgün'ün en fazla rahatsız olduğu isimler belli, biri Kemal Dürüst, diğeri Tahsin Ertuğruloğlu…

İki bakanla ilgili “toplu” bir hareket gelmesi ihtimali UBP’de en fazla konuşulanlar arasında…

Ancak böylesi bir çıkış parti içi dengeler açısından Özgürgün için faydalı olur mu, bilemiyorum.
Toparlamak gerekirse UBP’li üst düzey kaynaklardan aldığım bilgiler hem hükümetin hem de partinin sallantıda olduğunu, sürecin her şeye gece olduğunu gösteriyor.
Hükümet düşer mi?
Erken seçim Aralık'ta mı olur?
Yoksa bir kabine değişikliği gündeme mi gelir?
UBP-DP kavgası ve UBP'deki iç çekişme perde gerisinden perde önüne taşınır mı?
Neler olacağını zaman ve şartlar gösterecek.
Ancak şunu söylemek güç değil; her an her şey olabilir.
Bu nedenle iç siyasette olası hareketliğe hazır olmak gerekiyor.
Zira her sancının sonu doğumdur ve şimdi o sancılar başlamıştır.
Bakalım ne doğacak? Hep birlikte göreceğiz.  


Olmayan araziye üniversite izni mi?

Bir süredir Kuzey Kıbrıs'ta faaliyete geçmek için KKTC makamlarından "ön izin" almak için çabalayan Türkiye merkezli Uluslararası Aydın Üniversitesi'nin girişimleri sürerken, söz konusu şirketin Eğitim Bakanlığı'na bağlı izin merciine, Girne'de henüz satın alınmayan bir araziyi kendi arazisiymiş gibi göstererek başvurmaya hazırlandığı iddia edildi.

Bu bilgiyi henüz resmi kaynaklar doğrulamazken söz konusu üniversitenin adada üniversite açmak için Eğitim Bakanlığı'na yapmış olduğu başvurunun bugün bakanlıkta toplanacak Ön Değerlendirme Kurulu'nda ele alınması bekleniyor.

Elimize ulaşan ve henüz netlik kazanmayan bilgilere göre ise söz konusu şirketin üniversite kurmak için elinde henüz satın alınmış bir arazi yok.

Eğitim Bakanlığı bünyesindeki Ön Değerlendirme Kurulu'nun yapılacak başvuruda üniversitenin yerleşke alanı ile ilgili net koçan ve arazi bilgileri talep ettiği biliniyor.

Hal böyle olunca da Uluslararası Aydın Üniversitesi'ne  ait bir yerleşke alanı sayılabilecek bir arazi bulunmadan şirkete“ön izin” verilmesi durumunda “Olmayan araziye üniversite izni mi?” sorusunu gündeme taşıyor.

Bakalım bugün toplanması beklenen Ön Değerlendirme Kurulu ne yapacak?

Söylenildiği gibi olmayan araziye üniversite kurulması için “ön izin” verecek mi?

Yoksa söz konusu şirket kurula gerçekten satın alınmış arazi koçanları mı iletecek?

Göreceğiz.

Bu yazı toplam 1105 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar