1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. İbret Verici Bir Rapor!
İbret Verici Bir Rapor!

İbret Verici Bir Rapor!

Dünya Bankası’nın Türkiye eğitim raporunu geçen ay yayınlandı. “Türkiye’de Temel Eğitimde Kalite ve Eşitliğin Geliştirilmesi: Zorluklar ve Seçenekler” başlığıyla yayınlanan raporda erken çocukluk eğitimi, öğretmenler, finasman ve b

A+A-

 

 

 

 

Dünya Bankası’nın Türkiye eğitim raporunu geçen ay yayınlandı. “Türkiye’de Temel Eğitimde Kalite ve Eşitliğin Geliştirilmesi: Zorluklar ve Seçenekler” başlığıyla yayınlanan raporda erken çocukluk eğitimi, öğretmenler, finasman ve bilgi konuları ele alındı.

Raporda Türkiye’deki eğitim kalitesinin pek çok OECD ülkesinden düşük olduğu ve 15 yaşındaki ortalama bir Türk öğrencinin OECD üyesi ortalama bir öğrenciden matematik, okuma ve fen becerilerinden 1 eğitim yılı geride olduğu belirtilmektedir.  

Raporun en çarpıcı ve ibret verici kısmı özel ders ve dersanalerle ilgili tesbitleridir.

Giriş sınavlarının kaldırılmasını öneren, bu tür sınavların özel ders ve dershaneciliği artırdığı ve fırsat eşitsizliği yarattığı belirtilen raporda şöyle denmektedir:

“Dershanelerin başlıca amaçları öğrencileri orta okul ve üniversite giriş sınavlarına hazırlamaktır. 2009/10 verilerine göre dershaneler sayı olarak orta okul eğitimi veren okullarla hemen hemen eşit olup, 1.2 milyon kayıtlı öğrenciye sahiptirler. Son bir araştırmaya göre, dershanelere devam üniversiteye giriş şansını artırmakta, ayrıca özel derslere bir hayli yüksek harcama yapmak (ortalama yılda 1.250 ABD doları) gerekmektedir (Gürün ve Millimet, 2008). Türkiye’de görülen yoksulluk ve gelir dağılımındaki eşitsizlik, pahalı dershanelere erişim kaynaklarını ciddi şekilde baltalamaktadır. Öğrencilerin farklı beceri alanlarına yerleştirilmesinin temelinde bulunan, sonuçları son derece önemli olan sınavlar, böylece fırsat eşitsizliği yaratmaktadır.

(...)

Kamu kaynaklarını öncelikli olarak en fazla gereksinim duyulan gruplara (yoksullar, kızlar, kırsal bölgeler) yönlendirmek, harcanan her bir dolar başına getiriyi en yüksek seviyeye çıkarır ve tüm ülkede eğitimde fırsat eşitliğinin artmasını sağlar. Örneğin; Hindistan, her bölgede kalite artırma kaynaklarını yoksul kesime daha iyi ulaştırma çabasıyla bir Eğitim Geliştirme Endeksi hazırlamıştır.

(...)

Günümüz giriş sınavları sistemi öğrencilerin erken takibini içermekte ve sistemi ağırlıklı olarak özel derslere bağımlı kılmakatadır. Yüksek kalitede eğitime erişim, sosyo-ekonomik statü ile ilgili olduğu için bu sınavların çevresinde varolan yapısal düzenlemeyi değiştirmek, ülkedeki eğitim fırsatlarının artırılması yönünde önemli bir adım olacaktır. Üzerinde düşünülecek seçeneklerden biri, her iki sınavın da kaldırılmasıdır. Özellikle orta eğitim giriş sınavı, yaygın olmasa da özel dershanelere devam eden tüm öğrencilerin üçte birini kapsamaktadır ve erken takip sistemini gerekli kılarak, 11 yaşındaki öğrenciyi (6. Sınıf) ülkedeki en başarılı devlet liselerine girme fırsatını artırmak amacıyla özel ders almak zorunda bırakmaktadır. İkinci bir seçenek ise bu sınavların ciddi bir şekilde iyileştirilmesidir. Bunu başarmak için etki alanlarının ve niteliklerinin kökten düzeltilmesi ve bu sınavların müfredatın pek çok yönünü ayrıntılı olarak kapsaması sağlanmalıdır. Yükseköğretime Giriş Sınavı (YGS) ve Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS) örneğinde olduğu gibi, Türkiye başka ülkelerde uygulanan dönem-sonu sınavlarının (Uluslararası Bakalorya, Alman Abitur gibi) başarıyla uygulayabilir.”

Raporda sözü edilen giriş sınavları önce OKS (Ortaöğretim Kurumları Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavı) olup, daha sonra SBS’ye (Seviye Belirleme Sınavı) dönüştürülen sınavlardır. Öğrenciler bu sınavlara 6. Sınıftan itibaren girmeye başlıyorlardı. Bu sınavlar mahkeme kararıyla kademeli olarak durduruldu. Bu sınavlar uygulamayua başlayınca özel ders fiyatları yükselmeye, dershane sayıları artmaya başladı.

İbret verici taraf ise Dünya Bankası’nın “kaldırın” dediği sınavlar, KKTC Milli Eğitim Bakanlığı tarafından değil ortaokullara, ilkokullara kondu. 2010 yılından itibaren ilkokullarda SBS adı altında seçmeci, elemeci giriş sınavları yapılmaya başlandı. Bu da özel ders ve dershaneye bağımlılığı artırarak başlama yaşını 9’a çekti.

Daha da vahim olan ise asgari ücrete artışın yapılmadığı, işe yeni başlayanların maaşlarının düşürüldüğü, çalışanların maaşlarının gerilediği böyle bir dönemde bakanlık eliyle özel ders ve dershane koşulları yaratılıyor. Yaratılan bu sistemde hangi asgari ücretli çocuğuna özel ders aldırarak ya da dershaneye göndererek SBS veya kolej sınavlarını kazandıracaktır? İflas eden, borçlarından dolayı hapse giden esnaf mı çocuğunu özel derse gönderecek?  

Ya kırsal kesim!? Bakanlık açıklamadı ama edindiğim bilgilere göre son yapılan SBS sınavında kırsal ilkokulların büyük çoğunluğu ortalama olan 50 puanın altında. Sanırım Vadili ve birkaç ilkokul bunun üzerine çıkabildi.

Nitelikli eğitime erişme bu çocukların da hakkı değil mi?

Hiçbir çocuk ne ailesinin eğitim seviyesinden, ne gelirinden, ne de yaşadığı bölgeden dolayı nitelikli eğitime erişme olanaklarından mahrum bırakılamaz.

Yaratılan sınav sistemi eğitimdeki fırsat eşitsizliklerini artırmaktadır.

Bakanlığın ibret verici bu raporu dikkatli okuyarak, değerlendirmesi ve yeni düzenlemeler yapması gerekmektedir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1434 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler