1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. I am Amsterdam! I am North Cyprus!
I am Amsterdam!  I am North Cyprus!

I am Amsterdam! I am North Cyprus!

Uluslararası Eczacılık Federasyonu(FIP)’nun 100. kuruluş yıldönümü ve yıllık kongresi, FIP’in kurulduğu (1912) kentte yani Amstrdam’da yapıldı. 1986 yılında üye olduğumuz FIP yıllık toplantılarına olanaklar elverdiği sürece katılırım.

A+A-

 

 

Uluslararası Eczacılık Federasyonu(FIP)’nun 100. kuruluş yıldönümü ve yıllık kongresi, FIP’in kurulduğu (1912) kentte yani Amstrdam’da yapıldı.

1986 yılında üye olduğumuz FIP yıllık toplantılarına olanaklar elverdiği sürece katılırım.

1987 yılında yine Amsterdam’da yapılmıştı. Bu güzel ve “insani” şehir ile o zaman tanışmıştık. O zaman da insanları rahat ettirecek, kendini özgür hissedecek özelliklere sahipti. Bunca yıl sonra, aynı kimliği geliştirerek devam ettirdiğini gördüm.

Kongreler, toplantılar, iş amacıyla ve gezmek için gelen milyonlarca insana Hollandalılar otel, ulaşım kolaylığı, temiz çevre ve güzellikler sunmaya devam ediyorlar.

Araba yerine bisiklet ve tramvay kullanımı, çevreyi kirletmiyor. Gençler, erişkinler, bebekler, çocuklar, bisikletlerde, yağmur altında bile seyahat edebiliyorlar. Şehir merkezinde, taksiler dışında araba görmedim sanki..

İnsanları bir yerden diğerine taşıyan tramvaylar o kadar sıklıkla geliyor ki, duraklarda beklemek gerekmiyor.

Amsterdam’da yaşayan insanlar, turistlerin her sorusuna İngilizce yanıt verebiliyor.

Eski FIP toplantılarıyla şimdikini karşılaştırdığımda, tüm konuşmacıların İngilizceyi kullandığını farkettim. Geçmişte, anında tercüme yapan insanlara ihtiyaç duyuluyor, pek çok insan kulaklık takıyordu. Bu sefer baktım kulaklık takan tek-tük insan kalmış. Böylece FIP büyük bir masraftan kurtulmuş oldu!

Bu yıl dikkatimi çeken diğer bir husus, üye olmuş ülke ve eczacı örgütü sayısının çok artmasıydı. Çin, Kore, eski Sovyetler Birliği ülkeleri, eski Yugoslavya devletleri, Pakistan, Hindistan, Arap ülkeleri, yeni AB üyeleri FIP’te yerlerini almış. Bosna Hersek’li Fatima ile “adaş” resmi çektirdik.

Türkiye’de olduğu gibi, müslüman kadınların başörtüsü takarak modern yaşamda yer alması  FIP’e de yansımış. Eskiye oranla, başörtülü katılımcılar, konuşmacılar oldukça fazlaydı. Ve tabii kadın eczacıların çokluğu bu kongreye de yansımıştı.

Geçmişte, uluslararası kongrelerin renkli giyimleri ile dikkat çeken Afrika’lılar  “ulusal” kıyafetlerini terkedip “modern” kıyafetlere girmiş. Kıvırcık saçlar düzleştirilmiş..

Çinliler, Japonlar, Uzak Doğulular da özgün kıyafetlerinden vazgeçmişler..

                                                                   ******

Amsterdam denince akla gelen ilk kişi Vincent van Gogh’tur. Onun resimlerinin sergilendiği ismi ile anılan müzede restorasyon vardı. Bu nedenle eserler Hermitage müzesine alındı. Müze’nin girişinde ve şehrin her tarafına asılan panolarda, Van Gogh için “ Vincent: I am Amsterdam” yazılıydı. Geçmişte gezmiştim ama yeni eserler varsa diye yine gitmek istedim. (Nitekim, Çin resminden etkilenerek yaptığı oldukça fazla çiçek resimlerini ilk kez görüyordum.) Bilet almak için bir saat kuyrukta bekledim. Binlerce insan her gün akın akın bu müzeye koşuyor. Tabii ki Rembrant’ın,  empresyonist ve ekspresyonist ressamların eserleri de bu müzede yer alıyor.

Amsterdam’ın diğer bir özelliği de esrar kullanmanın serbest olmasıdır. Bu nedenle de çok turist çekiyor olmalı. İlk kez otel odasında “Sigara ve Esrar içilmez” yazılı tabela gördüm. Meydanlar, sokaklar, kaldırımlar sigara, esrar izmaritleri ile doluydu. Ama her birkaç saatte bir temizleyici araçlar gelir  toplar ve etrafı yıkar.

Amerika ve Avrupa’nın bazı şehirlerinde olduğu gibi burda da özel “Esrar müzesi” varmış. 1998’de açılmış, kapatılmış, tekrar açılmış. Meslek konumuza giren, dersini gördüğümüz bu madde, müzede nasıl takdim edilirmiş diye merak ettim, gidip gördüm.   

                                                                          ******

Amsterdam’a gitmeden önce burada kopan siyasi iğrençlikler, dalaveralar, kurultay siyaseti ve Lefkoşa çöplüğüne geri döndüm. Bu zamanda, küçücük bir yer nasıl yaşanmaz hale getirilir diye sormaktan kendimi alamadım. Üstelik burası düzgün giderken bu hale getirildi. Okuyucularım, siyasi ahbaplarım ne derse desin; burası artık kurtarılamaz.. Daha kötüye gider ama düzelmez..

Kamu görevine sınav ve mülakatla personel  alan “kamu hizmeti komisyonu” üyelerinden birisi siyasi entrika yapmışsa, sınavdan sorumlu kişisi sınav sorularını dışarı sızdırmışsa, bu iki insan da cumhurbaşkanına yakın kişilerse, yolun sonuna gelmişiz demektir.

Siyasi mevki ve gelecek için taraf değiştiren ve çekinmeden etrafta dolaşan bakanlar oldukça, KKTC’nin “muz cumhuriyeti” “kerhane, kumarhane, mafya adası” olarak anılması kaçınılmazdır.

Amsterdam’da herkes “I am Amsterdam” denince kıvanç duyuyor, bizim gibi burada doğup büyüyenler, “I am North Cyprus” deyince hicap duyuyoruz...

 

 

 

Bu haber toplam 1757 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler